Bekâr anneler, var olduklarının kabul edilmesini istiyor

Ankara, İzmir, Antalya, Adana, İstanbul’da 100 bekâr anne ile görüşülerek hazırlanan araştırmaya katılan kadınlar, “Çizdiğiniz anne olmak zorunda değilim’’ diyor .

22 Nisan 2021 Perşembe, 16:29
Abone Ol google-news

Onlar mutsuzluk, şiddet dolu evlerden, çocuklarını da kaparak çıkan cesur anneler. “Bekâr annelik” yaşamlarında daha özgür, daha huzurlular. Tek kaygıları çocuklarının geleceği olan bekâr anneler, yeni yaşamlarında desteklenmeyi bekliyor.

Think Aloud Araştırma ile anne ve çocuk markaları stratejisti Esra Baykal’ın Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve İstanbul’da 100 bekâr anne ile görüşerek hazırladıkları araştırmada, bekâr annelere zorlandıkları konular, bekâr anne olma kararları, beklentileri, çocuklarıyla ilgili kaygıları ve hayalleri soruldu.

Esra Baykal, araştırmanın sonuçlarını şöyle değerlendiriyor:

“Bekâr annelerle gerçekleştirdiğimiz bu sohbetler bize, üzerine dikilmeye çalışılan elbiselere artık ‘Dur!’ demek isteyen kadın sayısının arttığını göstermektedir. Evlenmek kadar boşanmanın da doğal olduğunu, bekâr bir annenin de herhangi bir kadın gibi özgür ve maskesiz yaşayabileceğini, ekonomik ve sosyal anlamda haklara sahip olduklarını yüksek sesle söylemek istiyorlar."

Anne olan kadına biçilen rollere ve etiketlere ‘Dur’ demek isteyen bu kadınlar, yeni çıktıkları ‘özgür ve huzurlu yaşam yolculuklarında’ kabul edilmeyi, daha fazla hırpalanmamayı, aksine kazandıkları savaşta desteklenmeyi bekliyorlar.

Yepyeni bir hayata başladıklarını, artık daha huzurlu, geleceğe nispeten daha umutlu baktıklarını gördüğümüz bekâr annelerin tek kaygıları, çocuklarının geleceği. Çünkü bu anneler, büyük ölçüde nafaka almadan boşanıyor. Devletin takdir ettiği minimum nafaka oranları bile çoğunlukla eski eşler tarafından ödenmiyor. Kadınlar bu noktada, yeni sahip oldukları özgürlük, huzurlu ev ortamı için ekonomik desteklerinden feragat etmeye razı hale geliyorlar.

Çocuklarını emanet edecek aileleri yakında olmayanlar en zor durumda kalanlar elbette. Kreş fiyatlarını, bakıcı bütçelerini karşılamakta zorlanıyorlar. Çocukları ile başladıkları yaşamlarında, çalışmak için alternatif modellere ihtiyaç duyuyorlar.”

Anne ve çocuk markaları stratejisti Esra Baykal

HAKLARINDAN HABERSİZLER

Finansal okuryazarlık, SGK hakları, yan destekler, sosyal yardımlar konusunda bekâr annelerin pek çok haktan habersiz olduklarını anlatan Baykal, “İçinde bulundukları savaştan bir an önce çıkmak için eldeki haklarından da feragat ediyorlar. İlk anda özgürlük ve rahatlama hissi duyuyorlar ama sonra gelecek kaygısı başlıyor” diyor.

Baykal’a göre, bekâr anne destek programları hazırlanmalı, kamu ve özel sektör işbirliği ile psikolojik, pedagojik destekler, finansal okuryazarlık eğitimleri, işyeri kreşlerinin artırılması, esnek saatli çalışma imkânları, hukuksal haklara dair seminerler, İŞKUR destekleri sunulmalı.

3 YIL HAYAL YOK

Bekâr annelerin, boşanmadan sonraki ilk üç yılda çocuklarına doğru bir yaşam ortamı yaratmak dışında hayal kuramadıklarını belirten Baykal, “Ancak, üç yıldan sonra gözlemliyoruz ki kendilerini de düşünmeye başlıyorlar. Yalnız ölmek istemiyorlar, belki evlilik hâlâ uzak geliyor onlara ama bir hayat arkadaşı ihtiyaçları olduğunu, kadınlıklarını geri kazanmak zorunda olduklarını biliyorlar” diyor.

BEKÂR ANNELERDEN... 

‘Ben eksik değilim’

“Ben boşandıktan sonra beni birileri ile tanıştırmak isteyenler oldu, bir iki kez buluşmaya da gittim. Karşımda oturan erkekler hep bana öncelikle kendi kurallarını anlattılar. Ben şöyle kadın isterim, buna dikkat et isterim dediler. Ben ilk eşleri olsaydım benimle böyle konuşabilirler miydi, sanmıyorum. Sanki ben ikinci el, arızalı bir ürünmüşüm gibi kendimi beğendirmemi beklediler. Ben de uzatmadım kalktım, bir daha da görüşmedim. Ben eksik ya da bozuk değilim, ben talihsizlikler yaşadım ve kurtardım kendimi. Kendimi ezik ve değersiz hissettirecek başka bir ilişkiyi de yaşamam bundan sonra...” 

‘Su getir dese batar bana’

“Ben yeniden evlenir miyim emin değilim, çocuğumla başka birini aynı eve sokar mıyım, sanmıyorum. Birisi bana zorunluluklar, kurallar getirirse ne tepki veririm emin değilim. Ben zaten bunlardan kaçmışken su getir dese bile batar bana sanırım. Benim de psikolojik olarak yeni bir ilişkiye hazır olmam lazım. Ama yalnız ölmek elbette istemiyorum. Belki bir gün... Ama şimdi hazır değilim.” 

‘3. seçeneği ben buldum’ 

“Anne hep susmalı ve toparlayıcı olmalı diyorlar, yıllarca yediğim dayağı da çocuklarımın çektiklerini de sineye çektim. Ama öyle bir nokta geliyor ki artık kendi canın ve çocuklarının canı tehlikeye giriyor. Burada susmak yapılacak bir şey değil. Ailemi aradım ya buraya gelirsin ya kocanın yanında kalırsın dediler. Oraya gitsem bin türlü mahalle baskısı yiyeceğim belki de istemediğim biriyle yeniden evlendirileceğim. Çocuklarım da ben de yine perişan olacağız. Burada kalsam ölme riskim var. Eğitimim yeterli değil... Ama bir an geliyor işte, cesaretini topluyorsun. İki seçenek yok bu hayatta, üçüncü seçeneği de ben buldum, buradan gideceğim diyorsun. Günde iki işte çalışıyorum, oğlumu üniversiteye hazırlıyorum. O da bazen kafede çalışıp bana destek oluyor. Kendi evimizde, kendi dünyamızda yaşıyoruz. Hiç pişman olmadım aldığım karardan. Dün geceden kalma bulaşıklar var tezgâhta şu anda... Umurumda bile değil, bu kalan bulaşıklar yüzünden beni dövecek kimse yok evde. Oğlum yaşadıklarımız yüzünden sedef hastası oldu, boşandıktan sonra tedaviye başladık, şimdi daha iyi... Aldığım kararla gurur duyuyorum, tek korkum gelecek, benden başka oğluma sahip çıkacak kimse yok, bunu da çözdüğümde artık yıkılmaz olacağım.”