Cumhuriyet yolundan dönmez

Cumhuriyet gazetesinin etkinliği arttıkça, yazılı basın dünyasında en dolu, en kapsamlı ve her gün manşet olan tarafsız haberleri verdikçe, ona karşı saldırılar da artıyor.

27 Nisan 2020 Pazartesi, 06:00
Abone Ol google-news

Son görüntü geçen hafta ortaya çıktı. 20 Nisan’da Akşam’da Ahmet Kekeç ve Yenişafak’ta Bülent Orakoğlu, aynı gün aynı doğrultuda Cumhuriyet aleyhine yazı yazdılar.

Yazıların başlıkları şöyle: “Cumhuriyet hâlâ FETÖ’nün kontrolünde” ve “Devlete meydan okuyan zihniyetin üçüncü halkası mı?” Bu iki yazının hemen ardından kimi diğer yazarlar da üzerimize geldiler.

23 Nisan’ın 100. yıldönümü bizim için önemli olduğundan bu yazılara yanıt vermedik. Bu yazıların temeli şöyle: Siz nasıl olur da Fahrettin Altun’un Kuzguncuk’taki arsada tadilat yaptığını yazarsınız?

Öyleyse Cumhuriyet hâlâ FETÖ’nün kontrolündedir. Orakoğlu da “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cumhuriyet gazetesi hakkında terör soruşturması açtığını biliyoruz. Bu soruşturma, ülkemizin genel güvenliği açısından derinleştirilmelidir. Fahrettin Altun’un FETÖ, PKK ve DHKP-C terör örgütlerine karşı hedef gösterilmesinin hesabı da bu arada sorulmalıdır” diyor.

BİR MERKEZDEN

Aynı gün iktidar yanlısı iki gazetede yayımlanan bu yazılar, aynı konuyu işlemekte ve Cumhuriyet gazetesi itham edilmektedir.

Sanki bir merkezden yönlendirilmiş gibi bir durum vardır. Üç gün sonra da Metiner, bu yazılara destek vermektedir. Şimdi cevaplarımız: Fahrettin Altun haberinde temel konu kişi değildir, temel konu Boğaziçi öngörünüm bölgesinde izin almadan yapılan tadilatlardır.

Nitekim Sayın Fatmanur Altun, haberden bir gün sonra yaptığı açıklamada böylesi bir tadilat yaptıklarını şu cümlelerle açıklamıştır: “Evimizin arka tarafında bir vakfa ait küçük bir toprak parçası var.

Vakıflar’dan on yıllığına kiraladık. İçine de bahçe düzenlemesi yapıp güzel bitkiler ektik. Bir oturma alanı oluşturduk. Minik bir pergole ile taş mangal tarzı bir şeyler koyduk bir köşeye. İBB zabıta ekipleri mütemadiyen gelip orada yapılan ıslah, temizlik ve düzenleme çalışmalarını izlemişler başka işleri yokmuş gibi…

Dün evimizin olduğu alana gelip tartışmalı bir iş yaparak pergoleyi ve mangalı kaldırmışlar.” Dünyanın her tarafında bu olay bir haberdir. Ancak olay, bu haberi Cumhuriyet gazetesi verdikten sonra büyüdü. Gerçekleri ortaya koyalım: Herkes, Vakıflar’dan yasalara uygun olarak arsa kiralayabilir.

Herkes bu arsada düzenlemeler yapabilir. Ancak, arsanın konumu Boğaziçi öngörünüm bölgesinde olduğu için, gerekli makamlardan izin almak koşuluyla… Zaten Cumhuriyet’in haberi de bu arsada izin alınmadan tadilat yapıldığı iddiasını kamuoyuna duyuruyordu. Bunun üzerine 17 Nisan’da “Hukuk önünde herkes eşittir” başlığı ile “Olayların Ardındaki Gerçek” sütununda gazetenin bu konuya nasıl baktığını açıkladık. Amacımız, Sayın Altun değildir, kim olursa olsun herkesin yasalar önünde eşit olduğunu, yasalara uyulması gerektiğini belirtmektir.

