Baktığımız yerden mizah çıkıyor

Kaan Sezyum ve Aziz Kedi isimlerini kitap, gazete, internet, televizyon uzun lafın kısası her alanda görmek mümkün. Gündeme dair konu başlıklarını, kendi bakış açılarını ortaya koymak için araç olarak kullanıyorlar. Dertleri bir şey öğretmek değil, canlarını sıkan olaylara dikkat çekmek. Mizahi dilleri ve iğneleyici tarzları da bunun bir parçası; görebilene tabii!

05 Eylül 2010 Pazar, 17:07
Abone Ol google-news

Kaan Sezyum ve Aziz Kedi herkesin aşina olduğu isimler. Aziz Kedi’yi, Okan Bayülgen’in televizyon programında metin yazarlığından, Milliyet Cadde’deki köşesinden, Tempo dergisinden, hazırlanacak rock ansiklopedisinden tanıyanlar vardır. İş gereği geniş bir gündem takibinin ortasında, üretimlerini her geçen gün arttırmanın derdinde. Kaan Sezyum ise Penguen dergisi ve Radikal Cumartesi yazılarının yanı sıra, internette yaptığı fotoşop çalışmalarıyla ilgi çekiyor. Yeni çıkardığı “Oh Yes” isimli kitabının da dumanı üzerinde. Bu iki adam neden mi bir röportaj konusu oldu? Son dönemde hızla değişen gündeme dair mizahi yazıları çok ilgi çeker hale geldi. Zekice kurguladıkları metinlerde rahatsız oldukları gündeme gönderme yapıyorlar. Biz de gündemlerini konuşmak üzere buluştuk. Kimi zaman konudan konuya atladık, zihinlerimiz bulandı. Kimi zaman da gülmekten esas konuya dönemedik ve ortaya böyle bir röportaj çıktı:

- Size nasıl hitap etmeliyim? Gerçek isimlerinizi kullanmıyorsunuz. Nedir bu gizem?

Aziz: Altı yıldır bu ismi kullanıyorum, böyle tanındım. Gerçek adımın bilinmesi gibi bir derdim yok. Tanınmadan önce de ekşi sözlükte yazarken de herkes Aziz derdi bana.

Kaan: Benim hikâyem daha net. İnternet çıktığında takma isimler aranıyordu. O zaman facebook kafası yoktu. Direk ismimi de vermek istemiyordum. Artık sadece tanıyanlar Kaan diyor, onun dışında hep Sezyum'umdur.

- Ulusal medyada gündemi kendi dilinizle, mizah anlayışınızla yorumluyorsunuz. Peki nedir gündeminiz, nasıl bir takip yaparsınız?

Aziz: Bana yardım eden bir iki genç arkadaşım var. Her hafta en kıytırık haber portalından en büyük gazeteye kadar, benim okumamı gerekli gördükleri her haberi dosyalıyorlar. O malzemeyi sadece gazetede kullanmıyorum, televizyon için de gerekli. Yoğun çalıştığım zamanlarda televizyona bakamıyorum. Bu dosyadan yararlanıyorum.

- Sizin böyle bir ekibiniz var mı? Televizyon hep açık mıdır evde?

Kaan: Kedim var bir tane, Tor Tor. Gündem takibini beraber yaparız. Televizyon da hep açık değil, cimriyim ben.

Aziz: Doğalgazı da hemen kapatır zaten.

Kaan: Hep belli sıcaklıkta tut muhabbeti yalan abi. Bu ay kapattım, 19 lira azaldı faturam. Pardon, konuyu kaçırdım. Gündem takibini not defterine yapıyorum. Bir sürü not defterim var, sayısını bile bilmem. Ama bazen kaybediyorum onları, iyi olmuyor. Artık hepsini dosyalıyorum.

- Peki mizah, sizin için nasıl bir araç?

Aziz: Ben mizah yazarı değilim. Sinirimi bozan, kalbimi kıran şeyleri yazıyorum. Ama üslubum düz değil, biraz daha komik olmuştur her zaman. Benimki var olan bir şeyi yeniden yorumlamak, biraz güldürmek olabilir. Aslında ben ne halt ettiğimi de çok bilmiyorum.

Kaan: Ben de komik olsun diye yazmıyorum. Yaptığım şeyler bir tür bakış açısı. Hayatı ve çevrenizdekileri nasıl anlamlandırdığınızla ilgili bir durum. Referandumla ilgili herkes bir şey söylüyor. Ben de kibarca küfür etmeye çalışıyorum. O zaman da komik oluyor.

- Malzeme sıkıntısı çekiyor musunuz?

Kaan: Ben çekiyorum. Çünkü artık Başbakan’la, Kılıçdaroğlu'yla ilgili yazmak istemiyorum. Metin Üstündağ “Kaç yıldır aynı adamlar hakkında espri yapıyoruz” diyordu. Bu çok sıkıcı. Çok flaş insanlar çıkmıyor, çıkanlar da sabun köpüğü oluyor.

