Bozkurt'ta 1,5 gün kaderlerine terkedildiler: "Hamile kadınlar vardı, helikopter gelmedi"

Sel felaketinde en az 58 yurttaşın yaşamını yitirdiğini açıklanırken en az 77 yurttaşın da hâlâ kayıp olduğu belirtildi. TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Hüsnü Meydan ise en 250 yurttaşın kayıp olduğunu belirtti. Bozkurt’taki yurttaşlar, bir buçuk gün çatıda kurtarılmayı beklediklerini ancak helikopterin gelmediğini anlattı.

15 Ağustos 2021 Pazar, 09:21
Bozkurt'ta 1,5 gün kaderlerine terkedildiler:
Abone Ol google-news

Sel felaketinden etkilenen kentlerde kaderine terk edilen halk, yaralarını sarmaya çalışıyor. İktidar ve valiliklerin kayıp yurttaşların sayısına ilişkin açıklama yapmaması tepki çekiyor. Uzmanlar, sel felaketinin adım adım geldiğini ve iktidarın bu duruma seyirci kaldığını belirterek, yeni felaketlerin yaşanmaması için de önemli uyarılarda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise can kaybının 51’e yükseldiğini açıkladı. AFAD’dan yapılan açıklamada, “Yaşanan sel nedeniyle Kastamonu’da 43, Sinop’ta 7 ve Bartın’da 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 9 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerde devam edilmektedir” denildi. BirGün'den Bilge Sarıhan'ın haberine göre yurttaşlar bir buçuk gün çatıda bekletildi. Haberde 250 yurttaşın daha kayıp olduğu belirtildi. 

CANLI CANLI GİTTİLER

Batı Karadeniz’de yaşanan sel felaketinin verdiği hasarın boyutları gün yüzüne çıkıyor. Vatandaşlar selin ardından kaybolan yakınlarını aramak, ev ve iş yerlerindeki hasarı görmek için Bozkurt’taydı.

Sel sırasında birçok kişinin denize sürüklediğini belirten bir yurttaş şunları söyledi:

“Canlı canlı denize gittiler. Evler yıkıldı. Bozkurt diye bir yer kalmadı. Haritadan silindi. İkinci, üçüncü katlara sular çıktı. Milleti kurtarmaktan, bağırmaktan sesim kısıldı. İnsanlara ‘kaçın’ diyorum, ‘sel patladı’ diyorum, ‘çay patladı’ diyorum. Video çekiyorlar. Telefonla video çekenlerin hepsi gitti denize. Çok kötü. Evler hep gitti. Çoğu kişi hala orada yatıyor, çıkartamadık, toprakların altında yatıyorlar.”

ÇATIDA MAHSUR KALDIK

Bozkurt’ta sel nedeniyle evinde mahsur kaldığını söyleyen bir başka yurttaş ise şunları anlattı:

“Köprü göçtü. Fotoğraf çekiyorlardı, onlar da gitti. Sabaha kadar oradan çıkamadık. Her tarafımız suydu. Binanın etrafı. Mahsur kaldık. Bir buçuk gün bekledik orada. Helikopter almadı. En sonunda bata çıka çıktık. Hamile kadınlar vardı. Otuz kişi kadar vardık. Araba da gitti. İş yerimiz de gitti. Tanıdıklarımız gitti.”

HES, SELİN ETKİSİNİ ARTIRDI

TBMM İklim Araştırma Komisyonu CHP Sözcüsü Murat Bakan Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde basın açıklaması yaptı. Bozkurt’un dere yatağına kurulmuş bir kent olduğunu vurgulayan Murat Bakan şunları söyledi: “Dere yatağından metrelerce yukarıda 6-7 metre yukarıdaki bir çarşının içinde sular 3 metre yükselmiş, içi kum dolmuş. O kumların içinde yurttaşlarımız var mı onu da bilemiyoruz. Arama kurtarma çalışmaları sürüyor, 100’ün üzerinde insanın kayıp olduğu söyleniyor.”