3 GÜN SONRA DURUM DEĞİŞTİ

Ama üç gün geçmeden yeni bir durum ortaya çıktı. Mademki söz konusu İletişim Başkanı Altun’dur, haber onun hakkında yazılmıştır. Öyle ise Cumhuriyet gazetesi FETÖ’cüdür! Aynı gün bir merkezden düğmeye basılır gibi, “Devlete meydan okuyan zihniyet” başlığı ya da “Cumhuriyet hâlâ FETÖ’nün kontrolünde” veya “Kimin Cumhuriyet’i bu” başlıklı yazılar…

ATATÜRK’ÜN CUMHURİYETİ

Şimdi olayın bu noktasında yanıt verelim. Kimin Cumhuriyet’i bu? Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i. Çünkü bu gazeteyi Gazi Meclis’te, Birinci Meclis’te milletvekili, Kuvayi Milliyeci Yunus Nadi kurdu.

Atatürk, onu çağırdı, Cumhuriyet adını taşıyan ve Cumhuriyet değerlerini savunacak olan bir gazete kurmasını önerdi, ismini de koydu: Cumhuriyet. İşte Cumhuriyet gazetesi, 7 Mayıs 1924 tarihinde böyle kuruldu. Cumhuriyet gazetesi, kimsenin değildir. Cumhuriyet Vakfı’nın sahip olduğu bir gazetedir.

Vakfın birinci maddesi de şudur: “Cumhuriyet gazetesi ne hükümet ne de parti gazetesidir: Gazete, Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkmaya çalışan her türlü kuvvete karşı mücadele edecek ve ülkemizde her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için bütün varlığı ile çalışacaktır.” Yargıtay kararına dayanarak 7 Eylül 2018’de yapılan seçimle işbaşına gelen yeni Vakıf Yönetim Kurulu’nun 8 Eylül’de açıkladığı gibi, gazetenin değişmez temel yayın politikası Atatürk’ün aydınlanma devrimleridir. Antiemperyalist bağımsızlık savaşının temel ilkelerine bağlılıktır.

Gazetenin temel çizgisi NADİR NADİ, İLHAN SELÇUK, UĞUR MUMCU çizgisidir. Gazetenin asıl sahibi onu 96 yıldır yaşatan sadık okuyucusudur. Gazetenin patronu yoktur.

FETÖ İDDİASI

Gelelim herkesi ancak güldüren “FETÖ iddiasına” 8 Eylül 2018’den bugüne son 1.5 yıl içinde FETÖ karşıtı yaptığımız yayınlar tarihleriyle ikinci sayfada veriliyor. Şurası açıkça bilinmelidir, FETÖ ile mücadelede hiçbir gazete Cumhuriyet’i geçemez.

Bunun temel sebepleri kısaca şöyledir: FETÖ, Cumhuriyet gazetesine üç defa bomba attırdı. FETÖ, kurgulanmış Ergenekon kumpası ile Vakıf Başkanımız ve Başyazarımız İlhan Selçuk’u gözaltına aldırdı. Manevi baskı yaptırdı ve İlhan Abi’nin ölümüne neden oldu. Yazarımız Mustafa Balbay’ı Silivri zindanlarına yıllarca kapattı.

BİR CASUSLUK ÖRGÜTÜ

Yukarıda belirttiklerimize ilave olarak, FETÖ’ye karşı oluşumuzun asıl nedeni daha derindir. Cumhuriyet gazetesine göre FETÖ konusu bir “cemaat” olayı değildir. FETÖ, dış mihraklı ve dış denetimli bir casusluk teşkilatıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimini değiştirmek için fiilen harekete geçmiş, Gazi Meclis’i uçaklarla bombalamış, orduya, Emniyet’e, eğitime sızmış çok tehlikeli bir örgüttür. FETÖ casusluk terör örgütüdür ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünü parçalanmak için dışarıdan yönetilen bir mekanizmadır.

100 YILIN EN KORKUNÇ EN HAİN OLAYI

FETÖ olayı, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde, kurucu düzene, devletin temel ilkelerine büyük zarar vermek, tahrip etmek için harekete geçen 100 yılın en tehlikeli, en hain olayıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde uygulamaya konulmuş en korkunç olaydır. FETÖ olayı tam 40 yıl ilmik ilmik dokunarak oluşturulmuş, Türk devletini ele geçirme planıdır. Bu nedenle FETÖ ile mücadele, Cumhuriyet gazetesi için Cumhuriyet rejimini savunmaktır.

