‘Eski ayarlara’ dönme çabası

ABD, Biden dönemiyle birlikte “Ortadoğu denklemindeki yerini bildik rayına” sokma arayışında. Bunu askeri gücünü göstermenin yanı sıra Körfez’deki İran karşıtı Sünni monarşilerin kendi kontrolünü aşacak güç odakları haline gelmesine izin vermeyecek bir tutumla yapma peşinde.

28 Şubat 2021 Pazar, 02:00
‘Eski ayarlara’ dönme çabası
Abone Ol google-news

ABD Başkanı Biden yönetiminin çoktandır bilinen Kaşıkçı suikastı raporunu sahiplenmesi de bunun göstergesi. Raporda vahşeti ortaya döken, Prens Selman’ı işaret eden ifadeler zaten çoktandır Türkiye dahil uluslararası çapta yüksek sesle dile getiriliyor.

ABD’nin, kendi istihbaratının Veliaht Prens Selman’ı suçladığı raporu, Riyad’a adeta ayar vermek için kullandığı ortada. Gerçi 76 kişilik yasaklı listesinde Veliaht’ın adı yok ama Washington’ın Sünni krallığın fiili lideri olarak görülen Prens’in isminin üstünü “şimdilik” çizdiği açık. Bunda Riyad liderliğindeki koalisyonun İran destekli Husilere karşı yürüttüğü Yemen savaşının dipsiz kuyuya dönmesi de İran’la nükleer pazarlık hesaplarında Suudi cephenin taş koyma çabası da etkili olsa gerek.  

Biden yönetimi ne yardan ne serden misali... Riyad’la ilişkileri öyle fırlatıp atacak bir tutumda değil. Bir nevi, Trump döneminde gerilen Transatlantik ilişkilerinde hasarı indirgemek arayışıyla geçen hafta Münih Konferansı’nda Biden’ın “Amerika döndü” mesajının altını doldurma hamlesinde.

Bu mesajla “insan hakları, demokrasi konusunda Trump sonrası değer ayarlarıma döndüm” de var... Tahran’a “bak Sünni Körfez’in ipi ben de” demek de... İsrail’e dolaylı Körfez’de kendi güç odağındaki dengeleri hatırlatmak da... Irak, Suriye sınır hattı üzerinde önceki gün düzenlediği İran yanlısı milislere yönelik hava saldırısıyla bölgede askeri kapasitesinin olduğu gözdağı da.. 

Washington ile Vahabi Krallık arasında 1945’lerde başlayan petrol aşkıyla bezenen ilişkilerde artık enerji konusu eskisi gibi hayati önemde değil. ABD’nin farklı kaynaklara yönelmesiyle birlikte Suudilere bağımlılık azalmış durumda. Bu nedenle de son yıllarda Riyad, “Arap Baharı” dalgasından da kaçınmak adına kimi reformlara yönelirken, kendi savunma ve bölgesel işbirliği yelpazesini genişletme çabasında. ABD’nin de milyarlarca dolarlık dev silah satışlarının önemli müşterisi. Trump’ın son günde onay verdiği silah anlaşmasının akıbeti ise Biden yönetiminde. Yemen’de koalisyona destek vermeyeceğini duyuran ABD, bu anlaşmayı gözden geçireceğini belirtmişti. 

BÖLGESEL İTTİFAKLAR...

Biden’ın ülkenin fiili lideri olarak görülen Veliaht Prens Selman’a sınırı çekmesi ise Suudi sarayındaki iktidar savaşının fitilini yakmış olsa gerek. 85 yaşındaki Kral Selman’dan sonra taht oyunları bir kez daha kızışacak. Ülke içinde zengin prens akrabaları da dahil yolsuzluk operasyonlarıyla birlikte muhaliflere karşı şiddetli baskılarına işaretle, Prens Selman karşıtı cephede kazan fokurduyor olmalı...  Ama kimi yorumda da bazı reform açılımları, BAE, Mısır’ın, İsrail’le normalleşmesinde oynadığı rolün de etkisiyle Riyad’da Prens Selman’dan daha güçlü bir ismin olmadığına değiniliyor. BAE’nin de son dönemde bölgede elde ettiği nüfuzu kaptırmamak adına Riyad’la arka planda inişli çıkışlı da olsa yürüyen işbirliğini, vitrinde çatlaksız imajda yürütmek istemesi olası.

ABD’nin bu kadar kriz gündemi arasında Riyad’da siyasi dengeleri altüst edecek çok sert bir değişime sıcak bakacağı tartışmalı. Net olan “Yaşasın Kral”cılık, çıkarlar önceliğinde dolu dizgin ilerliyor....