Bu kez kötü örnek olmuşuz

Endonezya’da 1981-84 yılları arasında görev yapmış Emekli Büyükelçimiz Pulat Tacar, “Yaşam bir rüyadır” adlı nehir söyleşi kitabında Endonezya’nın Atatürk ve Türkiye’yi nasıl örnek aldığını böyle dile getirir.

13 Haziran 2021 Pazar, 02:00
Bu kez kötü örnek olmuşuz
Abone Ol google-news

Gülseren Tozkoparan Jordan

“Bana Endonezya’da gösterilen yakınlığın ardındaki temel nedenin Atatürk düşüncesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını izleyen devrimler olduğu görüşündeyim. Endonezya’nın kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Sukarno birkaç ciltlik anılarında Atatürk’ten ve Cumhuriyet devrimlerinden övgü ile söz etmiştir. Bu bölümlerin çevirisini yaptırıp Atatürk Kurumu’na da bir örneğini yolladım. Endonezya’da öne çıkarılan devrimlerimiz arasında kadın özgürlükleri ve kadınların toplum içindeki aktif yeri, laiklik, eğitim ve dil reformları var. Sadece yöneticiler değil halk da Türkiye ve Türklere özel bir sempati duyar. Endonezya’da Büyükelçilik binamızı yapan mimarın adı Kemal, erkek kardeşinin ise İsmet’ti, babası Atatürk’e duyduğu hayranlık nedeniyle oğullarına bu adları vermiştir. Benim dönemimde Cumhurbaşkanı olan Sukarno, hükümet üyelerinin hemen hepsi kendileri ile yaptığım sohbetlerde Atatürk’ün ön ayak olduğu Cumhuriyet devrimlerinden övgü ile söz ettiler. Endonezya’nın bu alanlarda Türkiye’yi örnek aldığını hep vurguladılar...”

TÜRKİYE SEVGİSİ

Endonezya’da 1981-84 yılları arasında görev yapmış Emekli Büyükelçimiz Pulat Tacar, “Yaşam bir rüyadır” adlı nehir söyleşi kitabında Endonezya’nın Atatürk ve Türkiye’yi nasıl örnek aldığını böyle dile getirir. Kendisinden otuz yıl sonra gidip yaşadığımız ülkede bizim gözlemlerimiz de farklı olmadı. Türkiye sevgisi, hayranlığı ve sempatiyi hep hissettik. Aynı sebeple oğlunun adını Kemal koyan, kocası Endonezyalı Jack olan Hollandalı, rahmetli Irıs ile dostluğumuzun pekişmesi Türk olduğumu öğrendikten sonraya denk gelir. Yine adı Kemal olan taksi şoförleriyle tanışmamız da kayda değerdir, çoğunun Türkiye hakkında bir fikri vardır. 

Endonezya’nın kurucularından ilk Başkan Vekili, adı Sukarno ile birlikte Cakarta’daki Uluslararası Havalanı’nda da (Soekorna-Hatta) yaşayan Muhammed Hatta ise en küçük kızının adını Halide Edip Adıvar’a hayranlığından Halida koymuştur. Halida Nuriyah, Endonezya Üniversitesi’nde öğretim üyesi olup Türk Medeniyetleri dersi veren arkadaşım Emma’nın da arkadaşıdır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...

‘SANSÜR ARACI’

Ancak geçenlerde ülkede internet konusunda düzenlemeye ilişkin planda, Türkiye’nin örnek alındığı haberleri kulaklara çalındı. Basın, ifade özgürlüğü konusundaki tabloyu düşününce bu kez Türkiye örneği kafaları karıştırdı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Endonezya İletişim ve Bilgi Teknolojisi Bakanı’na bir mektup göndererek hükümetin yeni İnternet Yasası ve  çevrimiçi içeriklerle ilgili geçen yıl yürürlüğe koyduğu yönetmeliği askıya almasını, yeniden ele alıp ciddi değişiklikler yaparak uluslararası insan hakları standartlarına uyumlu hale getirilmesini talep etti. Mektupta “İlgili yönetmelik -MR5’in Kasım 2020’de alelacele yürürlüğe girdiği ve tüm özel dijital hizmetlerin ve platformların ilgili Bakanlığa kaydolmasını ve yönetmelikte belirtilen sistem ve verilerine erişim sağlamayı kabul etmesini gerektirmekte olduğu” vurgulanmaktaydı.

Örgütün Asya hukuk danışmanı Linda Lakhdhir, “Bu yasal düzenlemenin Endonezya’da kullanılan birçok dijital hizmet ve platforma gerçekçi olmayan yükler getiren bir sansür aracı olduğunu ve  internet kullanıcılarının mahremiyeti, ifade özgürlüğü ve bilgilere erişimi açısından ciddi riskler teşkil ettiğinin” altını  çizdi.

Yeni düzenleme MR-5 Endonezya sosyal medyası gibi içerik paylaşım platformları, dijital pazarlar, arama motorları, finansal hizmetler, veri işleme hizmetleri, mesajlaşma ve video görüşmeleri sağlayan iletişim hizmetleri gibi ulusal ve bölgesel dijital hizmet ve platformların yanı sıra Google, Facebook, Twitter ve TikTok gibi çok uluslu şirketleri de etkiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün endişesi “yasak içerik” tanımının ucunun açık olması. Örgüt, “Kamuoyunda huzursuzluk, tepki içeren her türlü içerik bu tanıma girebilir ve zaten kısıtlı olan ifade özgürlüğüne ciddi ölçüde darbe vurabilir” uyarısı yapıyor.

Güneydoğu Asya İfade Özgürlüğü Ağı’ndan Nenden Sekar Arum’un Jakarta Post’a da yayımlanan görüşüne göre, “Yeni düzenleme, hükümet tarafından eleştirileri susturmak için amacından saptırılma eğiliminde ve düzenlemenin belirsiz hükümleri basın özgürlüğünü de engelleyebilecek potansiyele sahip. Çevrimiçi medya şirketleri, (yönetmelik kapsamında) dijital platformlar olarak sınıflandırılabilir.” 

Hükümet, yerel ve yabancı dijital hizmet sağlayıcılarına kaydolmaları için Mayıs ortasına kadar verdiği süreyi tepkiler üzerine altı ay uzatma kararı aldı. Ancak İnsan Hakları İzleme örgütü araştırmacılarından Andreas Harsono’dan “Zorunlu kayıt süresinin uzatılmasının politikanın özünü değiştirmediği için fark eden hiçbir şey olmayacağı, asıl  yasal düzenlemenin içeriğinde değişiklik yapılmasının ya da tamamen uygulamadan kaldırılmasının gerekli olduğu” çıkışı geldi. Duyduğumuza göre, yönetmeliği hazırlayanlar o süreçte sıklıkla Türkiye’ye atıfta bulunarak bu yasal düzenlemenin Türkiye’de nasıl hayata  geçirildiğini izlemiş ve örnek almışlar... 

[email protected]