Erdoğan ağladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP ve BDP tabanını 12 Eylül'de Anayasa değişikliğine "evet" oyu vermek için çağrıda bulundu. Erdoğan grup toplantısında, 12 Eylül döneminde sağ ve sol görüşlü tutuklular arasından idam edilen Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu'ndan bahsederken gözyaşlarını tutamadı.

20 Temmuz 2010 Salı, 08:43
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada sözlerine, Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki askeri birliği PKK'li teröristlerce saldırı düzenlendiğini ve 6 askerin şehit olduğunu açıklayarak başladı.

Erdoğan sonuna kadar terörle mücadeleyi sürdüreceklerine işaret ederek şöyle dedi:

"Olay sadece güvenlikle alakalı değil. Ekonomik, sosyolojik bir çok boyutu var. Dayanışma göstermemiz lazım. Özellikle dikkat çekmek istediğimiz husus var. Bizler AK Parti grubu olarak gayret gösterirken onlar şahsi hesaplarını dayatmak zorunda kaldılar. Onlar bizi engellemeye hızımızı kesmeye uğraştılar. Bunlar yapmayı değil yıkmayı öngörüyor. Bunlar sadra şifa olacak bir şey üretmediler üretene de ayak bağı oldular. Biz bu ülkenin hizmetindeyiz. İdare edebilir böyle gelmiş böyle gider diyerek risk almaz başımızı ağrıtmazdık. Geri adım atabilirdik. Ama çıkıp milletin yüzüne bakamazdık. Gecemizi gündüzümüze kattığımız fakirlerin yüzüne bakamazdık.Biz bütün kirli örgütlenmelere mafyaya karşı çıktık. Hak ve adalet özgürlük mücadelesini seçtik."

Anayasa değişikliği

Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliğini "12 Eylül Darbesi" ile anlattı. MHP, CHP ve BDP tabanlarına mesaj veren Erdoğan, muhalefet partilerini sert sözlerle eleştirdi. 12 Eylül referandumuna karşı çıkan CHP ve MHP'yi 12 Eylül yönetiminin idam ettiği gençleri gündeme getirerek eleştiren Erdoğan, konuşmasının tamamını referanduma ayırdı.
Erdoğan, 1980'de idam edilen solcu gençler, Necdet Adalı ve Erdal Eren'in yanı sıra ülkücüler Mustafa Pehlivanoğlu ve Hüseyin Kurumahmutoğlu'nu anlattı. Erdoğan, Pehlivanoğlu'nun ailesine yazdığı mektubu okurken, gözyaşlarını tutamadı. Bu sırada Erdoğan'la birlikte bakanlar ve milletvekilleri de ağladı. Merhum Türkeş'in 1992'de DYP-SHP koalisyonuna, 12 Eylül Anayasasını değiştirme sözü aldığı için destek verdiğini kaydeden Erdoğan, "Keşke 12 Eylül'de orada yatan bazı MHP yöneticileri vicdanlarının sözüne kulak vererek dürüstçe konuşsa" dedi. İdam edilen ülkücü genç Mustafa Pehlivanoğlu'nun, veda mektubunda 12 Eylül yönetimi için "Allah'tan bulsunlar" yazdığını anımsatan Erdoğan, "Gencecik yaşta idam edilen Mustafa'nın, 'Allah'ından bulurlar' dediği 12 Eylül 2010 günüdür. Yıllarca 12 Eylül mağduru solcuları istismar eden CHP 12 Eylül'le yüzleşemese de biz yüzleşeceğiz. MHP 12 Eylül'le hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız. Bizim alnımız ak onlar mahçup olacak" diye konuştu.
 