FETÖ’ye karşı olmak, bizim için Atatürk devrimlerini savunmak kadar önemlidir. Pekiyi, Cumhuriyet gazetesi bunları yazdı mı? Evet, birçok haber yaptık. Yazarlarımız onlarca makale yazdı ve 15 Temmuz olayının yıldönümünde yazılan 17 Temmuz 2019 tarihli Olayların Ardındaki Gerçek makalesini okuyunuz.

Bu yazıda, “FETÖ örgütünün casusluk örgütü” olduğunu belirttik. Ancak şu satırlar önemli, bakın ne demişiz: “Bu örgütün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin unsurlarını ve tüm kılcal damarlarını ele geçirmeyi hedeflemiş uluslararası bir beşinci kol, Türkiye’yi parçalamaya dönük çok tehlikeli bir örgüt olduğu unutulmamalıdır… Evet, bugünkü ortamda özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ile samimi mücadele ediyor.” Bu cümle açıkça ama diğerleri pek samimi değiller anlamını taşıyor.

Ayrıca, “Tarikat okuluna karşı köylülerin direnmesi ve başarısı” başlıklı 17 Eylül 2019 tarihli Olayların Ardındaki Gerçek yazısına da bakılmalıdır. Cumhuriyet gazetesinin FETÖ ile mücadelesinde tartışma yaratmak isteyenler, gerçekler karşısında gülünç durumu düşerler.

ÇAKMA VE SAHTE MÜCADELECİLER

Çünkü Cumhuriyet gazetesi FETÖ ile mücadelede “sahte” değildir, içtenliklidir. Biz siyasal iktidara yaranmak için “FETÖ ile mücadele ediyor gibi görünen”, “çakma ve sahte” olanlardan değiliz. Bu nedenle FETÖ ile mücadele ediyor gibi görüntü veren sahte mücadelecileri de Erdoğan’ın yakınları olsa bile “teşhir” etmekten çekinmeyiz.

Hatta görev biliriz. Bizi FETÖ gibi göstermeye kalkanlar sadece ve sadece FETÖ’ye hizmet ederler. FETÖ’yü “bir azılı casus örgütü” olarak tanımlayan başka kim var? Alayınız gelse bizi FETÖ ile mücadele etmekten alıkoyamaz. 7 Eylül 2018’de Cumhuriyet yönetimini aldıktan bugüne kadar geçen 1.5 yıl içinde Cumhuriyet gazetesinde “tek bir tane” FETÖ lehine haber gösteremezsiniz.

GİZLİ FETÖ’CÜLÜK

FETÖ’cü değil gibi davranıp, yaptıkları girişimlerle FETÖ’yü ve yurttan kaçarak Almanya’da, Amerika’da cephe gerisinde bekleyen FETÖ’cüleri sevindiren kişiler, gizli FETÖ’cü olarak tanımlanıyor.

Bugünkü Cumhuriyet gazetesini FETÖ’cülükle suçlamak çok tehlikelidir. Çünkü FETÖ’ye karşı olan, FETÖ aleyhine yazılar, belgeler yayımlayan bu gazeteyi FETÖ’cülükle itham etmek, en çok Pensilvanya’da oturan ABD’nin tutsağı FETÖ liderini ve diğer tüm FETÖ’cüleri memnun eder. Böylesi bir durumu da ancak gizli FETÖ’cüler yapabilir. Öteden beri yazılarını izlediğimiz Sayın Kekeç ve Sayın Orakoğlu’nu böyle tanımlamaktan özellikle “imtina” ederiz, titizlikle “kaçınırız.” Ancak Cumhuriyet gazetesini FETÖ’cülükle itham ederken bunun yaratacağı etkilerin boyutlarını yüz kere düşünüp ondan sonra böyle yazılar yazmak gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

CUMHURİYET’İ KORKUTAMAZSINIZ

Cumhuriyet gazetesi, yolundan dönmez. Cumhuriyet gazetesi, haberleri sansürlemez, kamuoyuna vermekten vazgeçmez. Cumhuriyet gazetesini doğruları yazmaktan kimse alıkoyamaz. 96 yıldır yayınını sürdüren Cumhuriyet gazetesini korkutmak mı istiyorsunuz? Bu hareket yanlıştır. Çünkü Cumhuriyet’i korkutmak mümkün değildir. Yazarlarını hapse mi atmak istiyorsunuz? Zaten her dönemde, tek parti, DP, Özal dönemlerinde ve bugün de dahil olmak üzere her dönemde yazarlarımız hapistedir. Alayınız gelse Cumhuriyet korkmaz.

