Entelektüel Doruk: Yunus Emre

UNESCO’nun 2021’i “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” ilan etmesi, bilgemize başka dikkatlerle bakmamız için önemli fırsat.

18 Mayıs 2021 Salı, 04:57
Entelektüel Doruk: Yunus Emre
Abone Ol google-news

Tekkenin oduncusudur, öyle biliriz. Peki, odunların ille de düzgününü seçmesindeki ereği, emeği, özeni doğru değerlendirmeyi bilir miyiz? Bu ereğin, emeğin, özenin çatısı bilgiyi görmeyi? El bilgisi, kalp bilgisi, akıl bilgisi sacayağının altını harlayıp üstünde pişendir Yunus’unki, iyi-güzel-doğru ile sayısız bileşenin estetiği, yaşam sanatı bilgisi. Sanatı düşünen eyleyen, düşündüğünü eylediğini sanatı (nefesi) ile söyleyen, yürüyen düşünür, eylem ozanı. 

Bu yıl, Anadolu insanının kesintisiz içinde yaşadığı Yunusça ile maneviyatından ayrıca günlük hayatında hep eylemine taşıdığı Yunus bir yana, erk ve entelektüel dünya tarafından yüzyıllar boyunca görmezden gelinen, Cumhuriyet dönemiyle o dünya (ve tüm dünya) için de görünür olan Yunus Emre’nin ölümünün 700. yılı. UNESCO’nun 2021’i “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” ilan etmesi, bu görünürlükle birlikte bilgemize başka dikkatlerle bakmamız için bir fırsat. “Bilim ve Ütopya” dergisinin yeni sayısı, “Tekkenin Oduncusu Değil, Entelektüel Doruk” diyerek bilimsel bulgularla farklı alanlarda(n) söz eyleyen yazılardan hazırladığı dosyayla bu bilgiye bakış atmakta.

MARJİNAL TİP

Geçenlerde yeryüzünden ayrılan Prof. Dr. İlhan Başgöz, ölümünden önce dosyada yayımlanma iznini verdiği makalesinde konuya halk hayatı, halk edebiyatı penceresinden bakarken, hem köylü hem kent hayatını deneyimlemiş kültür taşıyıcılığının Yunus Emre’yi marjinal tip kıldığını ileri sürüyor. Çünkü Yunus halkın, medresenin, beyler düzeninin kültürünü şiirine almış, eleştiriden de geri durmamıştır. Şairin beslendiği ulusal kültür köklerini, elimize ulaşan Yunus Emre Divanları’nda arayan Başgöz, şu günlerde yeni bir nüshanın bulunduğunu işitse yine ne heyecanla kollarını sıvardı kim bilir. Evet, taze güzel haber: Doç. Dr. Himmet Büke’nin Vatikan Arşivi’nde tespit ettiği yeni Yunus Emre Divanı nüshası 1629’da yazılmış, içerdiği iki yüze yakın şiir, eski Anadolu Türkçesinde söylenirken arkaik öğeler de barındırmakta. 

DİL DEVRİMCİSİ

Dosyada Faruk Duman ise Anadolu’da kıyımın, yoksulluğun, bey, Moğol zulmünün hüküm sürdüğü çağda, Farsça yazı diline rağmen Yunus’un halkın konuştuğu Türkçe, Yunus gibi bir şairi yaratabilecek bir dil ile yazdığını, şiirinin metinler arası da olabilen göndermeler içerdiğini söylemekte. Seyyit Nezir’in Yunus’taki insan ve tanrı, kulluk, isyan, birlik aşkı, kendini bilmek gibi meselelere kafa yorduğu, Yunus Emre’ye ilişkin söylenmiş kimi görüşlere koyduğu şerhler, onamalarla perçinlediği katmanlı yazısının başlığı için geleceğe çoktan kaldı dense yeridir: “Tarihin örsünde Türkçenin ipekten çekici”. Yunus’un düşünürlüğünün şairliğinden daha az bilinçle ele alındığını ifade eden Prof. Dr. Doğan Göçmen, ikilikten birliğe varmayı varlık nedeni gören Yunus’a Batı felsefesi ve Hegel’den yaklaşıyor. Yunus’un sırrında gizemin değil, püf noktasının peşine düşen Prof. Dr. Hakan Poyraz’a göre ise öyle zor çağda insanlığı birliğe arı duru Türkçe ile çağıran Yunus’un yaptığı, bir dil devrimi. Yunus’u, “Ben bir aceb ile geldüm kimse hâlüm bilmez benim” dizesindeki acaba ile karşılayan Prof. Dr. Ahmet İnam, “aceb”den gelen dört kavrama, aşk-söz-dost-gönül bağına göz atarak Yunus’un sunduğu “dost” odaklı dünyada, canında akıl donanımlı gönlünü geliştirebilmiş insanın Yunus’un duyduğu evrendeki kudreti aşk-sözle yaşayabileceğini öneriyor. Söz buraya gelince, okur, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun “bilim ve gönül” üstüne görüşlerine de bakmak isteyebilir. Kemal Ateş ise Türkçenin, 13. yüzyıldan günümüze gelişinin engellere dolu olduğunu, birçok sözcüğümüzü Yunus sayesinde kurtardığımızı belirtiyor. Okur yine Ateş’in yazısından sonra, “zengin” anlamına gelen, Yunus’un da kullandığı “bay(/bayan)” sözcüğüne farklı yaklaşmak isteyebilir. Sözcükleri doğru anlamlarını bilerek kullanmak düşüncelerimizi doğru inşa etmemizi sağlar, yaşam sanatına ulaşmamızı hızlandırır. Çağdaş estetik bilimi de zaten bunu önermekte. Yedi yüzyıl öncesinden çağdaş estetik felsefesine ulaşmış Yunusumuza selam olsun. Sanata evet.