Böyle bir yasa rejimi değiştirir

Hukukçular ‘evleri denetlemek üzere yasal düzenleme yapılırsa rejimin adı değişir’ dedi.

06 Kasım 2013 Çarşamba, 21:17
Abone Ol google-news

Başbakan Tayyip Erdoğan, kadın ve erkek lerin birlikte kaldığı evle rin “denetlenmesi” için ya sal düzenleme yapabileceği sinyalini verirken eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Rıza Türmen, “İnsanın aklı havsalası almıyor. Bunlar ancak otoriter, totaliter rejimlerde olur. Hukuk konuşuyorsak anayasa da buna engel” yorumunu yaptı. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Başbakan’ın dini anlayışına göre toplumu biçimlendirmeyi amaçladığını vurgulayarak düzenleme yapılırsa artık rejimin adının değişeceğini söyledi.

Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Bülent Serim ise tüm faşist rejimlerde uygulamaların yasaya dayandırıldığına işaret ederek “Yasaya dayanması meşruiyetini ya da anayasal olduğunu kanıtlamaz” değerlendirmesinde bulundu. Başbakan’ın sözünü ettiği yasal düzenlemeyi, ardından da “denetimi” başlatması durumunda AİHM’de benzer davaların olabileceğini belirten es ki AİHM Yargıcı, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, “İçtihatların oluşmasında Türkiye önemli bir yer tutar. Burada da herhalde yine Türkiye öna yak olacak böylesi bir kararın çıkması ve içtihadın yerleşmesi için” yorumunu yaptı. Yasal düzenleme yapılması durumundaki olasılıklara ilişkinse Türmen, “Hukuk konuşuyorsak, yasal bir dayanağı da yok. Anayasanın 20. maddesi özel haya tın gizliliği, 21. maddesi konut dokunulmazlığı. Konuta girmek için izin alınması lazım. Hangi suç var? Başka suçlarla kamufle edilebilir mi? Terör suçuyla edilebilir. Örgüt üyesi diyebilirler” diye konuştu. Tüzmen, gelinen noktayı “ürkütücü ve dehşet verici” olarak nitelendirirken “Artık Türkiye’de özgür biçimde yaşamak güçleşti” dedi.

Prof. Kaboğlu: Yasa çıkaramaz 

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Başbakan’ın söyleminin yaşam tercihine ilişkin olduğunu belirtti. Kaboğlu, “Başbakan’ın belirli bir dini formasyonu, anlayışı var. O anlayışa göre toplumu biçimlendirmeyi amaçlıyor. 4+4+4, içki yasağı, kamu görevlilerine başörütüsüne kadar bütün alanlara yaymayı amaçlıyor. Şimdiki halka da öyle oldu. Kamusal alan halledildi, şimdi özel yaşama yönelik saldırı, tehdit oluşturuyor” değerlendirmesini. Kaboğlu, hükümetin yasal düzenleme yapamayacağına dikkat çekerken bunun nedenini şöyle açıkladı: “Şu andaki durum nedir, anayasal çerçevede böyle bir uygulama mümkün değildir. Düzenleme yapılırsa düzenleme anayasaya aykırı olur. Ya anayasayı değiştirirlerse? Eğer anayasa da değiştirilirse o zaman da rejimin adı değişir. Anayasal hukuk devleti değil de bir başka devlet, bir başka yönetim biçimine dönüşür. Anayasal durum her türlü kusuruna rağmen açıktır. Bu çerçevede Başbakan’ın böyle bir yetkisi bulunmamaktadır. Başbakan’ın ülke yönetimi düzeyinde bir görevi var, yoksa insanların özel yaşamına müdahale görev ve yetkisi bulunmamaktır.”

Serim: Faşist rejim de yasaya dayandırır

Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Bülent Serim ise tüm faşist rejimlerde bütün uygulamaların yasaya dayandırıldığını belirterek şu irdelemeyi yaptı: “Adeta bir yasa demokrasisi vardır. Ama yasaya dayanması meşruiyetini kanıtlamaz ya da anayasal olduğunu göstermez. Bu işin yasayla yapılacağını söylemek çok ilginç. Çünkü sonuçta bu çocuklar özel mülkiyette olan evlerde oturuyorlar. Gülen cemaatinin evlerine, ‘Işık Evleri’ne benzemiyor. Ya kendi mülkleri, ya kiraladıkları evlerde barınmaları söz konusu. Özel mülkiyet serbestisi olduğuna göre anayasada; yasayla bunu nasıl engelleyecekler? O evlerde oturanların kimliklerine ya da cinsiyetlerine nasıl karışacaklar? Hiç mümkün görmemekle birlikte yaşayıp hep birlikte tanık olacağız diye düşünüyorum.”