DSP'li Yağız basın özgürlüğünü sordu

DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, Doğan Medya Grubu'na kesilen vergi cezaları ile Cumhuriyet Gazetesi'nin telefonlarının dinlenmesini TBMM Gündemine taşıdı.

17 Eylül 2009 Perşembe, 09:48
Abone Ol google-news

Süleyman Yağız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na bir soru önergesi verdi. Başbakan Erdoğan'ın, Doğan Medya Grubu'na kesilen vergi cezasıyla ilgili "Devletin kurumlarının kendilerine has yapmış oldukları rutin çalışmaları kalkıp basın özgürlüğü ile karıştırmanın doğru olmadığı inancındayım" dediğini, "Türkiye bir hukuk devletidir. Yedi yıl öncesiyle kıyaslanamayacak kadar özgür, demokratik bir ülkedir. Ve bundan en büyük faydayı sağlayan da hiç şüphesiz özgür basındır. Meselenin başka yerlere çekilmesi, özellikle AB nezdinde yanlış propagandayla Türkiye aleyhine bir noktaya çekilmesi son derecede yanlış olur" görüşünü belirttiğini anımsatan Yağız, Başbakan'ın bu sözlerine karşın yerli ve yabancı büyük bir çoğunluğun, Doğan Medya'ya uygulanan ceza konusunda farklı ifadeler kullandığını, CNN International'ın "Doğan Holding ile medya savaşı, Türk Hükümeti'nin zaten sıkıntılı durumda bulunan, AB'ye katılacak ilk Müslüman ülke olma başvurusunu tehlikeye atabilir" değerlendirmesini yaptığını, AB Komisyonu Sözcüsü Tardio'nun, "Vergi cezasına ilişkin son kararın, 14 Ekim'de yayımlanacak olan Türkiye'nin üyelik müzakereleriyle ilgili ilerleme raporunda dikkate alınacağı" sözlerini kullandığı, Viyana kökenli Uluslararası Basın Enstitüsü direktörü David Dadge'ın, "Uluslararası Basın Enstitüsü orijinal vergi incelemesi arkasındaki nedenin, Doğan Medya Grubu'nun finansal durumunun âdil ve tam olarak incelemesinin yapılmasına yönelik samimi bir istekten çok, siyasi ve kişisel hesaplardan kaynaklandığı yönünde samimi bir kaygıya sahiptir" açıklamasını yaptığını anımsatarak Başbakan Erdoğan'ın şu soruları yanıtlamasını istedi:

"-Türkiye'de gerçekten basın özgürlüğü var mıdır?

-Bazı yazarların çalıştıkları gazetelerden ayrılmalarının veya çıkarılmalarının, basına yönelik ceza ve baskılarla hiç mi ilgisi yoktur?

-Son günlerde bazı gazeteci-yazarların iktidarınız tarafından istenmediğine ilişkin söylentiler yayılmaktadır. Basını özgür olan bir ülkede bu tür söylentiler yayılabilir mi?

-Bu tür söylentiler ilgili gazeteci-yazarların tedirginlik duymalarına sebep olmaz mı? Bu da bir bakıma baskı değil midir?

-Doğan Medya'ya verilen cezanın rutin bir işlemin dışında siyasi olduğu kaygı ve kanaati hem içeride, hem de dışarıda giderek yaygınlaşmaktadır. Bu durumun, ülkemizin, AB ile ilişkilerinde engel oluşturacağı görüşüne katılıyor musunuz?

-Avrupa Komisyonu Sözcüsü Amadeu Altafaj Tardio'nun, 'Müeyyideler, bu olayda olduğu gibi, bir basın grubunun tamamının varlığını bu şekilde tehdit eder büyüklükte ise basın özgürlüğü tehlike altında demektir' ifadesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Daha önce Doğan Medya gazetelerini kastederek, 'okumayın' çağrısında bulunmanızın vergi cezasıyla hiç mi ilgisi bulunmamaktadır?

-Doğan Grubu'nun sıkıştırılarak basın dünyasından çekilmesinin ve bu gruba ait bazı gazete ve televizyonların başka bir grup tarafından alınmasının sağlanacağı yolunda yaygın bir iddia vardır. Bu iddia, söylenti bile olsa, o gruba ve dolayısıyla basına baskı değil midir?

-'Türkiye bir hukuk devletidir. Yedi yıl öncesiyle kıyaslanamayacak kadar özgür, demokratik bir ülkedir. Ve bundan en büyük faydayı sağlayan da hiç şüphesiz özgür basındır' diyorsunuz. -'Basının yedi yılda sağladığı büyük faydalar' nedir? Bu konuda hangi açılımları yaptınız? Hangi adımları attınız?

-Bu 'büyük faydalar'dan hangi medya kuruluşları nasiplerini almışlardır?

-Hakkınızda yazıp çizen çok kişiyle, bazı muhalefet liderleri ve milletvekilleriyle, bu arada -sonradan davası mahkemece düşürülen- 18 yaşından küçük bir çocukla bile mahkemelik olmanız, özgürlük içeren sözlerinizle çelişmiyor mu?

-Kendisini yasalar karşısında imtiyazlı gören medya kuruluşları var mıdır? Varsa bunlar hangileridir?

-Cumhuriyet Gazetesi'nin, 16 Eylül 2009 tarihli, 'Gazetemizi dinliyorlar' manşetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Dinlenen gazete ve gazeteci, bu arada Cumhuriyet Gazetesi ve çalışanları kendilerini özgür ve güvende hissedebilirler mi?

-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç'in, 'telefon dinlemelerinin gazete santrallerini de kapsamasının basın ve ifade özgürlüğünün yok sayılması anlamına geldiği' yönündeki açıklamasını nasıl karşılıyorsunuz?

-Sözünü ettiğiniz basının özgürlükten sağladığı büyük faydalar'dan Cumhuriyet Gazetesi'nin ve sizi eleştiren diğer gazete ve yazarların herhangi bir kazanımı olmuş mudur?"