Midas'ın kulakları gibi

Anayasa değişikliği maddelerinin bugün muhalefet partilerinin uykularını kaçırdığını öne süren Erdoğan şöyle dedi:

"Bugün CHP'nin, MHP'nin ve BDP'nin üst yönetimlerinin, milletvekillerinin uykularını çok ciddi şekilde kaçırıyor. Bunlar tıpkı Midas'ın kulakları öyküsünde oldukları gibi, yalnız kaldıklarında ya kendi vicdanlarına ya da yakın arkadaşlarına rahatsızlıklarını dile getiriyor. Aka kara demenin vicdanlarını sızlattığını görüyorum. Milletin istediği değişikliklere sırf Ak parti istiyor diye karşı çıkmanın nasıl bir travma yarattığını görüyorum. Genel kurul sürecinde anayasa değişikliklerine yönelik tek bir somut önerileri olmadı. Neden 'hayır' dediklerini, değişimin karşısında durduklarını kendilerine de, millete de izah edemiyorlar. Meseleyi şahsileştirmekten öte gidemiyorlar. İlgisiz konuları getirerek Anayasa değişikliğini karalamaya çalışıyorlar. Neymiş efendim, bu değişikliğin işsizliğe, fakirliğe bir faydası yokmuş. Neredeyse ülkenin her meselesinin çözümünü paketten bekliyorlar."
 

Anayasa değişikliği her şey değil ama çok önemli"

"Bu anayasa değişikliği belki herşey değildir, ama çok önemli bir şeydir" sözleriyle referanduma dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "Vesayetçi ve statükocu anlayışın kırılması için tarihi bir adımdır. Değişiklikle Ak Parti arasında birebir bağlantı kurmak zorlama yorumlardır. Sadece Ak parti seçmeni değil, CHP, MHP, BDP'ye oy vermiş kitleler de bizi anlıyor" dedi. Anayasa değişikliğinin bir AKP projesi olmadığını yinelen Erdoğan şöyle dedi:

"Bir kişinin, bir zümrenin, bir partinin projesi asla değildir. Türkiye' nin talep ettiği değişimlerin önemli bir bölümünü içeren milletin özlem duyduğu bir Türkiye projesidir, memleket, millet projesidir. Vatandaşımı hangi partiye gönül vermiş olursa olsun,12 Eylül'de yapacağı tercih partilerle ilgili değil, kendi geleceği için ortaya koyacağı bir tercih olacaktır. Referandum ileri demokrasilerde başvurulan bir demokratik tercih yönetimidir. 12 Eyül'de vatandaşımız kendi geleceğini oylayacaktır."
 

Ağlatan mektup

Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliğinin önemini 12 Eylül Darbesi'ne vurgu yaparak anlattı. 12 Eylül'ün bir hesaplaşma günü olduğuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdü:

"Yakın siyasi tarihini gündeme getirmek zorundayım. Necdet Adalı 19 yaşında lise öğrencisiyken cinayet işlediği iddiasıyla 1977 yılında tutuklandı. Ben de o zaman bir partinin İstanbul gençlik kolları başkanıydım. Suçsuzluğunun ortaya çıkacağından o kadar emindi ki, Ulucanlar'da arkadaşlarının firar girişimine katılmadı. Kendisini yargılayan mahkeme reisi, masum olduğunu iddia etti, karara şerh koydu. Ancak fayda etmedi, 22 yaşındayken 8 Ekim 1980'de asılarak idam edildi. Şair Nevzat Çelik'in Adalı için yazdığı o ünlü şiir bu zamansız ölümü en güzel şekilde resmediyor: 'Beni burada arama anne/kapıda.' Adalı, 12 Eylül cuntasının idam ettiği ilk gençtir. Bir televizyon kanalında o idam kararlarının nasıl verildiğini takip ediyorsunuz değil mi, bir bu yandan, bir bu yandan. Sonradan suçlular yakalandı, failler belli oldu ama Adalı geri gelmedi. 12 Eylülcüler -kendi ifadeleriyle- asılan solcuyla denge kurmak için bir de sağcı idam etmek istediler. Adalı'dan birkaç saat onra 22 yaşında bir genç Mustafa Pehlivanoğlu dar ağacına gitti. Ardından şu satırlar kaldı;

'Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yasa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkinizi helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakkin ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Sunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakindir. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır.

Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkim varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.

Son olarak, abime, yengeme, yiyenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.'

Bir başka isim Erdal Eren. 18 yaşından küçük olmasına rağmen idam edildi. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun Mamak'ta çektiği çileleri, gördüğü işkenceleri, yazdığı şu dizeleri unutmadık: Huzur dolu içimde ben sonsuzluğu düşünüyorum. Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum. 14 Mayıs 1987'de Hüseyin Karamahmutoğlu sabah namazını kılarken, başına vurulan dipçik darbesiyle vefat etti. Bu zulümlerin, insanlık dışı uygulamaların en yakın şahitlerinden, mağdurlarından biri de Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay. 12 Eylül'deyken hapis yatan bakanımız vefat eden babasının cenazesine bile katılamadı."
 

"MHP hesaplaşmazsa biz hesağlaşacağız"

Erdoğan, MHP tabanına seslenirken merhum Alparslan Türkeş'in cezaevinde yaşadıklarını örnek gösterdi ve "12 Eylül ile MHP hesaplaşmazsa biz hesaplaşacağız" diyerek MHP'ye şu sözlerle yüklendi:

"Mustafa'nın, 'Allahından bulurlar', dediği gün 12 Eylül günüdür. Yıllarca 12 Eylül mağduru solcuları istismar eden CHP 12 Eylül ile hesaplaşamasa da, MHP hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız. Dar ağacına gönderilen Necdet Adalı'nın, Pehlivanoğlu'nun, Erdal Eren'in hatıraları karşısında alnımız ak kalırken onlar boyunlarını bükecek, mahçup olacak. MHP'li kardeşlerimden, 'evet' bekliyorum. İşte onun için CHP'ye gönül vermiş kardeşlerimden 'evet' bekliyorum. BDP'den 'evet' bekliyorum. Sadece 12 Eylül'le hesaplaşmak adına değil, bir daha 12 Eylüller yaşanmasın diye evet bekliyorum. Geçmişi kurtaramasak bile, çocuklarımızın geleceğini kurtarabiliriz. Bir iade-i itibar bile yapamaz mıyız? İşte bu 12 Eylül bir iade-i itibar olacaktır aynı zamanda. Fişleme gibi insanlık, hukuk dışı uygulamanın tarihe karışması için milletim tek yürek halinde evet diyecektir."

 

"Anayasa Mahkemesi'nin bahçesindeki gecekondunuzdan çıkın"

Erdoğan'ın, grup konuşmasında CHP'ye yaptığı göndermelerde Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurular vardı. Erdoğan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Recep Bey Anayasa Mahkemesi'ne yakın ev tutsun" sözlerine, "Bize ev ayarlayacağına kendisi Anayasa Mahkemesi'nin bahçesine kurduğu gecekondudan çıksın" şeklinde yanıt verdi.

Erdoğan, CHP'nin geçtiğimiz dönem 113, bu dönem ise 44 kez Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğunu belirterek, "Haydi oraya gecekondu yaptığınız, bari arsa sahibini rahat bırakın. Bu tutarsızlıktır, ilkesizliktir, milletin iradesini hiçe saymak ve milletin iradesini mahkemeye taşımaktır" dedi.
 