Aziz: Benim de bu hafta şu önemli olaya değineyim diye, bir derdim yok. Konu başlığını bahane edip, onu bir yere dolayıp, söylemek istediklerimi herhangi bir konuyla anlatıyorum.

- Yazamadığınız, bulaşmak istemediğiniz, çekincede durduğunuz konular var mı?

Aziz: Etkin olmadığım hiçbir alanda ukalalık etmek istemem. Bazı konularda konuşsam herkes kadar konuşurum ama yazarken durduğum alanlar vardır.

Kaan: Aziz’e katılıyorum. Yazamadığım alanlara da ağır ağır girmeye çalışıyorum artık. Atatürk ya da inanç sistemleri hakkında yazabilmek istiyorum. Biri birine Allah belanı versin diyor mesela. Bu suç mu? Ne kadar bela gelecek başına? Merak ediyorum...

Aziz: Televizyon programında, yayından bir iki gün önce bazı olaylara gülmekten ölüyoruz. Ancak onların çoğunu yayınlayamıyoruz. Alınganlıklarımız milletçe biraz azalsa, en azından ben daha fazla eğleneceğim.

- Yine de çok gülen bir toplumuz da. Sanki herkes her şeyi konuşuyormuş gibi geliyor bana.

Aziz: Genellemesi zor. Mizah konusunda çok ikiyüzlü bir toplumuz. İyi ki de öyleyiz. En sert konularda bile iki kişi bir araya geldi mi, gülmeyi bilir. Rahat bir genimiz var, o kesin. Ama her zaman çıkamıyor. Bütün anneanneler, babaanneler komik değil midir Türkiye’de? Ama babaanne topluma sunulurken, bilge kadına dönüşür. Komik denilmez. Bütün hacı dedeler çok komiktir, aksini görmedim.

Kaan: Laz müteahhitlerimiz var mesela. Karadeniz’in İstanbul’a getirdiği bir mimari anlayış var. Yazdım ben, bir kaç mail geldi sitemkâr. Bu biraz kültür olarak Doğu’ya yakın olmamızla ilgili. Biz daha cemaatçiyiz. Herkes neye gülüyorsa ona gülüyoruz. Türkiye’de çoğu şey açık konuşulamıyor. Cumhurbaşkanı bir açıklama yapıyor, ne demek istediğini bir uzmana soruyorlar. Uzmanın yerinde olsam, adam gibi konuşsun anlayalım derdim. Cumhurbaşkanı’nın bile ne dediği belli değil.

 

İkimizin de eşkâli unutulmaya müsait değil...

- Ortamda hep güldürüp eğlendirmeniz bekleniyor mu?

Aziz: Konuştuğumda yazdığımdan daha komiğim, yine de etrafım “Haydi bir espri patlat” demiyor.

Kaan: İnsanın kendini komik bulması garip geliyor. Arkadaşlarım benden çok daha komiktir. Belli günlerde buluşuruz, ayin gibidir, çok eğleniriz.

Aziz: Ooo, kendinize bir Hıncal Uluç dünyası yaratmışsınız.

Kaan: Grubumuza logo, tişört de yapacağız. Gücümüzü bizim gibi iyi geyik yapabilecek adamları bulmaya da harcıyoruz.

Aziz: İşte bu ya! Facebook’ta bütün gün kendini savunan, hep bir açıklama yapan adamlar var ya, onların üçte biri kadar kendimizi ciddiye alsak süper şeyler yapacağız. Çok zengin oluruz yahu.

Kaan: Sen zenginsin zaten.

- Komik adamlar çekici bulunur, siz ne düşünüyorsunuz?

Kaan: Bence Aziz çok çekici bir adam.

Aziz: Ben de Kaan'a karşı boş değilim... Yok ya, sadece komik değil, kafası çalışan adam çekicidir.

Kaan: Ben hiç ekmek yemedim o durumdan. Zaten birebir durumlarda tuhafımdır. Işıkları kapatırım. Sabun erimesin diye dik koyarım. Misafirliğe gelenleri asansörle indirmiyorum, apartmana masraf olmasın diye. Rahatsız bir adamım.

- Başınıza gelen enteresan hikâyeler var mı?

Aziz: İkimizin eşgali de unutulmaya müsait değil. Kimi zaman oluyor öyle durumlar.

Kaan: Dönerci filan fotoğraf çektirmek istiyor. Bir kere sucu, bedava su pompası verdi bana... Güzeldi ama gülmeyin öyle!

- Peki, bir projeniz var mı gençlerle ilgili?

Aziz: Gençler hep yol yordam soruyor, öğrenmek istiyor. Kurumsal olarak gençlere destek vermek istiyorum. Okulda öğrendiklerinin yanı sıra o çocukların yapmak istediklerini yapmış, palavradan bir yere gelmemiş adamları buluşturmak istiyorum. Niyetim 10 yıl içinde bunu yapabilmek. Ücretsiz olacak.