Cumhuriyet gazetesi, bildiği yoldan döneceğine ölümü yeğ tutar. Cumhuriyet gazetesini kapatmak mı istiyorsunuz? Her şey elinizde, “kuzu-kurt hikâyesi” örneğinde olduğu gibi yapabilirsiniz. Ama bu, siyasal iktidara bir şey kazandırmaz. Zaten basın özgürlüğü karnesi tartışılan Türkiye, 96 yıllık gazeteyi kapatırsa, bütün dünyada eleştirilerin hedefi haline gelir. Bütün dünyada bir referans gazetesi olan Cumhuriyet gazetesi, artan “itibarı” ve “etkinliği” ile yoluna devam edecektir.

TERÖRE KARŞI TAVRIMIZ KESİN

25 Nisan günü Atv kanalında da gazetemiz Cumhuriyet hedefe konulmuştur. Bu kanalda yapılan yayında, Cumhuriyet Vakfı’nın bugünkü yönetimini üstlenen kadroları tarafından yakın geçmişte ağır eleştiri konusu yapılan ve sürdürülen bir hukuk mücadelesi sonucu son verilen bir ara dönemdeki yayın tercihine atıfta bulunularak, Cumhuriyet gazetesinin terör örgütlerini destekler yönde yayınlar yaptığına ilişkin iddialarda bulunulmuştur.

Oysa, Cumhuriyet gazetesinin yayın çizgisini Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ile bütünleştiren bugünkü Cumhuriyet Vakfı yönetimi, görevi devraldığı 7 Eylül 2018 günü yaptığı açıklamasında, ilkelerini kamuoyu ile paylaşmış; terör ve bölücülüğe karşı kesin tavrını belirlemiştir. Bu açıklamada, “Cumhuriyet gazetesinin, Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkmaya çalışan her türlü kuvvete karşı mücadele edeceği” vurgulanmış, ülkede “gerçek Cumhuriyet yönetim esaslarına Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü kapsamında ulaşılacağının” da özenle altı çizilmiştir.

Bu çerçevede; Cumhuriyet gazetesi, başta bölücü terör olmak üzere, her türlü şiddet ve terör hareketine yorum, haber ve genel yayın çizgisi ile karşı çıktığını kanıtlamış, belirlediği ilkelerden kesinlikle ayrılmamış, hatta bu uğurda geçmişte şehitler vermiş, acılar yaşamış bir gazetedir. Bu gerçekliği saptırmak, olayları tersyüz etmektir. Tekrar ediyoruz: Cumhuriyet gazetesi Türkiye’nin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğünü en içten duygularla savunur. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti ve Misak-ı Milli ile belirtilen sınırlarımızın korunması yönünde Cumhuriyet gazetesi en sağlam kaledir.

CUMHURİYET VE TERÖR

Cumhuriyet gazetesini teröre bulaştırmak isteyen densizliklere gelince: Cumhuriyet mürekkebi Misak-ı Milli kokar, Kuvayi Milliye kokar.

Cumhuriyet gazetesi her türlü teröre karşıdır. Hele Türkiye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü Cumhuriyet gazetesinin en öncelikli, en önemli değeridir. Cumhuriyet gazetesi PKK terörüne, DHKPC terörüne ve nereden gelirse gelsin her türlü teröre karşıdır. Cumhuriyet gazetesi teröre şehit vermiş gazetedir. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ölüm tehditlerine aldırmadan düşüncelerini cesurca kaleme almışlar, cumhuriyetin temel ilkelerini savunmuşlardır.

Basın dünyasında Prof. Dr. Muammer Aksoy, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar, Doç. Dr. Ümit Doğanay teröre kurban gitmişlerdir. Bu değerli isimlerin hepsi de Cumhuriyet gazetesinin yazarlarıydı. Türkiye’de hangi gazete, teröre bu kadar kurban vermiştir? Bugün Cumhuriyet gazetesinin yazarlarından yöneticilerine, muhabirlerinden teknik elemanlarına kadar herkes, bu ruhla vatana ve cumhuriyete bağlıdır. Bu ve buna benzer asılsız suç ve suçlamalara karşı vereceğimiz yanıt şudur: Hadi ordan!