"Kendilerini inkar ediyorlar"

Başbakan Erdoğan, Genel Kurul çalışmaları süresince yasama faaliyetlerini çıkarmanın yanında muhalefete karşı da yoğun bir mücadele sergilediklerini söyledi. Erdoğan, muhalefetin meclisin çalışmalarını yavaşlatma eğiliminde olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Genel Kurul ortamını gererek, sabrımızı zorlayarak, adeta sinirlerimizi test ederek çalışmaları engelleme ve yavaşlatma çabası içine girdiler. Ancak, şu hususa özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Bizler, AK Parti Grubu olarak, ülkeye, millete hizmet için sorunları çözmek için gayret gösterirken; onlar kendi kişisel çıkarlarını, kendi hırslarını, kendi şahsi hesaplarını bizlere dayatma mücadelesi içinde oldular. Biz milletimiz için daha fazla hizmet üretmek, milletimizin menfaatine olan yasaları çıkarmak için çaba gösterirken onlar da bizi engellemeye, hızımı kesmeye uğraştılar. Çünkü bunların muhalefet anlayışı yapmayı değil, yıkmayı; destek olmayı değil, köstek olmayı esas alıyor. Milletimiz de artık çok iyi görüyor. Bunlar iş üretmezler, hizmet üretmezler. İktidarda oldukları, koalisyon ortağı oldukları dönemde de bu ülke için sadra şifa olacak hiçbir şey üretmediler. İş üretmedikleri gibi üretenlerin, hizmet üretenin ayağına ayakbağı olmak da bunların şiarıdır."
 

"İşsizlik yüzde 12'nin altına düşecek"

Erdoğan konuşmasında işsizlik rakamlarına da vurgu yaparak işsizliğin hiçbir ülkede sıfıra indirilemediğini söyledi. Erdoğan, işsizlik rakamlarına dikkat çekerken "Mayıs Haziran ve Temmuz rakamları açıklanacak. Bunlar açıklandığında yüzde 12'nin de altına düşeceğiz" dedi. Küresel ekonomik kriz süresince diğer ülkelerin işsizlikte geldiği noktalara ilişkin ayrıntılı bilgiler veren Erdoğan "Dünyanın en ileri ülkesi ABD'de şu anda 10 puana dayandı. Hamdolsun biz 12 puandayız. Gerçek ortada. İspanya 8 puanda idi, şu anda 18 puanda, AB üyesi ülke... Japonya, Rusya, İrlanda hepsine baktığınızda bunu görüyorsunuz. Nisan ayı verileri açıklandı. Mayıs, Haziran Temmuz açıklanacak. Bunlar açıklandığında yüzde 12'inin çok daha altına düşeceğiz. Çünkü bunu görüyorum, buna inanıyorum, bunu söylerken de hayali olarak değil bir gerçeği yaşayarak görüyorum" dedi.
 

"Kışkırtmalara prim vermeyin"

Başbakan Erdoğan, konuşmasının devamında BDP'nin "Anayasa değişiklik paketinde Kürtlerin lehine hiçbir madde bulunmadığı" yönündeki söylemlerine de yanıt verdi. Paketteki tüm maddelerin 73 milyon vatandaş için eşit haklar tanıdığına dikkat çekerken "Tayyip Erdoğan bu değişiklikten ne kadar istifade ediyorsa, benim Kürt kökenli vatandaşım da o kadar istifade ediyor. Vatandaşlarımıza bu ilkesizliği, samimiyetsizliği anlatacağız" dedi. Referandum hazırlık sürecinde kendisinin 36 il gezeceğini dile getiren Erdoğan, sadece mitingler yapmayacağını, kanaat önderleri ile bir araya geleceğini halkla bütünleşeceğini söyledi. Milletvekillerine de gerçekleştirecekleri referandum çalışmaları konusunda seslenen Erdoğan "Kışkırtmalara prim vermeden, soğukkanlılığı, sabrı, sağduyuyu asla elden bırakmadan yapıcı bir dille gönüller kazanacağız. Muhalefetin çirkin ve kışkırtıcı üslubuna asla tenezzül etmeyeceğiz. Onlar çamur, iftira atacaklar, Türkiye'nin ufkunu karatmak için her türlü çirkin söz ve eylemin içine girecekler. Biz sadece hakkı, doğruyu söyleyeceğiz, sadece anayasa değişikliğini konuşacağız, büyük değişikliğin kalp atışlarını anlatacağız" diye konuştu.