Bir Nobel skandalı daha

Nobel ödüllerinin kime verileceği iki ay önce açıklanmıştı. Edebiyat ödülü için seçilenlerden Avusturyalı Peter Handke’ye protestolar açıklamadan hemen sonra başladı; seçen İsveç Akademisi de son yıllarda içinde yuvarlandığı skandalların üzerine bir tüy daha dikti.

15 Aralık 2019 Pazar, 07:30
Abone Ol google-news

 Peter Handke, Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırpları desteklemiş, Miloseviç hayranlığını açıkça dile getirmiş, Bosnalı Müslümanların toplu katliamla soykırıma uğratılmasını da “soykırım yoktur” diyerek reddetmişti. Handke, faşizm özlemi içinde olabilir. Irkçı da olabilir, Müslümanların katledilmesinden hoşnut da olabilir. Sonuç olarak bir kişidir. Kişiliği tiksinti veriyorsa, kitaplarını okumazsınız olur biter. Ama, söz konusu kişi, insanlık suçu işlemiş olanları savunuyorsa işin rengi değişir. Hele, Batı dünyasının en önemli ödülü sayılan Nobel’e layık görülüyorsa, işin rengi tamamen değişir. 

Söz konusu olan, ırkçılığın ve İslam düşmanlığının, hızla tırmandığı bir dönemde bu görüşteki bir devlet adamını savunan bir yazarın ödüllendirilmesidir, ki bu da seçenlerin niyeti konusunda kuşku doğurur. O yüzden ödül alandan çok ödüllendirene bakmak gerekir. Nobel Komitesi Başkanı, yoğun protestolar karşısında, Peter Handke’ye ödül verilmesini “Ödülü düşüncelerine vermiyoruz, edebiyat şahaserlerine veriyoruz” diyerek, bu gibi seçimlerde her zaman yapıldığı gibi itiraz edilmesi kolay olmayan bir özelliği öne çıkardı. Handke’nin edebiyatçı özelliği üzerinden zaten dikkate değer bir tartışma açılmamıştı. 

Siyasi tercihler

1902 yılının şubat ayında, Svenska Dagbladet gazetesinin kültür bölümü şefine, bir mektup geldi. Gönderen büyük Rus yazarı Tolstoy’du. Tolstoy mektubunda, kültür bölümü müdürü Oscar Levertin’e, ilk kez 1901’de verilen ödül için kendisinin seçilmediğinden memnun olduğunu bildiriyor ve bundan sonra adının bu işlere bulaştırılmaması için gazeteden yardım rica ediyordu. Tolstoy’un bu mektubu yazmasının nedeni, 1901’de ilk kez verilecek ödül için gazetenin Tolstoy’un seçilmesi yolunda birkaç yıl kampanya şeklinde yayın yapmasıydı. Kamuoyu da ilk ödülün Tolstoy’a verilmesini bekliyordu. Ancak Akademi’nin sekreteri, dini ve siyasi görüşleri nedeniyle ödülün Tolstoy’a verilmemesi için ağırlığını koymuştu. 

İsveç Akademisi’nin iki bloklu dünyaya geçildikten sonra da, siyasi tercihini sosyalizm karşıtı Rus yazarlardan yana kullandığı belgeleriyle biliniyor. Barış ödüllerinde de siyasi tercihler azımsanmayacak kadar çoktur. Gazeteler, Boris Pasternak’a ödül verilmesi için Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) devreye girdiğini gösteren belgeleri yayımladı. Winston Churchill, İvo Andriç, Mihail Şolohof ve Soljenitsin’in ödüllendirilmesi de hep tartışılmıştır. 

Irkçılık meşrulaştırılıyor mu?

Handke seçimiyle alevlenecek tartışmaları, İsveç Akademisi’nin öngörememesi olasılık dışı. İki üye protesto olarak kurumdan ayrıldı. Ancak bu iki üye ayrılma kararlarını protestolar yükselince açıkladı. Handke’nin seçilmesine karşı olanların karar aşamasından hemen sonra istifa etmeleri beklenmez mi? Akademinin eski sekreterlerinden Peter Englund da, Nobel haftasından hemen önce konuştu ve hiçbir etkinliğe katılmadı. Kimya ödülünü belirleyen komisyonun başkanı ise “Bu seçim Alfred Nobel’in vasiyetine ihanettir” diyerek istifa etti. Nobel ödülleri her zaman tartışılmıştır ama bu kez ırkçılık Avrupa’nın üzerini kara bir gölge gibi kaplamışken, ideolojisi ne olduğu açık seçik belli olan bir yazarın ödüllendirilmesi Akademi’nin tarihine leke olarak kazındı. 

Peter Handke gibi görüşlerini cüretkârca açıklamaktan çekinmeyen bir yazarın seçilmesi akla başka soruları da getiriyor. Avrupa’daki ırkçı hareketler, gelişip güçlenmeleri için çok uygun bir zemin buldular. Ülkelerini adeta sırayla yönetmiş olan yıllanmış partilerin kötü gelişmeyi öngörememeleri mümkün mü? Dünyanın çalkantılı siyasi konjonktüründe, acaba ırkçı partilere görev düşebileceğini mi hesap etmekteler? Acaba Peter Handke gibilerin sahneye sürülmesi, sinema filmlerinde ve dizilerde, gazetelerde bol bol İslam karşıtı mesajların yer alması, bu gibi görüşlerin meşrulaşıp yaygınlaşmasına yol açmaz mı? Gelişmeler bunu gösteriyor. Sonuçlarını da çok uzun olmayan bir zaman dilinde göreceğiz. 


[email protected]