Elif Uras’ın eseri ‘Hamile Helezon’ Victoria and Albert Müzesi’nin daimi koleksiyonunda

Pandemi döneminde bir kez daha “iyi ki sanat var” diyoruz ve güzel bir haberle geliyoruz. Çalışmalarını New York ve İznik’te sürdüren ressam ve seramik sanatçısı Elif Uras’ın “Hamile Helezon” adındaki eseri, prestijli Victoria&Albert Müzesi’nin daimi koleksiyonuna dahil edildi.

06 Nisan 2021 Salı, 04:00
Elif Uras’ın eseri ‘Hamile Helezon’ Victoria and Albert Müzesi’nin daimi koleksiyonunda
Abone Ol google-news

Konuk yazar: Gila Benmayor

Daha önce “Hamile Haliç II” eseri Metropolitan Müzesi’nin koleksiyonuna alınan sanatçının iki eseri böylelikle dünyanın önde gelen iki müzesinde yer almış durumda.

Elif Uras, yıllar önce Art Basel’de karşıma çıktıktan sonra ilgiyle izlediğim bir sanatçı.

En son 2018 yılında Art Dubai’de bu sanat fuarı için özel olarak ürettiği eserleriyle ve hatta sanatçının kendisiyle karşılaşmıştım.

“Hamile Helezon”un V&A Müzesi koleksiyonuna alınması üzerine New York’ta olan Elif Uras ile mail üzerinden haberleştik.

V&A Müzesi’nde 2020 Haziran ayında açılması planlanan, ancak iki kez ertelenen “Ortadoğu’dan Güncel Seramik Sanatı” sergisi için “Hamile Helezon” ve “Osmanlı Göbeği” adlarındaki iki eseri seçilmiş.

“Mekânda sergilenmiş halde bekliyorlar. Belki sergi mayıs ayında ziyaretçilere açılır” diyor.

KOLEKSİYONA GİRMEK BENİM İÇİN BÜYÜK ONUR

Victoria&Albert Müzesi seramik alanında küresel yaklaşımıyla oldukça iddialıymış.

“Uzakdoğu, Çin, Japonya, Kore ve Güneydoğu Asya seramiklerinden Orta ve Yakındoğu seramiklerine, Avrupa seramik tarihinden günümüz sanatına uzanan çok kapsamlı bir koleksiyonları var. Eserlerimin hem bu müzede sergilenmesi hem koleksiyona girmesi benim için büyük bir onur” diye konuşuyor.

Serginin küratörü, Ortadoğu seramikleri uzmanı Mariam Rosser-Owen, 16. yüzyıl İznik seramik sanatının en iyi bilinen “Haliç” motifinden esinlenmiş “Hamile Helezon” ile “Osmanlı Göbeği”ni birlikte sergilemek istemiş.

“Osmanlı Göbeği” bu sergi için İstanbul’daki özel bir koleksiyondan ödünç alınmış.

Peki, eserlerin ilginç adlarının ilham kaynağı nedir?

Elif Uras, bu soruyu şöyle cevaplıyor:

“Haliç motifini araştırdığımda geleneksel olarak helezon yani spiral şeklinde kullanıldığını fark ettim. Motif padişah tuğrasından esinlenerek tasarlanmış ama küçük mine çiçekleriyle zarif ve kadınsı bir görüntüsü var. Eserlerim kadın bedeni ve örtünme teması üzerinden bu motifi forma giydiriyor. Aynı zamanda helezon prensibini de koruyor.”

KADIN BEDENİNE YÖNELİK ATAERKİL TUTUMU SORGULAMAK

Eserlerine neden “Hamile”, “Göbek” gibi adlar taktığını da merak ediyorum.

“Form ile üzerindeki deseni organik bir şekilde birleştirmeye çalıştım. Hem ‘Göbek’ serisi hem ‘Hamile’ serisinin bedene benzeyen objeleri bu çabadan ortaya çıktı. Bu iki seride desen, bir örtü gibi kadın bedenini sarıyor. Bu çalışmalarda ‘Doğulu’ kadının oryantalist imajını sorgulamak kadar kadın bedenine yönelik kendi ataerkil tutumumuzu da sorgulamak istedim” diyor Elif Uras.

Dünyadaki çeşitli sanat fuarlarında, sergilerde ilgiyle izlenen eserlerin arka planında bir yanda sanatçının bu kaygısı, diğer yanda siyasilerin kadın bedeniyle ilgili atıp tutma alışkanlıklarına tepki var.

Elif Uras, bununla ilgili “Türkiye’de siyasi liderlerin kadının kaç çocuğa sahip olabileceği, kamusal alanda nasıl davranmaları gerektiği hakkında fikir beyan etme alışkanlıkları ne yazık ki çok yaygın. Hamile form, kadın bedeninin ve kadın doğurganlığıyla ilgili tercihlerin siyasal bir söyleme dönüşmesine bir tepki” diye devam ediyor.

Elif Uras, ABD’nin önde gelen bir üniversitesinde hukuk okuduktan sonra sanatta karar kılmış.

“Sanat, hayatımda hep vardı. Hukukun beni aynı şekilde besleyemeyeceğini anlar anlamaz profesyonel olarak sanata yöneldim” diyor.

İLHAMINI BU TOPRAKLARDAN ALIYOR

Yaklaşık 3 yıl önce kaybettiğimiz babası Sevgili Güngör Uras’ın kızının kararını saygıyla karşılamakla birlikte ciddi bir hukuk eğitiminin kariyere dönüşmemesi fikrine zor alıştığını hatırlıyorum.

New York’lu ünlü bir avukat yerine eserleri müzelere kabul edilen çok iyi bir sanatçı olan Elif Uras, ikinci üniversite eğitimine sanat ile devam ediyor.

New York School of Visual Arts’tan sanat lisansını, Kolombiya Üniversitesi’nden sanat üst lisansını alıyor.

Zamanla resimden seramiğe kayıyor ve resimlerini üç boyutlu yüzeylere taşımak için İznik Çini Vakfı’nda çalışmaya başlıyor.

Sanatıyla ilgili “Eserlerimi resim ile heykel arasında bir yerde görüyorum. Seramik uçsuz bucaksız bir okyanus gibi. Yüzyıllardan beri dünyanın her köşesinde farklı gelenekler ve farklı tekniklerle var olmuş” diyor.

İlhamını çoğunlukla bu coğrafyadan, bu topraklarda 8 bin yıl önce yaratılmış ilk seramik eserlerden, üzerlerindeki desenlerden, Anadolu tanrıçalarının heykelciklerinden alıyor.

Geçen yıl New York’taki Sanat ve Tasarım Müzesi’nde misafir sanatçı programına kabul edilen Elif Uras, New York’un en eski seramik okulunda yeni teknikler öğrenmek için beş yıldan beri torna eğitimi alıyor.

Çünkü sanat onun için bitmeyen bir yolculuk.