Ali Şeker, sözünü hiç sakınmadı

Arkadaşları arasında “Şeker Ali” olarak tanınan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, mazbatasını aldığı günden bu yana manşetlerden düşmedi. O aslında haber olmaya alışkın bir isim.

25 Şubat 2017 Cumartesi, 21:30
Abone Ol google-news

Milletvekili seçildiğinde onu yakından tanıyanlar hiperaktif kişiliği ile Meclis’e damgasını vuracak işler yapabileceğini tahmin ediyordu az çok. Arkadaşları arasında “Şeker Ali” olarak tanınan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, mazbatasını aldığı günden bu yana manşetlerden düşmedi. Özellikle de anayasa değişikliği tasarısının Meclis’te görüşüldüğü günlerde. Önce Meclis’ten yaptığı canlı yayınla literatüre “Şeker TV” kavramını soktu. Ardından da AKP Milletvekili Muhammet Balta’nın bacağının CHP’li bir milletvekili tarafından ısırılıp ısırılmadığı polemiğine bir cerrah olarak katkıda bulunmak için Meclis kürsüsünde bacağını açarak anatomi dersi vermesi izleyenleri kırıp geçirdi. AKP’li Mehmet Metiner’le kavga sahnesi de uzun süre hafızalarda yer edecek türden bir görüntü oluşturdu.

Meclis görüşmeleri sırasında hayli karizma çizdi Ali Şeker. Çizim olayına meslek olarak yatkın. Zira Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazanmadan önce Endüstri Meslek Lisesi’nde makine ressamlığı bölümünde okudu ancak tornacılık bölümünden mezun oldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazanınca belki hiç makine çizimi yapmadı ama anayasa görüşmeleri sırasında Meclis’te hayli karizma çizdi. Önce TRT’nin karizmasını çizdi, ardından da yalan üzerine mağduriyet oluşturmaya çalışan ve her daim muhalefet milletvekillerine dayılanan AKP’li vekillerin karizmasına bir çizik attırdı. Gerçi canlı yayın konusunda kendisine Meclis’ten bir rakip çıktı. “Yeliz Abi” diye sarakaya alınan AKP Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın yayınlarının kadın adıyla Twitter’dan hesap açıp trollük yapması ortaya çıkınca “Yeliz TV”nin yayınları kesildi. TRT’nin Ali Şeker’den intikamı da yaptığı canlı yayın nedeniyle telif hakkı istemesi oldu.

Gezgin dedelerine çekmiş

Ali Şeker milletvekili olduğu günden beri sadece kendi seçim bölgesi değil bütün Türkiye’yi karış karış dolaşan milletvekillerinden biri. Bir gün HES protestosu için Artvin’de ertesi gün Diyarbakır’da, bir sonraki gün Silivri Cezaevi’nde, sabahına Kahramanmaraş’ta, diğer günler ise Çağlayan Adliyesi’nde iktidarın hışmına uğramış olanların duruşmalarında. Bu kadar çok gezmekten eve uğramaya zamanı kalıyor mu acaba diye soruyoruz. İlk cevap eşi Sevim Şeker’den. “Yol üstünde isek geçerken bir ara uğruyor” diye takılıyor. Ali Şeker, “Dedelerime çekmişim” diyerek ekliyor:

“Biliyorsun dedelerim de bir yerde durmayıp ha bire elden ele göçmüşler. Göçebe Türkmen geleneği bu asırda da sürüyor görüldüğü gibi. Dedelerim bildiğin gibi Elazığ’da senin de dedelerinin köyü olan Sün köyünden kalkmış önce Malatya’ya sonra da Sivas’ın Hafik ilçesine konmuşlar. Anne tarafımdan Malatya’nın Arguvan ilçesinden gelip yerleşmiş Hafik’e. Babam ben çocukken İstanbul Avcılar’a gelmiş. Aş ve iş için. İktidarın gazabı Türkiye’nin tüm bölgelerine eşit paylaştırılmış. Bir yerde insan hakları, diğer yerde doğa hakları, başka bir bölgede maden faciası, bir başka bölgede çocuk tecavüzleri ya da yurt yangınları, iş kazaları derken CHP milletvekilleri olarak hepimiz Türkiye’nin dört bir yanına dağılıyoruz. Bu gezginlik mecburiyetten. Sadece kendi bölgemizle sınırlamıyoruz çalışmalarımızı. Hattı müdafaa yerine sathı müdafaa derdindeyiz. Biraz da gezme konusunda üşenmiyoruz, dedelerimize çekmişiz. Arada bir evimize de geçerken uğruyoruz.”

ARKADAŞINI YOLDA TANIRSIN

İri ve heybetli yapısı ve duruşu nedeniyle tanımayanlar tarafından sert mizaçlı biri olarak değerlendirilebilir. Oysa Ali Şeker, içinde bir çocuk ruhu barındıran, espri ve mizahı kendisine çok yakıştıran, stres ve gerginliği kapsama alanı dışında tutan bir kişilik. Yıllar önce henüz siyaset camiasında tanınmadığı zamanlarda üç ortak arkadaşımızla şehirler arası bir seyahatten dönerken kar boran bir havada ve kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde yakıtımız bitti.

