Çürümüşlükte adalet arayışı!

Tiyatro oyuncusu ve yazar Elif Durdu, Ortaoyuncular Yayınları’nca yayımlanan yeni romanı Adalet Hanım ve Böcekleri’nde; Toplumsal, kültürel hayatımıza sinmiş, çürümüş ilişkilere, hem yazınsal hem de politik bir tavır alıyor. Ceberut idarecilerin kuşattığı toplumsal yaşamımızda bozulmuş zamanın, yozlaşmış, değersizleşmiş insanın, çürümüş toplumun, umudunu yitirmiş ve yönsüz bırakılmış bireylerin ortasında kaybolmuş “adalet”i arıyor.

08 Mayıs 2021 Cumartesi, 00:06
Abone Ol google-news

YARATIKLAR / MAHLÛKLAR

Tiyatro oyuncusu ve yazar Elif Durdu, Düş Kıyamet, Naif Bir Flamingonun Günlüğü ve Der Flamingo romanlarından sonra, yeni kitabı Adalet Hanım ve Böcekleri’yle (Ortaoyuncular Yayınları) okuyucuyla buluştu.

Romanında iş insanı Adalet Şafak’ı merkeze alan Durdu, çürümüş ama kokusu dışarıya sızdırılmamış, entrika ve madrabazlıklarla dolu yalı yaşamını yakından, sert bir bakışla yazıyor.

Adalet Şafak, ailenin oğlu Kutsal ile evlenerek yalıya sonradan dâhil olmuş. Yazarın ‘böcekler’ diye tanımladığı, davranışları, söylemleri ve yaşamda, yalıda konumlanışları ve tuhaf, çarpık ve hüzünlü hikâyeleriyle Adalet Hanım’ı çıldırma noktasına getiren Lili, Kutsal, Nuh, Peren, Numan ve Hüsran da romanın diğer kişileri.

Adalet Hanım, üç polisi öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanır ve hapse gönderilir. Adalet Hanım’a göre kendisine yapılan adaletsizcedir. Öfkelidir, isyan eder... Bilinci parçalanmış, yüreği dağlanmış, duyguları aşınmıştır.

Benliği hiçlenmiş, hezeyan içinde, en baştan anlatmaya başlar yaşamını. Kurumlar, idareler, durumlar, olaylar, anlayışlar, ahlaki kodlar, inançlar, gelenekler ve insanı yok sayan tüm yerleşik değerler hedef tahtasındadır.

Adalet Hanım’ın etrafında bulunan ve yaşamına dokunan “böcekler” ise kerameti kendinden menkul yaratıklar / mahlûklar olarak sunulmuş romanda. Her biri kendi derdiyle yaralı, sünepe, çirkef, zavallı tipler.

YETKİN KURGU, ÖZGÜN VE ÖFKELİ DİL!

Özenle kurgulanmış bir anlatım tekniği var yazarın. Zaman, kişiler, olaylar hepsi tanıdık. Sert, acımasız, öfkeli bir dili var yazarın. Anlatımda, mizah, eleştiri, argo, ironi ile parodi ustaca kullanılıyor.

Elif Durdu, oyunculuktan edindiği birikim ve deneyimleriyle; gözlem yeteneği, özgün, bütünlüklü ve iç çatışması güçlü, gerçekçi karakterleri, özenli ve özgün dili ve karakterlerin iç dünyasını derinlikli bir yapıda ortaya koyuyor.

Sıra dışı bir kahraman olan Adalet Hanım üzerinden güçlü metaforlarla, okuyucuyu yaşamın derin dehlizlerinde korkunç, sarsıcı, şaşırtıcı ve soluk soluğa bir gezintiye çıkarıyor.

Ve yaşadığımız zamanın, kavrayışı aşan gerçeküstülüğünü, biraz Boris Vian söylemi, biraz Jean Genet yaklaşımıyla lanetleyerek utanç anıtı olarak okuyucunun karşısına çıkarıyor.

Elif Durdu romanında, hem yazınsal hem de politik bir tavır alıyor toplumsal, kültürel hayatımıza sinmiş, çürümüş ilişkilere… Ceberut idarecilerin kuşattığı toplumsal yaşamımızda bozulmuş zamanın, yozlaşmış, değersizleşmiş insanın, çürümüş toplumun, umudunu yitirmiş ve yönsüz bırakılmış bireylerin ortasında kaybolmuş “adalet”i arıyor yazar.