Alan korkusu: Agorafobi nedir?

İnsanların günlük hayatını olumsuz etkileyen korkulardan biri de ‘Agorafobi’. Alan korkusu olarak bilinen ve kişilerin evden bile çıkamamasına sebep olan Agorafobi nedir? Belirtileri nelerdir?

05 Şubat 2021 Cuma, 12:46
Abone Ol google-news

Çoğu insanın bazı şeylere karşı korku yaşadığı bir gerçek olsa da, bu korkular zaman zaman kişilerin günlük hayatını etkileyecek derecede olabiliyor.

Kişilerin yaşam kalitesini bozan korkulardan biri de, ‘alan korkusu’ olarak adlandırılan Agorafobi. Agorafobi; bir alana sıkışmış hissi yaratan, utanılacak bir duruma düşecekmiş gibi düşündüren ve insanları panikletip, onlara bulunduğu ortamdan çıkamayıp, kaçamayacakmış hissi veren bir anksiyete bozukluğu olarak tanımlanıyor.

Aynı zamanda kontrolü kaybedip delirecekmiş gibi, kalp krizi geçirecek hatta ölecekmiş gibi düşüncelere de sebep oluyor. Kişi bu hale geldiğinde kimsenin kendisine yardım edemeyeceğini düşünürken, bu düşünceyle beraber ya evden dahi çıkmak istemiyor ya da yanında güvendiği birinin varlığını istiyor. 

Agorafobi en fazla panik bozuklukla birlikte görülse de, birebir aynı anlama gelmiyor. İki hastalığın da birçok belirtisi birbiriyle örtüşse de, panik bozukluk kendini ataklarla gösteriyor. Bu atakların yeri ve zamanı belli olmayabiliyor. Fakat agorafobide özellikle bir alan olması gerekiyor. Bu alanlar spesifik olacağı gibi, ev dışı tüm alanlara da yayılabiliyor. Oluşan olumsuz düşünce içeriği sinir sistemini uyarırken, aynı zamanda vücudun alarm moduna geçmesine de neden oluyor.

Agorafobi temel olarak anksiyete bozukluğu çatısı altında bulunduğu için diğer anksiyete bozuklarının yaşanması da agorafobinin zaman zaman kendini göstermesine neden olabiliyor. Çünkü birçok rahatsızlıkta olduğu gibi kendi içinde yer değiştirmesi mümkün olabiliyor. Bu hastalıklar panik bozukluğun yanı sıra; yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk (takıntı hastalığı), travma sonrası stres bozukluğu, madde kullanımının sebep olduğu anksiyete bozuklukları, özgül fobiler ve bunların dışında da, depresyon ve bazı kişilik özellikleri ile birlikte de görülebiliyor.

Agorafobide temel sorun ‘kontrolü kaybetmek olduğu’ için, kişinin kontrolün kendisinde olmadığını düşündüğü alanlarda bu rahatsızlık açığa çıkıyor. Aynı zamanda kişilik özellikleri ile de bağlantılı olduğu söylenebilir. Örneğin mükemmelliyetçi diye tanınan obsesif kişilik özellikleri olanlarda bu rahatsızlığın görülme sıklığı daha fazladır. Çünkü bu kişilik özelliği ‘hep ya da hiç’ ilkesi ile hayatını sürdürmektir. Yani uçağa bindiğinde ya çok rahat olacak ya da hiç binmeyecektir.

AGORAFOBİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Kişi evden çıkmakta zorlanıyor veya tek başına çıkmıyorsa
  • Kalabalık ortamlarda bulunmak istemiyorsa -Tünele girmekte, sinema veya tiyatroya gitmekte, kapalı otoparklarda bulunmakta, mr cihazı gibi dar alanlarda bulunmakta zorlanıyorsa
  • Asansör, uçak, otobüs gibi yerlerde bulunamıyorsa
  • Bu tür yerlerde bulunduğunda panikleyip, nefes darlığı çekeceğini, bayılacağını, kalp krizi geçireceğini veya bayılacağını düşünüp, istediği zaman o ortamdan çıkamayacağını düşünüyorsa
  • Günün büyük bölümü bu kaygılar ile geçiyorsa
  • Kaygılar aile, iş veya okul yaşantısını etkiliyorsa
  • Bu kaygıyı kontrol altına alamıyorsa
  • Kaygılarla birlikte göğüs ağrısı, baş dönmesi, titreme, mide bulantısı, terleme ve nefes alamama gibi sorunlar yaşıyorsa
  • Bu durumlar 6 aydan daha uzun süredir devam ediyorsa Agorafobinin varlığından söz edilebilir.

AGORAFOBİ NEDEN OLUR?

  • Sinir sistemi ile bağlantılı olarak biyolojik nedenler varsa,
  • Kişi taciz, tecavüz, doğal afet, beklenmedik yakın kaybı gibi herhangi bir travmaya maruz kaldıysa,
  • Ailede bu tür bir rahatsızlığı olan birisi varsa ve kişiyle uzun süre birlikte vakit geçirmiş, model aldığı biriyse,
  • Metro, uçak, asansör gibi kontrolün kendisinde olmadığı alanlar olduğunda Agorafobi meydana gelebilir.

AGORAFOBİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Agora fobinin tedavisinde, kişinin öncelikle korktuğu, kaygı duyduğu alanın ne olduğunu kavraması ve ‘kademeli’ olarak bu alana kendini maruz bırakması önemlidir. Eğer denemelerle bunu başarabiliyorsa Agorafobi noktasına gelmeden bu kaygısını yenmiş olacaktır.

Fakat tanı alacak düzeyde olan Agorafobi hastalarının psikiyatri başvurusu yapması gerekmektedir. Psikiyatrik olarak tablo oluşturulmasından sonra terapi süreci devreye girmelidir. En yaygın olan bilişsel davranışçı terapi yöntemidir. Bu terapi yöntemi ile kişi zihninde bu kaygıyla birlikte neler olduğunu görüyor olacak, olası sonuçları hesaplayabilecek, aşamalı olarak da bu kaygının üzerine gidebiliyor olacaktır.

Bir diğer terapi ise emdr terapisidir. Emdr ile kişinin negatif düşünce içeriği ele alınır ve sistemik olarak kişi bu düşünceye karşı duyarsızlaştırılır. Son olarak son dönemlerde bazı kurumlarda kullanılmaya başlanan sanal gerçeklik gözlükleri ile de agorafobi oldukça olumlu sonuçlar vermektedir.

Sanal gerçeklik gözlüğü ile bir terapistin kontrolü dahilinde MR cihazı, kapalı alan, yükseklik, asansör vb kaygılar çalışılmakta, sanki o anı yaşıyormuşçasına kontrollü şekilde kişiler bu kaygıdan kurtulmaktadır. Eğer kişi agorafobiden dolayı evden çıkamayacak hale gelmişse, ileri evrelerde bu tür tedavilerin yapıldığı hastanelere yatış gerekebilir.