“Demokrasi istiyorsak siyasette kadının temsilini arttırmalıyız”

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ve İYİ Parti Sosyal Politikalar ve Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sibel Yanıkömeroğlu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında siyasetteki kadın temsiliyetini değerlendirdi.

08 Mart 2019 Cuma, 16:20
Abone Ol google-news
Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ve İYİ Parti Sosyal Politikalar ve Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sibel Yanıkömeroğlu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında siyasetteki kadın temsiliyetini değerlendirerek, partisinin yerel seçimlerde gösterdiği kadın aday sayısının yetersiz olduğunu söylediler. Yasemin Cankurtaran Öney, “Siyasette kadın olmanın en büyük dezavantajı ön yargılar. Biz dayanışmayı arttırırsak ön yargıların önüne geçmemiz ve siyasette kadın temsilinin arttırılması kolay olacaktır” dedi. Sibel Yanıkömeroğlu da İYİ Parti’nin 2 il 23 ilçede kadın aday çıkardığını ve bu aday sayısının yetersiz olduğunu söyledi. Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan Cankurtaran ve Yanıkömeroğlu şunları söylediler:
 
-Siyasette kadın olmanın dezavantajları nelerdir?
Yasemin ÖNEY CANKURTARAN: Türkiye’de kadınlar yaşamın birçok alanında zorluklarla karşılaşıyor. Siyaset de bunların başında geliyor. Siyasette kadın olmanın en önemli dezavantajı, ‘ön yargılar’ derim. Türkiye gibi halen erkek egemen bir toplumda kadınların siyasete yönelmesi yani yönetime ortak olmasının karşısında en büyük engel olarak ön yargılar gelmektedir. Kadının yeri günümüzde bile halen evi olarak görülmekte. Kadınların taleplerine “Elinin hamuruyla erkek işine karışma” denilerek karşı çıkılmaktadır. Ancak ön yargılar kadar kadınların siyasette yeterli düzeyde temsil edilmemesinin bir diğer nedeni de maalesef kadın dayanışmasının yeterli derecede gelişmemesi ve içselleştirilmemesidir. Kadınlar siyaset alanında birbirini desteklememektedir. Bu en son aday belirleme sürecinde daha da ortaya çıkmıştır. Dayanışmada görülen bu eksiklik, kadını ötekileştirmek isteyen zihinlere fırsat vermektedir. Biz dayanışmayı arttırırsak ön yargıların önüne geçmemiz ve siyasette kadın temsilinin arttırılması da bir o kadar kolay olacaktır.
Sibel YANIKÖMEROĞLU:  Yalnıza siyasette değil, maalesef hayatın her alanında kadın olmak belli zorlukların üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Kadın yalnızca iş hayatında, yalnızca siyasette olamıyor. Kadın olmak çoğunlukla hem eş hem de anne olmayı gerektiriyor. Ayrıca, maalesef cinsiyetçiliğin ön planda olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Hem anne hem eş olunca öncelik sırası siyasette ve iş hayatında ister istemez değişiyor. Bu konuda kendimi şanslı görüyorum. Partimizin genel başkanının bir kadın olması sebebiyle diğer partilerden ayrıcalıklı olarak kadının ön planda olduğu bir siyaseti yaşıyorum.
 
-Partinizin yerel seçimlerde gösterdiği kadın aday sayısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Y.Ö.C. : Türkiye’de kadınların bugün sahip olduğu  hakların temelinde Atatürk devrimleri vardır. Atatürk yalnızca ülkeyi kurtarmamış kadınları içinde bulundukları koşullardan alarak çağ ile buluşmalarını sağlayacak düzenlemelerin önünü açmıştır. Ancak Atatürk’ün izinde olan CHP maalesef sahip olduğu bu tarihi misyona yakışır bir sınav verememiştir. Kadın aday sayısı yerel seçimlerde son derece düşük kalmıştır. Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’da sadece bir tane kadın başkan adayı olması izah edilemez. Kadınlar maalesef lobilerin kurbanı olmuş, bütün anketlerde kadın aday istenen ilçelerde dahi halkın talebi gözardı edilmiştir.
S.Y.: Yerel seçimlerde partimizin 2 il 23 ilçe kadın adayı bulunmaktadır. Bu sayı yeterli mi? Elbette değil. Parti yapılandırması içinde, özellikle kadın kollarını kurmadık. Esas amacımız kadınların yalnızca seçim döneminde çalışması ve hatırlanması değil, bilfiil aktif siyasetin içinde yer almasıydı. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Biraz önce söylediğim sebepler nedeniyle kadınlar aktif siyasetin içinde olmaları konusunda henüz yeterince gerekli cesareti kendilerinde bulamıyorlar.
 
