Erdoğan ve Laiklik

18 Eylül 2011 Pazar, 06:07
Abone Ol google-news

Türkiye 150 yıldır, demokrasi yolunda savaş veriyor. Bu süreçte en önemli zaman dilimi de Atatürk’ün 15 yılıdır ki, bu dönemde Türkiye’de, hukuk, kültür, eğitim ve toplumsal alanda ciddi aydınlanma hareketleri yapılmış, devrimler gerçekleştirilmiştir. İşte bu nedenle bugün Türkiye, Ortadoğu’nun parlayan yıldızıdır.

Başbakan Erdoğan, Mısır gezisinde, bir televizyon söyleşisinde laiklik konusunda önemli açıklamalar yaptı. Hüsnü Mübarek otokratik rejiminin devrilmesinden sonra Mısır’da yapılacak olan yeni anayasanın laik mi, yoksa şeriat ilkelerine mi dayanması konusunda ciddi bir tartışma yaşanmaktadır. Tam bu tartışmanın ortasında Erdoğan’ın “Laiklik, din karşıtlığı anlamına gelmez. Ben Mısır’ın laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın. Umuyorum ki benim bu açıklamamdan sonra Mısır halkının laikliğe bakışı değişecektir.”

Mısır halkının laikliğe bakışının Erdoğan’ın bir sözüyle değişmesinin olanak dışı olduğunu her şeyden önce vurgulayalım. Bu sözler kanımızca Mısır’dan daha çok Türkiye’de etkili olacaktır. Öncelikle, bu sözlerin Başbakan Erdoğan açısından çok önemli bir değişim, bir gelişme olduğunu belirtelim.

Bugün ülkemizde ve Ortadoğu’da İslam hareketinin en önemli temsilcisi sayılan Erdoğan’ın laiklikle ilgili sözlerini alt alta yazarsak bir küçük kitabı doldurur. İşte kimi alıntılar:

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor... Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki... Millete karşı yürümez zaten.”

“Hem laik hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik! İkisi bir arada ters mıknatıslanma yapar.”

“Müslümanın yaratıcısı Allah kesin hâkimiyet sahibidir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ koskoca bir yalan. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır...”

“‘Türkiye Cezayir olur mu?’ diye soruyorlar. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz, Allah’ın izniyle... Bu düzenin koruyucusu olamayız, mümkün değil...”

“... 1.5 milyarlık İslam âlemi Müslüman-Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Işıkları göründü. Allah’ın izniyle kıyam (ayaklanma) başlayacak...”

Erdoğan’ın bu söylemlerden, laik bir anayasanın yararlı olacağı noktasına gelmesi Mısır için değil, asıl Türkiye için önemlidir.

Din devleti

Kuramsal açıdan bakarsak, din devleti ile laik devlet kavramı tam bir karşıtlık içindedir. İslami devlet, dinsel temele dayalı bir toplumun kurulmasını ister. Orada, kişinin kimliği, bağlı olduğu dinin kimliği ile nitelik kazanır.

Kişiler, topluma karşı değil, Tanrı’ya karşı sorumlu olurlar. İslamcı devlet anlayışı, toplumu ümmet, insanı ise, ümmetin bir mensubu olarak algılar. Ümmetin her bireyi, toplumdan özgür değildir, duygu ve düşüncelerinde İslam devletinin ilkelerine ve şeriat kurallarına göre şekillenmiş olan topluma bağlıdır.

Oysa, laiklik, birey ve toplumun vicdanının ve aklının özgürleşmesidir.

Aklın öne çıkması, her olayın akıl terazisinde tartılıp, süzgeçten geçirilmesine olanak veren aydınlanma hareketi Avrupa’da 300 yılda gerçekleşti ve demokrasinin ön koşulu laiklik ilkesini yarattı. Demokrasi siyasal bir rejim modeli olmanın ötesinde bir yaşam biçimidir. Demokrasi aslında “toplumsal yaşama” felsefesinin adıdır. Nitekim günümüzde krallıkla yönetilen kimi toplumlar vardır ki, demokrasi felsefesini ve bu yaşam biçimini tam anlamıyla benimsedikleri için demokrasinin beşiği nitelemesini hak ediyorlar.

