Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Azap: 'Aylardır koronavirüs hastalarına bakıyorum ve hastalanmadım'

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, gözlük ve maske kullanarak aylardır koronavirüs hastalarına baktığını ve hastalanmadığını söyledi. Prof. Dr. Azap, kış aylarında kapalı ortamlarda 1 metre fiziki mesafenin 2 metreye çıkarılması, kapalı ortamların 1 saatte 6 kez 5'er dakika havalandırılması gerektiğini belirtti. Çift maske takılmasını ise önermeyen Prof. Dr. Azap, "Bu aslında biz kurallara dikkat edersek çok da kolay bulaşan bir virüs değil" dedi.

30 Ekim 2020 Cuma, 11:19
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Azap: 'Aylardır koronavirüs hastalarına bakıyorum ve hastalanmadım'
Abone Ol google-news

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, havaların soğuması ve kış aylarıyla birlikte tüm dünyada koronavirüsteki olgu sayılarının hızla artmasını beklediklerini söyleyerek, "Tüm dünyada olgu sayıları hızla tırmanıyor. Her gün yeni rekorlarla karşılaşıyoruz. Amerika, Fransa, İspanya, İtalya pek çok kuzey yarım küre ülkesi bu sorunu şimdi yaşıyor. Bizim ülkemizde de aynı şekilde yetkililerin de en üst düzeyde yaptıkları uyarılar da bunun bir göstergesi. Olgu sayılarının hızla tırmanmakta olduğunu, önümüzdeki haftalarda daha da artacağını bekliyoruz" dedi.

'KORUYUCULUK 2 KAT ARTIYOR'

Prof. Dr. Azap, en baştan beri söyledikleri kuralların geçerli olduğuna dikkat çekerek, "Bu salgının dünya üzerinde dolaştığı 9 ay boyunca bizim yaptığımız öneriler sınanmış oldu ve etkili bir şekilde koruma sağladığı da gösterilmiş oldu. Nedir o öneriler; fiziki mesafeyi koruyacağız. Kapalı mekanlarda fiziki mesafeyi, 1 metrelik mesafeyi daha da artırmak gerekir. Bu önlemler bizim karşılaştığımız virüs miktarını belirliyor. Biz ne kadar çok önlem alırsak o kadar az bir virüsle karşılaşırız, vücudumuza az virüs girmiş olur ve o kadar da hafif hastalık geçiririz veya hiç hastalanmayız. Örneğin fiziki mesafeyi 1 metreden 2 metreye çıkarttığınızda koruyuculuk iki kat artıyor. Yani bu mesafe ne kadar artarsa o kadar iyi" diye konuştu.

"1 SAAT İÇERİSİNDE 6 DEFA HAVALANDIRIN"

Kapalı ortamda havalandırmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Azap, "En güzeli aslında doğal havalandırma dediğimiz pencereleri, kapıları açarak odayı havalandırmak. Mümkünse 1 saat içinde 6 defa 5’er dakika pencere kapı açıp havalandırmayı sağlamak gerekiyor. Ama ne kadar yapılabilirse o kadar karşılaşacağımız virüsü azaltacaktır. Hep mantığımızın o olması lazım; karşılaştığımız virüsü azaltma yönünde davranacağız. O yüzden ne kadar havalandırabiliyorsak koşullarımız buna ne kadar izin veriyorsa o kadarını yapacağız. Merkezi havalandırma olan yerlerde o kurallar çok net belirlendi. Dışarıdan yüzde yüz temiz hava alınıp içeriye verilecek, içerideki kirli hava dışarıya çıkarılacak. Bunlara dikkat edildiği ölçüde virüs bulaşmıyor" dedi.

'ÇİFT MASKEYİ ÖNERMİYORUM'

Aynı şeyin maske için geçerli olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Azap, çift maske ile ilgili önerileri değerlendirdi. Prof. Dr. Azap, "Şu an için elimizde çift maske kullanımını destekleyecek bir bilimsel bilgi yok, bunun daha iyi koruduğunu söyleyen bir bilgi yok. Önemli olan kullandığımız tek maskenin, tıbbi maskenin 3 katlı arada bir geçirmez tabaka olan kurallara uygun üretilmiş maske olması. Böyle bir maske takmak zaten etkili bir koruma sağlıyor. Yüzde 65 ile 85 oranında sadece bu maske virüsün bulaşmasını engelliyor. 2’nci maske takmanın şöyle bir zararlı durumu olabilir; bu tek maske bile çok kayıyor ve ikide bir düzeltmek zorunda kalabiliyoruz. O yüzden de elimizi yüzümüze götürmek zorunda kalıyoruz. Eğer 2 maske olursa bu çok daha fazla olacak. 2 maske birbirinin üzerinden daha çok kayacak, gözümüze değecek daha çok düzeltmek zorunda kalacağız. O yüzden kendi ellerimizle kendimize enfekte etme riski var. Ben bu işle uğraşan bir klinisyen olarak kesinlikle çift maskeyi şimdiki bilimsel bilgilere dayanarak da önermiyorum. Tek ve doğru bir maske kullanımı etkili koruma sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.