Direksiyondaki Ali Şeker, “Panik yapmayın arkadaşlar, bagajda bir bidon benzin her zaman saklarım” diye kendinden emin bir şekilde inip bagajı açtı. Dolu sandığı bidonun sapına el atar atmaz boş bidon havaya kalktı. İlk tepkisi, “Bu benzini kim içmiş?” oluyor. Araçtaki herkeste homurdanmalar. Zira dışarıda kar, tipi. Ali Şeker, cep telefonundan en yakın benzin istasyonunu bulmaya çalışıyor. Sonuç felaket. En yakın benzin istasyonu 50 kilometre uzakta.

Arabayı ite kaka, vitesi boşa alarak bir süre götürüyor. Ama yol arkadaşları olarak hepimiz tedbirsizliği nedeniyle saydırıyoruz Ali Şeker’e. O son derece sakin “Ya bi durun, garip kuşun yuvasını Allah yaparmış” diyor. Biraz daha gittikten sonra yoldan hayli uzak bir yerde bir fabrika arazisi girişinde küçük bir benzinlik görüyoruz. Herkeste sevinç naraları. Ana yoldan ayrılıp tarlaların arasından o fabrikanın girişindeki benzinlikten yakıtımızı alıyoruz. Bu kez saydırma sırası Ali Şeker’de: “Büyüklerimiz boşuna arkadaşlarını yolda tanıyacaksın, diye dememiş. Amma da yol arkadaşları seçmişim be. Hepiniz beni didikleyip durdunuz. Aha işte bulduk benzini. O kadar tatava yapmaya değdi mi?”

Kötü TRT yönetimi bizi yayıncılığa itti

Meclis’ten Periscope üzerinden yayın yapmayı nereden aklına getirdiği sorusuna verdiği cevaptan bu konuda deneyiminin cerrahlık yıllarına dayandığını öğreniyoruz. “Kötü komşu insanı mal sahibi yapar atasözündeki gibi kötü TRT yönetimi de bizi yayıncılığa itti. Kendi göbeğimizi kendimiz kestik” diyerek ekliyor Şeker: “Cerrahlık yıllarımda sünnet ettiğim çocukların ve ailelerin streslerini azaltmak için ameliyathane ile dışarıda bekleyen aileleri arasında görüntülü yayın yapıyordum. Aile ve çocuk birbirleriyle konuşurken biz operasyonu yapıyorduk. Bir arada çocuklara gözlüklü ekranlardan video yayını yaptım. Çocuklar gözlük ekranlardan çizgi film izleyerek gerginliklerini atıyordu.”

Cerrah hassasiyeti

Binlerce çocuk sünnet ettiğini ancak bir tane bile yanlış operasyona imza atmadığını övünerek belirten Ali Şeker, ellerini iyi kullanmasını da tornacılıktan gelen deneyimine bağlıyor.

Ülkemizde meslek liselerinin üniversite sınavlarında başarılı olduğu söylenemez. Hele hele öğrencilerin ilk tercihi olan tıp fakültesini kazanmaları mucize gibi bir şey. Neden teknik liseye gittiğini ve nasıl olup da tıp fakültesini tutturabildiğini de sıradan bir şeymiş gibi anlatıyor:

“Köy kökenli bir aileyiz. İstanbul’a taşındığımızda babamız bir otelde iş buldu. Otelin teknik işlerine bakıyordu. Elektrik, motor, marangozluk ve tesisat işleri, kısacası ne iş olsa yapardı. Ben de tatillerde babama yardım ederdim. Otel dışında da kuruyemişçi de çalıştım uzun süre. Babam kısa yoldan meslek sahibi olmam için beni teknik meslek lisesine yazdırdı. Makine ressamlığı bölümüne girdim ama torna tesviye bölümünden mezun oldum. Üniversite sınavlarında ilk sıraya tıp fakültesini yazmıştım. Doktor olmayı istiyordum ve oldu.”

ÖĞRENCİYKEN DE MANŞETTEYDİ

* Aslında Ali Şeker’in manşetlere çıkması yeni değil. Daha öğrencilik yıllarında gazetelerin manşetlerine çıkmaya alışık biri. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olurken diploma töreninde öğrenci derneği başkanı olarak yaptığı konuşması Cumhuriyet’in birinci sayfasından diğer gazetelerin iç sayfalarında yer almıştı. Rektör, dekan ve hocalarının gözünün içine bakarak fakülteden yeterli eğitimi almadan mezun olduklarını, üç beş öğretim üyesi ve bir devlet hastanesi ile tıp fakülteleri açıldığını dile getiren Ali Şeker, tıp eğitim kalitesinin yıllarca onarılamayacak şekilde zedelendiğini söylemişti.

* Doktorluk görevine başladıktan sonra görev yaptığı Erzincan’da depreme yakalandı ve 20 gün boyunca sahra hastanesinde arkadaşları ile depremzedelere sağlık hizmeti sunan ekibin başında yer aldı.

* 1999 depreminde kendi ilçesi Avcılar’da benzer bir görevi ifa ederek gazetecilerin ilgi odağı oldu.

* Gezi Direnişi sırasında park içinde hastaneye dönüştürülen çadırlardan birinde yaralılara sağlık hizmeti veren doktorların arasında yer aldı. O nedenle adı “Gezi Doktoru”na çıktı.

* Büyükçekmece İlçe Başkanlığı sırasında AKP’li Esenyurt Belediyesi’nin göreve gelir gelmez kaldırdığı Nâzım Hikmet Heykeli’nin daha heybetlisini kendi olanaklarıyla yaptırıp parka diktirdi.