CHP'li Sarıbal'dan dikkat çeken rapor: 97 yıllık Cumhuriyet kurumlarını 18 yılda sattılar

CHP'in 97'inci yıl dönümde açıkladığı raporda, 18 yıllık AKP iktidarında yok edilen devlet sermayesinin ve işlenen hak ihlallerinin verileri paylaşıldı. Hazırladığı raporu açıklayan CHP'li Sarıbal, "Kimse yoksul vatandaşın, ezilenin aklına hakaret etmesin. Kral çıplak!" diyerek tepkisini de dile getirdi.

09 Eylül 2020 Çarşamba, 17:49
CHP'li Sarıbal'dan dikkat çeken rapor: 97 yıllık Cumhuriyet kurumlarını 18 yılda sattılar
Abone Ol google-news

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, AKP döneminde Türkiye'nin hukuk, adalet, ekonomi, eğitim, sosyal devlet alanlarında gerilediğini ortaya koyan raporu açıkladı.

CHP'li Sarıbal'ın açıkladığı raporda, AKP iktidarında ülkenin 70 milyar dolarlık özsermayesinin yok edildiği belirtildi. AKP iktidarı boyunca yok edilen Türk Telekom, Telsim, Erdemir, Petkim, Seka, TÜPRAŞ, THY’deki kamu hisselerinin %51’i, 6 Şeker Fabrikası, 25 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi, 31 Akarsu Santrali, EBK, ETİ Bakır ve gümüş İşletmeleri, Bursa Gaz, Finansbank, Tekfenbank, Denizbank, Şekerbank, Sümerbank, Tekel, Sevda Tepesi, İzmir limanı, Mersin limanı, Bandırma limanı, Samsun limanı, Yarımca limanı, Kuşadası Limanı ve İskenderun Limanı gibi kamu servestlerine de dikkat çekildi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın açıkladığı dikkat çekici raporda şu ayrınlara yer verildi:

AKP, son iki yılı tek adam rejiminde olmak üzere iktidardaki 18. yılını tamamlamak üzere. Bu süreçte ülkemiz hukuk, adalet, ekonomi, eğitim, sosyal devlet alanlarında geriye gitti.

2000’li yılların başında yaşanan krizin ardından iktidara gelen AKP dönemi tarıma yönelik özelleştirme saldırısının da ivme kazandığı bir dönem oldu. AKP’nin uyguladığı vahşi Neo-liberal program çerçevesinde tarımı destekleyen, girdi ve teknoloji sağlayan kurumlar özelleştirilmiş/tasfiye edilmiş; tarım birlikleri zayıflatılmış, işlevsizleştirilmiş oldu. Cumhuriyet'imizin birikimleri ve kurumları AKP döneminde özelleştirme adı altında yağmalanıp talan edildi. Cumhuriyet'in sanayisi, ticareti, ulaşımı, limanları, petrol tesisleri  kentleri, turizmi, tersaneleri ve bankaları yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına satışa çıkarılarak peşkeş çekildi. Yetmedi varlık fonu icat edildi. Miktarı saklı milyonlarca lira vatandaşın cebinden sarayın saltanatı için aktarıldı. 

Kamunun Cumhuriyet tarihi boyunca kurduğu ve biriktirdiği her şeyi haraç mezat satan AKP ve tek adam keyfi yönetiminin sahipleri, sıkıştıkları her anda, CHP’yi eleştiriyor. Yarattıkları yıkımın sebebi olarak Mustafa Kemal Atatürk dahil, ülkenin kurucularını ve kutucu partisini suçlamayı alışkanlık haline getirmişler. İftiralarla din istismarı yapıyor toplumun değerleri üzerinden algı yaratıp o değerlere de en büyük ihaneti kendileri yapıyorlar. 

CUMHURİYET'İN KURULUŞ YILLARI

Cumhuriyet’in kuruluş yılları, Osmanlı’dan kalan enkazın; harabeye dönmüş yoksul bir ülkenin yeniden yapılandırılması dönemidir. Bu dönemde kısacık bir süre içinde tüm ülke demir yolları ağıyla kuşatılmış, Köy enstitüleri kurularak en ücra köyün çocuklarına nitelikli eğitim olanağı sağlanmış, bilim, sanat insanları yetiştirilmiştir. Ülkemiz bilim, sanat ve üretimde çağdaş ülkelerle yarışır düzeye erişmiştir. Tarım ağırlıklı üretim ile savaş sonrasında bile kendine yeter haldeki ülkeden bugün ihracata bağımlı hale geriledik. Cumhuriyet kıtlık ve yoklukta sanayinin yok denecek düzeyde olduğu, üretimin daha çok insan ve hayvan gücüne dayandığı, üretim metotlarının çağdaşı ülkelere göre son derece geri kaldığı bir dönemde ülkenin kalkındırılması dönemidir. Bu dönemde, tarım sektörü desteklenerek üretim artmış,  sanayileşme hareketi başlatılmıştır. Bütçe’nin fazla vermeye başladığı bu dönemde, Türk Lirası Dolar karşısında değer kazanmış, Ulusal bankaların sayısı ve payı artmıştır. 

