Dehşetengiz ve şoke edici sahneler

Festivalin arifesinde bu hafta şehir sinemalarında ‘Teksas Katliamı’ dışında pek önemli bir filme rastlanmıyor. Film, bütün zamanların en iyi korku fmil leri arasında anılıyor.

03 Nisan 2015 Cuma, 10:39
Abone Ol google-news

Bütün sinemaseverleri yine tatlı heyecanlara kaptırıp 2 haftalık, kaçınılmaz bir maraton koşuşturmacasına (34. kez) sokacak olan İstanbul Film Festivali’nin arifesinde şehir sinemalarında, üçü yabancı, üçü yerli, toplam 6 sıradan film gösterime giriyor bu hafta. Son dönemde nerdeyse gitgide bir furyaya dönüşen, dinsel ağırlıklı, İslami motiflerle örülü, cinlere perilere, hurafelere ve doğaüstü güçlere dayalı, o evlere şenlik yerli korku filmleri salgınının son uzantısı “Münafık” ve sulu komedilerin 2 yeni örneği, “Aşkopat”la “Figüran” haftanın yerli yapımları.

Yabancı filmlerse, yönetmen James Wan imzalı “Furious 7- Hızlı ve Öfkeli 7”, 12 yıl öncesinde “The Station Agent”la çıkış yapmış Thomas McCarthy’nin yazıp yönettiği, başrolünü de Adam Sendler’a verdiği ama bu kez eleştirmenlerce hiç beğenilmeyen “The Cobble-Şans Ayağıma Geldi” ve sinema tarihinin en korkunç korku filmlerinden biri sayılan, haftanın biricik dikkate değer filmi denebilecek, adı da yönetmeni Tobe Hooper’la özdeşleşmiş olan, 1974 yapımı ünlü klasiği “The Texas Chain Saw Massacre -Teksas Katliamı”. Adı bütün zamanların en iyi korku filmleri arasında anılan, sonradan birçok taklidi - kopyası da çevrilen, içerdiği son derece gerçekçi, şoke edici ve dehşetengiz sahneleri nedeniyle, bizim gibi çoğu ülkede uzun süre yasaklanan ve bu hafta çevrilmesinin 40. yılı münasebetiyle, yönetmeninin nezaretinde restore edilmiş gıcır gıcır yeni bir kopyasıyla tüm dünyada gösterime giren “Teksas (Elektrikli Testere) Katliamı”nın konusunu, büyükbabalarının mezarını görmek ve ailelerinin eski evine uğramak için arkadaşlarıyla birlikte Teksas’a giden Sally (Marilyn Burns) ile Franklin Hardesty (Paul A. Partain) kardeşlerin, yolda rastlaştıkları Deri Surat’la (Gunnar Hansen) yamyam ailesine yakalandıklarında yaşadıkları kâbus oluşturuyor.

 

Testere fantazisi

Yönetmen Tobe Hooper’ın, kurbanlarının derisini yüzüp kendine maskeler yapan, ABD’nin ünlü seriyal katili Ed Gein’den esinlenerek yarattığı Deri Surat’la, insan bedenini sanki tavuk- piliç yermişçesine parçalayıp löp löp götüren yamyam aile bireylerini, korku sinemasının en temel kahramanları arasına sokan, cinayet silahı olarak seçilmiş elektrikli testere fantezisiyle de akıllara kazınan bu korku klasiğini, devam filmlerinin hızlanarak süregeldiği günümüzde yeniden seyretmek, sinir bozucu olduğu kadar ilginç bir seyir deneyimi de yaşatabilir meraklısına.

Çalıştıkları mezbahanın makinelerle donatılarak modernleştirilip yenilenmesi nedeniyle işsiz kalmış, emekçi ailesinin reisi Deri Surat’ın Güzel Kadın maskesiyle servis yaptığı, seyircide alttan alta bir Amerikan değerleri parodisi izlenimi de yaratan akşam yemeği bölümü gibi unutulmaz sahneler içeren, 80 küsur dakikalık bu öncü klasiği, yıllar sonra yenilenmiş kopyasıyla festival öncesinde beyaz perdede seyretmek, kuşkusuz her sinemaseverin es geçmeyeceği, ürkünç bir seyir deneyimi vaat ediyor meraklısına.