-Siyasette kadının temsiliyetine ilişkin görüşleriniz nelerdir?
Y.Ö.C.: Bir ülkenin modern ve gelişmiş olup olmadığının en büyük göstergesi ne geniş yollar ne de lüks binalardır. Bir ülkenin hangi seviyede olduğunun birinci göstergesi kadının o ülkedeki konumudur. Şayet kadın yaşamın içinde ise o ülke modern bir toplum kabul edilebilir. Şayet kadın siyasetin içindeyse, yönetimdeyse, sadece yönetilen değil yöneten ise o ülkede bir demokrasiden gelişmişlikten bahsedilebilir. Tersi durumda olsa olsa o ülkede sakat bir demokrasi vardır. Bugün Türkiye’de kadının siyasetteki temsili halen yönetimin aldığı kararlara el kaldıran indiren durumunda tutulmaya çalışılıyor kadınlar yönetime ortak edilmiyorsa Türkiye’de de bir demokrasiden bahsedemeyiz. Dolayısıyla demokrasi istiyorsak siyasette kadının temsilini arttırmaya mecburuz.
S.Y.:  Parti politikamız yalnızca siyasette değil, hayatın tüm alanlarında cinsiyetçiliğe karşıdır. Bu bağlamda siyasette de cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılmasına inanıyorum. Sorumlu olduğum başkan yardımcılığı çerçevesinde bir süre önce başlattığımız “Cinsiyetçiliğe Geçit Yok” Eğitimleriyle kadın-erkek eşitliğini vurgulamayı planlıyoruz.
 
-Yerel politikalarda kadınlar için en çok üzerinde durulması gereken nokta sizce nedir?
Y.Ö.C.: Kadınların bir değil birden çok sorunu var. İşsizlik en çok kadınların sorunudur. Bunun yanında çalışan kadınların çocuk bakımı, kreş ihtiyacı en temel sorunları arasındadır. Çocuğu olan annelerin çocuklarına aktivite yaptırabilecekleri alanlar yetersizdir. Bugün uyuşturucu sorunu yayılmakta bundan en çok çocukları bağımlı olan anneler mağdur olmaktadır. Kadına şiddet sadece polisiye ve hukuki önlemlerle önlenebilecek sorun değildir. Yerel yönetimler bu bahsettiğim sorunların hepsinde daha çok rol almalıdır. Belediyecilik artık sadece yol temizleyip çöp toplama işi değildir. Belediyecilik sosyal hayatı kolaylaştıran bir yapılanmaya gitmeye mecburdur. Yerel yönetimler hizmet noktasında daha aktif olmalı sosyal yaşamı kolaylaştırmalıdır. Bundan dolayı belediyeler kadınların istihdama katılmasının önünü açacak politikalar geliştirmeye mecburdur.  Çocuklar için kreş yapılması, yeni yeteneklerin geliştirileceği kursların düzenlenmesi, bağımlılıkla mücadele, şiddete uğrayan kadınlarla dayanışma bunlardan sadece bazıları ve öncelikli olanları olmalıdır.
S.Y.: Bizim belediyecilik manifestomuzda yer alan ve yerel yönetimlerde hedeflediğimiz üzere kadınların toplumsal hayatın her alanında söz sahibi olması çok önemli. Bu kapsamda il ve ilçe belediyelerimizde Kadın Eğitim ve Danışma Merkezleri kurmayı planlıyoruz. Kadınlarımıza, teknolojik ve mesleki alanlarda sürekli eğitim ve sertifika programlarının verilmesini ve kadınların iş hayatına aktif katılımını sağlayacak entegrasyon süreçlerini önemsiyoruz. Beraberinde maalesef şiddete uğramış, devlet tarafından koruma altına alınmış, barınma ve korunma ihtiyacı olan kadınlarımız için Yeniden Umutla Yaşama Merhaba (YUVAM) Projesini hayata geçireceğiz. İSTANBUL