AKP – TEK ADAM KEYFİ YÖNETİMİ VE TARIM

Ekonomik kriz sonrası 2002 yılında iktidara gelen AKP, uyguladığı siyasi ve ekonomik politikalarla 12 Eylül darbesinin ürünü ve mirasçısı olduğunu ortaya koydu. AKP tıpkı 12 Eylül’ü doğuran sağ iktidarlar ve 12 Eylül darbe yönetimi  gibi IMF-Dünya Bankası patentli, emek karşıtı Neo-liberal politikaların yılmaz savunucusu ve uygulayıcısı olan bir partidir.

"Haraç-mezat satışı yapılan ve özelleştirme başlığı ile hazineye gelir elde ettiğini söyleyen AKP, 70 Milyar $ lık özsermayeyi yok etmiştir."

AKP dönemindeki özelleştirmelerin 70 milyar dolara yakın bir getirisi olmuştur. Kısaca özetlemek gerekirse; Türk Telekom, Telsim, Erdemir, Petkim, Seka, TÜPRAŞ, THY’deki kamu hisselerinin %51’i, 6 Şeker Fabrikası, 25 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi, 31 Akarsu Santrali, EBK, ETİ Bakır ve gümüş İşletmeleri, Bursa Gaz, Finansbank, Tekfenbank, Denizbank, Şekerbank, Sümerbank, Tekel, Sevda Tepesi, İzmir limanı, Mersin limanı, Bandırma limanı, Samsun limanı, Yarımca limanı, Kuşadası Limanı ve İskenderun Limanı elden çıkarılmıştır. 

Şimdi bir bakalım Akp Genel Başkanı,  sömürü ve rant düzeninin tek adamı ne diyor: ‘’Biz siyasette, ekonomide, savunmada, enerjide ve daha birçok alanda geçmişte yapılan hataların bedelini ödemek zorunda kaldık. Özellikle tek parti CHP’sinin dış politikada bıraktığı kötü mirasın ceremesini 83 milyon olarak halen biz çekiyoruz’’

Bu sözlerle  CHP’yi suçlayan AKP Genel Başkanı, CHP’nin bu ülke için ürettiği tüm ekonomik, politik, toplumsal ve demokratik değerleri AKP iktidarının rant piyasalarına, yandaş sermayedarlara, üretim döngüsü olmayan bir inşaat sektörüne adeta dağıttığını, peşkeş çektiğini görmezden gelmektedir. Salt rant uğruna kontrolsüzce ve bilimi yok sayan keyfi ihalelerle res’lere, hes’le kurban edilen doğanın yarattığı afetlerden bile vatandaşı suçlu çıkaracak kadar pişkin ve ders almadan tüketmeye, yok etmeye devam eden bu anlayış ülkeyi çökertmiş, üretimi bitirmiş, tüketimi ise zengini daha zengin etmek için kredilerle, faizlerle kamçılamaktadır. 

Geçtiğimiz günlerde, ‘’müjde’’ diye duyurduğu Karadeniz’deki doğal gaz rezervinin ekonomik karşılığı, AKP’nin 18 yılda yaptığı özelleştirme başlığı altında sattığı kamu mallarına eşittir. Özelleştirme ve talan sadece stratejik işletmeler, enerji, bankacılık ile sınırlı kalmamış; tarım politikalarındaki başarısızlıkları ile köylü ve çiftçiyi de yabancı sermayeye teslim etmiştir.  10 yıldır varlığı bilinen bu gaz rezervi zaten bir Abd firması ile imzalanan %50 ortaklıkla ruhsatlandırılmış. Kime neyin müjdesini veriyor? Akp iktidarı göreve geldiğinden beri 18 yıldır sürekli petrol ve doğal gaz bulunduğuna dair müjde veriyor ama sonuç yok. 