Bu nedenle, demokrasi, birçok politikacının tanımladığı gibi, sadece genel seçim değildir. Demokrasi bugün artık en geniş anlamını “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nde bulan bir yaşam felsefesinin adıdır.

Ancak önemli bir zorluk var. Demokrasilerde seçim ön kuraldır, iktidara gelen partiler de tekrar seçilebilmek için her türlü yola başvuruyorlar. Eğitim düzeyi ve milli gelir düzeyi düşük ülkelerde seçimleri etkileyen en önemli toplumsal olgu dindir. Dinin siyasete alet edilmesi, büyük topluluklardan oy alabilmek için kutsal din olgularının kötüye kullanılması bütün dünyada görülmektedir. Hele iktidara gelip sıkıntıya düşen siyasal partiler için kutsal din duygularının kötüye kullanılarak oy avcılığı yapılması kaçınılmaz olmaktadır. Gerek Mısır, gerek Libya’da yeni iktidara geçecek partiler din olgusunu bir tarafa bırakamayacaklardır.

Laiklik nedir?

Laiklik, bugün birçok tarifi olan bir kavrama dönüşmüş bulunuyor... En kolayı, din-devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır biçiminde yapılan tanımdır. Oysa, laiklik ilkesi üç önemli temel üzerine oturur.

1- Dinin devlet işlerine, devletinde - genel kamu düzeni dışında - din işlerine karışmamasıdır ve devletin her dine eşit mesafede olmasıdır.

2- Yasalar yapılırken kaynak ve referans olarak dini kurallara değil, evrensel hukuk kurallarına dayanılmasıdır.

3- Kamu alanında, bir dinin toplumu etkilemesine olanak tanıyan simgelerin kullanılmaması, bir dinin toplumu etkilemesine olanak tanınmamasıdır.

Bütün bunların gerçekleşmesi kolay mı? Hele aydınlanma evresini geçirmemiş Mısır’da ve hele hâlâ feodal düzenin egemen olduğu Libya’da... Oralarda ya asker ya da koyu dinci “Müslüman Kardeşler” iktidara geleceklerdir.

Zaten bu nedenle, Başbakan Erdoğan’ın bu laiklik çıkışına Mısır’dan, Müslüman Kardeşler örgütünden yanıt geldi. Müslüman Kardeşler (Özgürlük ve Adalet Partisi) Başbakan Yardımcısı Essam el Eriân “Türkiye ve Erdoğan’ın tek başına bölgede liderlik yapamayacağını, ülkenin geleceğini tayin edemeyeceğini, Arap devletlerinin dışarıdan projelere ihtiyacı olmadığını” söyledi. Çünkü Müslüman Kardeşler, şeriata dayalı bir anayasa istemektedir.

Yakın zamanda yapılacak seçimleri de Mısır’da en örgütlü parti olan Müslüman Kardeşler kazanacaktır.

Aynı durum, Libya için de geçerlidir. Aşiretlerin ve feodal ilişkilerin egemen olduğu Libya’da laik ilkelere dayalı bir anayasa ve bir yönetim adeta hayaldir.

Türkiye’nin önemi

İşte Türkiye’nin önemi buradadır. Çünkü Türkiye 150 yıldır, demokrasi yolunda savaş veriyor. Bu süreçte en önemli zaman dilimi de Atatürk’ün 15 yılıdır ki, bu dönemde Türkiye’de hukuk, kültür, eğitim ve toplumsal alanda ciddi aydınlanma hareketleri yapılmış, devrimler gerçekleştirilmiştir. İşte bu nedenle bugün Türkiye, Ortadoğu’nun parlayan yıldızıdır.

Demokrasi çok zor bir rejimdir, kâğıt üzerinde gerçekleştirilemez. Çünkü bir yaşam felsefesi, bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçiminin önkoşulu da laiklik ilkesidir.