"AYLARDIR HASTALANMADIM"

Prof. Dr. Azap, her gün koronavirüs hastalarının odasına girdiğini, onları muayene ettiğini ve bunu yaparken maske taktığını, 1 metreden fazla yaklaşıyorsa gözlük kullandığını anlattı. Prof. Dr. Azap, "Sadece gözlük ve maske kullanarak aylardır hasta bakıyorum ve hastalanmadım. Bu aslında biz kurallara dikkat edersek çok da kolay bulaşan bir virüs değil. Yapacağımız tek şey, maske, fiziki mesafe, havalandırma kurallarına dikkat etmek. El temizliği çok önemli, cansız yüzeylerin ilk başta düşündüğümüz kadar riskli olmadığını öğrendik; ama el temizliğine dikkat etmemiz çok önemli. Bir de genel sağlık kuralları çok kritik. Çünkü eğer bağışıklık sisteminiz biraz zayıf düşerse vücudunuza giren az sayıda virüs sizi hasta edebilir. O yüzden bağışıklık sistemini güçlendirecek ya da en azından güçlü tutacak kurallara dikkat edeceğiz. İyi uyuyacağız; çünkü uykusuzluk özellikle virüsle savaşan hücreleri zayıflatıyor. Dengeli besleneceğiz, ekstra bir dışarıdan besin almaya gerek yok dengeli beslenmek yeterli. Fizik egzersiz yapacağız. Ben de bunları yapmaya çalışıyorum. Dengeli beslenme, iyi uyuma ve fizik egzersiz yapmak kış aylarında daha da önem kazanıyor" ifadelerini kullandı. 



"KALICI BAĞIŞIKLIK YOK"

Koronavirüsün griple benzerlik gösterdiğine vurgu yapan Azap, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz dönemde bir re-enfeksiyon vakası açıklandı. Artık biz bu virüsle hastalanan kişilerin iyileştikten sonra tekrar virüsle hastalanabildiğini gördük. Aslında bu bizim beklediğimiz bir şeydi. Solunum virüsleri böyledir. Mutasyona uğradıkları için bu hastalığı geçirmiş olmak size belli bir süre bağışıklık sağlar.

Virüsteki mutasyonlar birikip, bağışıklık sisteminizin tanıyamayacağı kadar farklılaştığı zaman tekrar o virüsle hastalanabilirsiniz. Grip gibi. Bu hastalık gribe bu yönüyle çok benziyor. Nasıl her toplumda 1-3 yılda epidemi yapıyorsa, olgu sayılar çok artıyorsa ve hastalanan kişiler 1-3 yılda tekrar hastalanıyorsa koronavirüste de bu böyle olacak gibi duruyor."

Azap, Covid-19'un ilerleyen dönemde mevsimsel bir özellik taşıyacağına dikkat çekti.

"HEP HAYATIMIZDA OLACAK GİBİ DURUYOR"

Covid-19'un insan hayatına olan etkisinin aşı ve etkili tedavi yöntemine göre değişeceğini vurgulayan Azap, şöyle devam etti:

"2020-2021'de büyük bir salgın geçireceğiz. Yaz ayının pek bir faydası olmayacak. 2022 yılından itibaren hastalık artık mevsimsel bir özellik kazanacak. Yaz aylarında azalan, kış aylarında artan bir seyirle insan hayatında sürekli var olacak gibi duruyor. Salgının başında kendisinden önceki SARS virüsü gibi ortadan kaybolacağına dair umudumuz vardı.

Artık bunun böyle olmayacağını çok net olarak biliyoruz. Bu 5'inci insan koronavirüsü oldu. Önümüzdeki yıllar içerisinde kış aylarında artan yaz aylarında azalan olgu sayılarıyla hep hayatımızın içerisinde olacak gibi duruyor. Hayatımızda hep bu kadar etkili olacak mı sorusu ise aşı ve daha da önemlisi etkili tedavisinin bulunup bulunmamasına bağlı."

Covid-19'un grip aşısına benzer etkinliği olan bir aşı bulunması halinde sosyal yaşantıda sorun yaratmayacak bir hal alacağının altını çizen Azap, "Ama hep var olacak, tıpkı grip gibi. Bildiğiniz gibi her yıl gripten 400-600 bin kişi dünya genelinde hayatını kaybediyor. Bu koronavirüste böyle bir mevsimsel solunum yolu enfeksiyonuna dönüşecek. Aşı ve ilaç bulunduğu zaman da sosyal yaşamdaki etkileri azalacak gibi duruyor." dedi.

Covid-19 vakalarının yüzde 95'inin damlacık yoluyla enfekte olduğunu aktaran Azap, dünya üzerindeki vakaların yüzde 20'sinin de asemptomatik vakalardan hasta olduğunu dile getirdi.