"AKP’nin Tarım Politikaları Küçük Aile İşletmelerini Değil, Tarım Şirketlerini Koruyor"

Günümüzde girdi sağlamadan üretime, işleme ve pazarlamaya kadar tüm süreç çokuluslu şirketler veya onların taşeronları tarafından kontrol edilmektedir. Yabancı sermayeli şirketler sözleşmeli üretim aracılığıyla tarım ve gıdayı doğrudan denetim altına almaktadır. 

AKP döneminde küçük üreticilik yok olurken, yerini büyük ölçekli işletmelere ve tarım şirketlerine dayalı bir yapı almaktadır. Tarım-gıda sistemi giderek uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmekte; ülkenin gıda egemenliği ulus ötesi şirketlerin güdümüne girmektedir.

AKP iktidarında köylerin tüzel kişilikleri yok edilerek mahalleye dönüştürülmüş; köyler, otlak ve meralar piyasaya açılmış, tarım toprakları betona teslim edilmiş, yağmalanmıştır. Çiftçilerin kullandığı gübre, mazot, yem gibi temel girdilerin fiyatlarındaki artışlar, ürün fiyatlarındaki artışların çok üstünde gerçekleşmiştir.

Uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle tarım giderek çiftçinin geçimini sağlayacak bir ekonomik faaliyet olmaktan çıktığı için çiftçi tarımdan kopmuş; köyler, tarlalar, meralar boş kalmıştır. Çiftçi kazanamaz, kente göçe zorunlu hale getirilmiştir   

Tarım alanlarındaki azalmalar Türkiye’deki 81 ilin 80’inden (Konya hariç) büyüktür. Bu yok olan alan 10 ilin yüzölçümü toplamından fazladır.

AKP’nin IMF ve Dünya Bankası programları çerçevesinde uyguladığı politikalarla tarımda;  istihdam azalmış, Ekilen-biçilen tarım alanlarında gerileme olmuştur. Tarımda işçileşme, topraksızlaşma/mülksüzleşme süreçleriyle birlikte işletmeler ufalanmış ve belirli ellerde yoğunlaştırılmıştır. Bu dönemde tohum, damızlıklar ve diğer girdiler bakımından yabancı sermayeye bağımlı tarım sektöründe Ziraat Bankası'nın egemenliği kırılarak, yabancı bankaların sağladığı tarımsal krediler aracılığıyla çiftçi üzerindeki faiz yükü arttırılmıştır. Tarımsal KİT'ler özelleştirilerek tasfiye edilmiştir. 

Tütün Kanunu, Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu, Organik Tarım Kanunu, Tarım Ürünleri Lisanslı, Depoculuk Kanunu, Tarım Kanunu, Tohumculuk Kanunu, Hal Kanunu, Ulusal Biyogu¨venlik Kanunu, Büyükşehir- Bu¨tu¨nşehir Kanunu'’un yanı sıra Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda Değişiklik, Mera Kanununda Değişiklik ve bazı Bakanlar Kurulu Kararları ile Sermaye iktidarlarının küçük üreticiliği tasfiye politikalarına kılıf yaratılmıştır. 

TARIMDA AĞIR BİLANÇO

Sonuç olarak AKP ve Tek Adam Keyfi Yönetiminin uyguladığı tarım politikalarıyla ülke tarımı büyük bir yıkıma uğradı. 

Nüfusumuz her yıl 1 milyona yakın artarken, tarım üretimi ülke insanının ihtiyacını karşılayamaz duruma geldi. AKP bu açığı ithalat ile kapatmaya çalıştı. 

AKP ve Tek Adam Keyfi Yönetimi döneminde dünyanın dört bir yanından tarım ürünü ithalatı yapıldı 

Cumhuriyet eşitlik ve demokrasidir,   bilimdir, üretimdir, kalkınmadır, istihdamdır. İlerleme, büyüme demektir. Somut veriler, kayıp, gerileme ortada. Saltanatla vatandaş arasında uçurum var. 

4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 492 lira 5 kuruş, yoksulluk sınırı ise 6 bin 986 lira 5 kuruş. Saray’ın enflasyon oranı %11.76 iken, vatandaşın enflasyonu bunun çok çok üzerinde. İşsizlik oranı ise % 12,9 iken 15-24 yaş grubunda genç işsizlik oranı %24,9. 

COVID-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybının 17,7 milyonu aştığı tahmin edilirken, Revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı oranının ise yüzde 52 olarak hesaplandığı günler yaşıyoruz. Ancak Damat Albayrak’a ve AKP Genel Başkanı’na göre ‘’ekonomi uçuşta’’. 

Kimse yoksul vatandaşın, ezilenin aklına hakaret etmesin  Kral çıplak!