Çağdaş bir Brooklyn azizi

Bugün gösterime giren ‘St.Vincent - Benim Komşum Bir Melek’, Amerikan yapımı, şirin bir komedi-drama

23 Ocak 2015 Cuma, 02:57
Abone Ol google-news

Yarım yüzyıllık Grace Slick- Jefferson Airplane klasiği “Somebody to Love” şarkısıyla dans ediyor, New York-Brooklyn’de ufak bahçeli, döküntü evinde, burunsuz, bembeyaz kedisi Felix’le oturan, Vietnam gazisi, eski bir 68’li olan, alkol, kumar (at yarışı) bağımlısı, striptizli barların müdavimi, bencil, huysuz (ama aslında yaşlandıkça peygamberleşen) yalnız bir ihtiyar Vincent-Vinny (Bill Murray).

Taşınma sırasında, kamyonla ağacına ve çitlerine çarpan, bir hastanede saatlerce çalıştığı için 12 yaşındaki çokbilmiş oğlu, Yahudi ve evlatlık Oliver’la (Jaeden Lieberher) de pek ilgilenemeyen, kocasından da ayrılmış, yeni komşusu, tombul anne, tomograf Maggie’yle (Melissa McCarthy) önce takışır Vinny.

Sonra da Maggie’nin önerisiyle, yeni bir çevreye, yeni bir okula dahil olmanın şaşkınlığındaki Oliver’a okul dışı saatlerde bakıcılık yapmayı üstlenir, tabii ki para karşılığında. Ve canı sıkılınca mutsuz olan, kafasına göre takılan, bezgin bedbin Vinny ile kendisini korumayı öğreterek büyümesine yardımcı olduğu Oliver arasında sıradışı bir dostluk-yakınlık doğar.

Büyümüş de küçülmüş Oliver da, direk dansı yapan, Rus göçmeni, seksi Daka’yı (Naomi Watts) çalıştıran, herkesin yaka silktiği Vinny’nin gizli kalmış iyi taraflarını ve altın kalbini keşfedip ortaya çıkarır zamanla. Ayrıca tüm ırklara karşı hoşgörülü, hümanist, Katolik öğretmeninden (Chris O’Dowd) feyz alıp okuldaki Porto Rico kökenli, kabadayı çocukla (Dario Barosso) da arkadaş olur.

Bunamış karısını (Donna Mitchell) 8 yıldır yatırdığı bakımevinde düzenli olarak ziyaret edip temiz çamaşır götüren, “gecelerin kadını” Daka’yla pek alışılmamış bir ilişkiyi sürdüren, sürekli kaçtığı alacaklılarından yediği dayak sonucunda da bir taraflarına inme inen, “eski toprak” Vinny’nin aslında hep başkaları uğruna mücadele eden, fedakâr ve asla pes etmeyen bir aziz olduğunun, unutulmaz bir Bob Dylan şarkısı (“Shelter to the  Storm”) eşliğinde vurgulandığı, duygu yüklü, tozpembe bir finale bağlanıyor bugün gösterime giren “St. Vincent-Benim Komşum Bir Melek.”

Yönetmen, yapımcı Theodore Melfi’nin senaryosunu yazıp yönettiği, ünlü Weinstein yapımevi ürünü, yer yer gönül tellerini titreten bir komedi-dram denebilecek “St.Vincent” (yani Aziz Vinny), son Toronto’da seyircinin en çok sevdiği ikinci film ödülünü kazanıp çeşitli festivallerde çeşitli ödüllere aday gösterilmiş, kimi eleştirmenlerin de övgüsünü almış, bildik klişelerin yanı sıra bol kepçe hüzün ve duygusallık da içeren, şirin bir film.

Benzersiz Bill Murray’ın, yönetmen Melfi’nin üvey babasından esinlenilmiş, içkici, kumarcı, emekli ’68’li Vinny rolünde beylik deyişle tam döktürdüğü “Benim Komşum Bir Melek”te, Rus aksanıyla konuşan, hayat kadını Daka Paramova kompozisyonu çizen Naomi Watts’dan küçük Oliver’ı canlandıran Jaeden Lieberher’e ve zorda kalmış anne Maggie rolündeki (Tv dizilerinden tanıdık) şişman Melissa McCarthy’ye kadartüm oyuncu kadrosu göz dolduruyor.

Theodore Shapiro’nun müzikleri, kameraman John Lindley’in birinci sınıf görüntüleriyle bezeli “Benim Komşum Bir Melek”, böylesi duygusal komedi- dramlardan hoşlananlara salık verilecek türden, yeni bir Amerikan yapımı sonuçta. Çok önemli değilse de benim gibi Bill Murray meraklısı seyircinin de kesinlikle es geçmeyeceği bir film.