Anı, şiir ve öykülerle dolu bir ev: Ahmet Erhan Hatıra Evi

Şair Ahmet Erhan’ın anılarının; piposu, sırt çantası ve ceketi gibi kişisel eşyalarının ve şiirlerinin sergilendiği Ahmet Erhan Hatıra Evi, Ankara Hatay Sokak’ta şiirseverleri keyifli bir vakit geçirmeye davet ediyor. Aynı zamanda bir kafe olma özelliğini taşıyan hatıra evinin sahibi ve Erhan’ın yakını Murat Koçak, hatıra evinin öyküsünü “Ahmet Erhan’ın eşi bana ulaştı ve ‘Benim bir Ahmet Erhan Hatıra Evi hayalim var. Ahmet’e olan sevgini biliyorum ve buranın kurulması için eşyalarını sana veriyorum’ dedi. Ben de onun vediği eşyalardan, hatıralardan bu hatıra evini kurdum” sözleriyle anlatıyor.

06 Mart 2020 Cuma, 10:10
Abone Ol google-news

Ahmet Erhan Hatıra Evi, Kızılay Hatay Sokak’ta, eski bir apartmanın 7. katında yer alıyor. Şairin yaşamından kesitleri ve kişisel eşyalarını barındıran ev, aynı zamanda bir “kafe” olma özelliğini taşıyor. Şairin ilk baskı kitaplarının, ceketinin, piposunun, sırt çantasının ve daha pek çok kişisel eşyasının sergilendiği kafeyi, Hatıra Evi’nin sahibi Murat Koçak, Cumhuriyet Anadolu’ya anlattı. 

Memurlukta şiir tutkusu...

Kendisi de Erhan’ın yakını olan Koçak, her tarafı şiirlerle dolu hatıra evini anlatmaya “Ahmet Erhan’la şair Enver Gökçe’nin cenazesinde tanıştım. Ben de şiire meraklıydım. Şiirlerim yayınlanıyordu ama bir devlet dairesi hayatım da oldu. 7 yıla yakın memurluk yaptım” sözleriyle başlıyor. Memurluk yıllarında, çalışırken şiir de yazdığını aktaran Koçak, akıllara Orhan Veli’nin “Beni bu güzel havalar mahvetti / Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden” dizelerini getiriyor. Ancak Koçak, kendi söylediğine göre, memurluktan şiir tutkusu nedeniyle değil “siyasi nedenler yüzünden” ayrılmak zorunda kalıyor.

‘Sahip çıkmayanlara teşekkür’

Memurluktan atıldıktan sonra, Ahmet Erhan’ın 1990’da kurduğu A Kitabevi’ni devraldığını söyleyen Koçak, “Ben de 1995’te buradan ayrıldım ve Ankara Şiir Evi diye bir ‘ütopya’ kurdum. Ancak burası sadece 9 ay yaşadı. Sonra Ankara’dan ayrıldım ve İstanbul’a gittim. Ondan sonra ‘çılgınca’ şeyler yaptım” diyor. “Çılgınca şeyler”den kastettiğini ise gazetemiz Cumhuriyet’e verdiği bir ilan üzerinden şöyle anlatıyor: 

“Kitabevi batınca Cumhuriyet gazetesine bir ilan verdim. İlanda, ‘Borçları olup da ödeyemeyenler: Hepinize bana sahip çıkmadığınız için teşekkür ediyorum’ yazdım. Bu ilandan sonra da kapatıp İstanbul’a gittim.” 

‘Her anımı şiirce yaşıyordum’

İstanbul’da yıllarca sokaklarda yaşadığını anlatan Koçak, geçimini sağlamak için de kendi çıkarttığı dergiyi sattığını söylüyor ve “Üzerime bir önlük yaptım. Bu önlüğü İstiklâl Caddesi’nde takıyordum ve çıkarttığım dergiyi önlüğün ceplerine doldurarak satıyordum. 1998’den 2011’e kadar bu dergiyi çıkarttım. Sivas Katliamı’nda katledilen şair Behçet Aysan’ın kızı olan Eren Aysan ile beraber çıkartıyorduk. Her anımı şiirce yaşıyordum” ifadelerini kullanıyor.

‘Şiir bağırırdım’

İstanbul meydanlarında “şiir bağırarak” gezdiğini anlatan Koçak, sıradışı öyküsünü şöyle anlatıyor:

“Uzun yıllar sokaklarda şiir bağırdım. İstanbul’da elime aldığım şiir kitaplardan şiir seçer, bağıra bağıra okurdum. İlhan Erdost’un eşinin kardeşi de ben şiir okurken biri rahatsız etmesin diye başımda dikilir ve beni korurdu. En çok Ahmet Erhan’ın şiirlerini bağırırdım.”

‘Buranın her yeri bir hatıra’

İstanbul macerasından sonra 2014’te tekrar Ankara’ya döndüğünü söyleyen Koçak, “Şiir evini yeniden oluşturdum. 2016’da önce A Şiir Evi olarak devam ettirdim. Sonra Ahmet Erhan’ın eşi bana ulaştı ve ‘Benim bir Ahmet Erhan Hatıra Evi hayalim var. Ahmet’e olan sevgini biliyorum ve buranın kurulması için eşyalarını sana veriyorum’ dedi. Ben de onun verdiği eşyalardan, hatıralardan bu hatıra evini kurdum” diyor. Hatıra evinde Erhan’ın kitaplarının bütün baskılarının, ilk kitabı “Alacakaranlıktaki Ülke”nin ilk baskısının, fotoğraflarının, kendi özel kitaplığının yer aldığını söyleyen Koçak, “Buranın her yeri bir hatıra” ifadelerini kullandı.

‘Kokusu hâlâ ceketinde duruyor’

Hatıra evinde bir vitrinin ardında sergilenen Ahmet Erhan’ın saatleri, piposu, sırt çantası, ceketi gibi kişisel eşyalarının ise her birinin ayrı bir öyküsü bulunuyor. Bu öyküleri de şairin eşi şöyle anlatıyor:

“Ceketini doğum gününde hediye etmiştim. Öyle sevmişti ki nereye gitse giyerdi. Kokusu bile hâlâ üzerinde duruyor. Sırt çantasına sığıp gezmelere gitmek isterdi ama sığamazdı. O bu duruma düşünce ‘Alışkanlıklarım bol / Kapsama alanım geniş’ dizeleri aklıma gelir. Bazen evde küsüştüğümüz zaman salondaki küçük eşyaları bu çantaya doldurur odasına giderdi. Piposuna gelince, hep pipo istiyordu. Onu da Silivri’deyken hediye etmiştim. Tütününü incir lokumu kutusunda saklardı. Sürekli sokak satıcılarından saat alırdı. Bozulunca pil alıp takmak yerine yenisini alırdı. Üstünde mutlaka fener, kibrit, çakmak taşırdı. Odasında da bunları hep masasının üstünde tutardı.” 

‘Galatasaray’ı zaten biliyorsun’

Koçak ayrıca, Ahmet Erhan’ın hayatında Galatasaray’ın da önemli bir yeri olduğuna dikkat çekiyor ve “Galatasaray maçı olduğu zaman dünyayla bütün ilişkisini keserdi” diyor. Hatıra Evi’nin içinde ise şaire ait devasa Galatasaray bayrağı ve sarı kırmızı kravatı, şairin “Cimbom” tutkusunu gözler önüne seriyor. Şairin eşi de Erhan’a ait eşyaları Koçak’a teslim ederken, Galatasaray logolu eşyaların üstüne “Galatasaray’ı anlatmıyorum, zaten biliyorsun” notunu düşüyor. ANKARA