Ayancık Çevre Koruma Derneği (ÇEVDER) Başkanı Mukaddem Sarısoy, Babaçay’daki hasarın sebebinin Ayancık HES’in çay yatağına yaptığı regülatörün sebep olduğunu aktardı.

Biriken suların taşkınlık yaparak oradaki yerleşim yerlerine geldiğini bunun sonucunda da oradaki insanların ölmesine neden olduğunu belirten Sarısoy, “Eğer orada regülatör olmasaydı normal su akışı ile gidecekti ve su o tarafa yönlenmeyecekti ve dere yatağına akacaktı ve bu felaket meydana gelmeyecekti. Babaçay diye bir şey kalmadı tamamen sildi süpürdü” dedi.

Yıkılan köprü sebebiyle köylere ulaşımda zorluk yaşandığı belirten Sarısoy, “Beş gün oldu hala bir bağlantı sağlayamadılar. Bu köprü yapılmış olsaydı şu zamana kadar insanlar çok daha rahatlamış olacaklardı. Çünkü gıda giremiyor, arabalar giremiyor, bunlar da halkta panik yaratıyor” ifadelerini kullandı.

EN AZ 250 YURTTAŞ KAYIP

TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Hüsnü Meydan, TMMOB Zonguldak İKK Sekreteri Çağlar Öztürk ve beraberindeki heyet selin yarattığı yıkımı incelemek üzere Kastamonu, Bartın ve Sinop’a gitti.

TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Meydan yaptığı açıklamada bölgedeki durumu şu ifadelerle anlattı:

“Bu afet değil büyük bir felakettir. Dere yatağının küçüldüğü, daraldığı bir araziye yapılaşmanın yapıldığı, yapılaşma izinlerinin verildiği ve yüksek katlı binalar yapıldığını gördük. Hatta 10 katlı binalara izin verildiğini gördük. İnsanlar çaresizlik içerisinde. Arama kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu yerinde gördük. Sel sularının getirdiği orman envanterlerinin binaların bir tarafından girip, bir tarafından çıktığı gördük. Binaların birinci katının çalı çırpı gibi orman envanterleriyle dolu olduğunu gördük. Binaların içi boşaltıldığı zaman kaç insan cenazesiyle karşılaşacağımız ise bir soru işareti. Bizim oradan aldığımız bilgilere göre en az 250 kişini kayıp olduğu ve bu rakamın 800’e kadar çıkabileceği söyleniyor. Ara sokaklardan kepçelerle toplanan cesetlerin olduğunu ifade ettiler. Bu felaketin sorumlu orada yaşayan yurttaşlar değil bu ülkeleri yönetenlerdir.”

YILLARDIR YAPTIĞIMIZ UYARILAR DİKKATE ALINMADI

Özellikle son 20 yılda doğa olaylarının afete dönüşmemesi için yapılan hiçbir uyarının dikkate alınmadığını vurgulayan TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Ayhan Erdoğan, “Maalesef ne yerel ne de merkezi yönetimler bu uyarılarımızı dikkate almadı” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şunu açık şekilde ifade etmek gerekir ki doğayı alt edebileceğine inanan bilimsel verileri hiçe sayan bir anlayış tarafından yönetiliyoruz. Doğa olaylarını, iklim koşullarını reddedip, rant odaklı, betona dayalı bir ekonomik paradigma yürütülüyor. Bu modelin ülkemizde mutlu bir gelecek yaratma şansı maalesef ki yok. Çünkü artık iklim krizi kendini açık şekilde hissettiriyor. Yüzyılda bir görülen yağmurları, tarihimizin en sıcak günlerini artık her sene yeni rekorlarla görmeye devam edeceğiz. Dolayısıyla yaşanan kayıpların birinci dereceden sorumluları; bilimin ve tekniğin rehberliğinde doğa olaylarının afete dönüşmesi engellenebilecekken; gündelik çıkarlar ve rant uğruna sağlıksız, risklere karşı dirençsiz yaşam alanları inşa eden yönetim anlayışıdır.”