2007’de bir ihbarla başlayan tuzak Ergenekon Davası, 12 yıl sonra dün verilen kararla bitti. Bu dava, uluslararası bir proje, bir kumpas, bir tuzak dava olarak tarihe geçecektir.
Ergenekon Davası’nın üç önemli hedefi vardı: Birinci hedef Türk Silahlı Kuvvetleri, ikinci hedef Atatürkçü aydınlar ve üçüncü hedef Cumhuriyet gazetesidir...
Ergenekon kumpası binlerce kilometre ötede, FETÖ karargâhı tarafından projelendirilmiş, düzenlenmiş ve FETÖ’nün Emniyet, yargı, istihbarat ve bürokrasideki elemanları tarafından uygulamaya konulmuştur.
Bu kumpasın baş aktörü ise savcı Zekeriya Öz’dür...
Bu kumpas davaya AKP siyasal iktidarı tarafından büyük destek verilmiştir. Anımsanacağı gibi o günün başbakanı Meclis kürsüsünden bu davayı “asrın davası” olarak nitelemiş ve kendisini bu davanın savcısı olarak ilan etmişti. 15 Temmuz 2016 tarihindeki kanlı FETÖ darbe girişimi; FETÖ’nün tuzakları, tezgâhları ve bu davaya verdiği destek konusunda geç de olsa iktidarın gözlerini açmıştır.
Bu dava ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanlığı yapan orgeneraller, aydınlar ve gazeteciler Silivri Cezaevi’ne tıkılmışlar ve yıllarca adaleti beklemişlerdir.
Bu kumpas davasında, bu projede en büyük zararı ve acıyı Cumhuriyet gazetesi çekti. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Davanın Cumhuriyet gazetesi ile ilgili iddiaları gerçekten saçmadır, “gülünçtür”. Örneğin, gazetemizin bahçesine atılan bombaları, gazetemizin başyazarı İlhan Selçuk’un attırdığı iddia edilmiştir. Aynı şekilde İlhan Selçuk’un cep telefonu kullanmaması onun yüksek zekâsına bağlanmış ve böylece Ergenekon örgütünün başı olduğu iddia edilmiştir. Böylesi saçma sapan ve gözü dönmüş iddiaları ortaya koyacak zavallılığa düşmüşlerdir.
Temel amaç, aydınları baskı altına almak, Cumhuriyet gazetesini korkutmak, ürkütmek ve susturmaktır. İlhan Selçuk dava ile ilgili olarak gözaltına alındı. Psikolojik baskıya maruz kaldı... Aşağılayıcı muameleler ve haksızlıklar karşısında sağlığı zedelenen 80 yaşını aşmış olan başyazarımız, yaşamını yitirdi.
İlhan Selçuk, Ergenekon Davası’nın bir sonucu olarak bir basın ve aydınlanma şehididir! Yazarlarımız Mustafa Balbay ve Erol Manisalı yıllarca Silivri zindanlarında çile çektiler... Bu dava hakkında bundan sonra çok kitaplar yazılacak, incelemeler yapılacaktır. Bu dava Cumhuriyetin kuruluş felsefesine, Atatürk’ün aydınlanma devrimlerine, ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve ulus devlete karşı düzenlenmiş Cumhuriyet tarihinin en vahşi tuzaklarından biridir.
Bu projenin uluslararası bir proje olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bu dava karşıdevrimcilerin neler yapabileceklerinin çarpıcı bir göstergesi olarak tarihe geçmiştir. Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, aydınlanma düşmanlarının tuzaklarına karşı her zaman uyanık olmalıdır.