Bossa Nova’nın özgün sesi Bebel Gilberto: ‘Yavaş yavaş yaralarımı iyileştiriyorum’

Yeni albümü "Agora"yı geçen ay yayımlayan Brezilyalı şarkıcı ve besteci Bebel Gilberto ile bir söyleşi yaptık. Yaşadığı acıları harmanlayarak kaydettiği albümünü anlatan ünlü şarkıcı “Müzik terapisi bana iyi geldi” diyor.

06 Eylül 2020 Pazar, 12:37
Bossa Nova’nın özgün sesi Bebel Gilberto: ‘Yavaş yavaş yaralarımı iyileştiriyorum’
Abone Ol google-news

Bugün Bossa Nova denilince akla gelen ilk isimlerden biri Bebel Gilberto. Yakın zaman önce kaybettiği babası Joao Gilberto nasıl ki Bossa Nova’yı dünyaya tanıtan ve sevdiran kişiyse, Bebel Gilberto da bugün ondan bayrağı devralan ve Brezilya’nın bir nevi müzik elçiliğini üstlenen isim. Her ne kadar bir seferinde “Babam beni sevdi ama müziğimi sevmedi” demiş olsa da bugün geriye baktığında ailesini şükranla anıyor.

“Momento” adlı şarkınızın klibinde sizin çocukluğunuzdan görüntüler yer alıyor. Ailenizle geçirdiğiniz günlere bir özlem niteliğinde adeta. Babanız Joao Gilberto dünyaca ünlü bir müzisyendi; anneniz Miucha da ünlü bir şarkıcı… Onların sizin üzerinizdeki etkisini nasıl tanımlarsınız?

Müzikal olarak babam bana nasıl disiplinli ve kendinden emin olunacağımı öğretti. Diğer taraftan annem ise kendimi nasıl rahatlatacağımı, sesimi içgüdülerimle nasıl kullanacağımı öğretti.

Bossa Nova’yı nasıl tanımlarsınız? Nedir Bossa Nova’nın ruhu?

Her zaman Bossa Nova'nın daha çok bir tavır gibi olduğunu söylerim. Bossa Nova ortaya çıktığında insanlar romantikti ve şiire büyük ilgi duyuyorlardı, çok sofistikelerdi ve cazdan da çok etkilenmişlerdi. Çok ilginç insanların farklı yeteneklerinin birleşimi, babamın gitarı, Jobim'in akor dizileri ve Vinicius'un yazdığı sözler, çok özel bir anda kesişti ve bu rahatlatıcı sound’un doğmasıyla sonuçlandı. Bence Bossa Nova seksi, güzel ve zamansız.

Sizin müziğinizde farklı bir Bossa Nova yorumu var… Bu anlamda nasıl bir müzikla yolculuğunuz oldu, neydi sizin arayışınız, özgün bakışınız?

Babamdan öğrendiğim Bossa Nova'dan çok daha fazlasıydı. Gitarını nasıl çaldığı, şarkı söylerkenki fısıldaması; nasıl asla aşırıya kaçmadığıydı. Hepsi sessiz olmakla ilgiliydi. Sanırım şimdiye kadar bunu Bossa Nova'nın içinde yarattıklarını gördüm ama ben buna Bebel'in müziği demek istiyorum. Sadece Bossa Nova değil.

Yeni albümünüz “Agora”yı zor bir süreçte kaydettiğinizi söylemiştiniz. Bu son dönemde neler yaşadınız, neydi sizi bu denli zorlayan?

Bazen her şey üst üste gelir. Kesinlikle çok zor bir dönemdi. Her iki ebeveynimi 6 ay arayla kaybettim. 27 yıl sonra yeniden Brezilya’ya taşındım. Tüm bunlar hayatımda büyük değişikliklere yol açtı. Yine de Agora’yı kaydederlen elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Müziği terapi aracı olarak kullanmak bana çok iyi geldi.

Bu acılar yaptığınız müziğe yansıdı mı, “Agora“ya sızdı mı?

Elbette bu acıların bir kısmı Agora’ya yansıdı. Ancak Agora’ya yalnızca acının albümü demek yanlış olur çünkü içinde mutluluk ve umut da var. Bunların hepsi zaten ruhumda var. Yavaş yavaş yaralarımı iyileştiriyorum.

“Na Cara” adlı şarkıda Mart’naliaa ile yaptığınız düet çok ilgi çekti. Nasıl bir araya geldiniz?

Mart’naliaa ile ben çocukluk arkadaşıyız. Sesini ve müzikal duruşunu çok seviyorum. Bu albümdeki birliktelik benim için olmazsa olmazdı. Na Cara’nın sözlerini yazarken New York’taydım. Tesadüfen Mart'náliaa’nın şehirde olduğunu duydum. Onunla her zaman bir şarkı yapmak istiyordum. Mükemmel bir zamanda bir araya geldik. Çok keyifli bir deneyimdi. 

Pandemi süreci nasıl geçti sizin için, neler yaptınız, neler düşündünüz?

Bu kesinlikle hepimiz için zor bir zaman, özellikle de dışarıda çok daha fazlası varken insanların bize ilgi göstermesini sağlamaya çalışıyorsak. Her zaman söylediğim gibi müziğin bir terapi olduğuna ve herkese çok yardımının dokunduğuna inanıyorum. Kendi müziğim içinde bunu başarabilirsem çok mutlu olacağım. Şuan için yapabildiğim tek şey hayranlarım ve takipçilerimle bir şekilde iletişim kurmaya çalışmak.

Hayat normale dönünce İstanbul’a gelip konser vermek gibi planlarınız var mı?

Bir an önce İstanbul'a gelmeyi çok isterim. Kesinlikle dünyada en sevdiğim şehirlerden biri. Türk kültürünü seviyorum. Orada çalmayı çok isterim, Türkiye’den insanların her zaman beni çok sıcak karşılıyor olması çok hoşuma gidiyor. Sanırım biz Brezilyalılarla çok ortak noktanız var! Umuyorum çok yakında orada olacağım.