Eski Ekonomiden Sorumlu Bakan Hikmet Uluğbay, Merkez Bankası’nın eriyen rezervlerini değerlendirdi

Turgut Özal döneminde görev alan Hikmet Uluğbay şeffaflığın önemine dikkat çekti. “İhalesiz döviz sattığınızda spekülatörlerle gerçek ihtiyaç sahibi olanları ayırt etmek zordur” dedi.

26 Nisan 2021 Pazartesi, 04:00
Eski Ekonomiden Sorumlu Bakan Hikmet Uluğbay, Merkez Bankası’nın eriyen rezervlerini değerlendirdi
Abone Ol google-news

Turgut Özal döneminde müsteşarlık haline getirilmeden önce Hazine’de Genel Müdürlük görevinde bulunan Hikmet Uluğbay, geçmişte piyasaya döviz satma işlemlerini Hazine’nin değil, tüm dünyada olduğu gibi Merkez Bankası’nın yaptığını anımsatarak, günlük rutin döviz satışları için ihaleye gerek olmadığını belirtti.

Uluğbay, ancak ani döviz talebi patladığında spekülatif alımların önüne geçmek için mutlaka ihale yoluyla satış yapıldığını söyledi.

Uluğbay, ani döviz taleplerinin uzun süre cari açık veren ve bu nedenle risk primi yükselen ülkelerde yaşandığına dikkat çekerek, yüksek cari açıkla dengeli kur politikasının sürdürülemez olduğunu ve spekülatif ataklara sık sık maruz kalmasının kaçınılmazlığına dikkat çekti.

‘ŞEFFAFLIK, HUZURSUZLUK VE SÖYLENTİLERİ ÖNLER’

Merkez Bankası’nın rezervindeki 128 milyar doların piyasaya ihalesiz satışının kurallara uygun olsa bile söylentileri önleyemeyeceğini belirten Uluğbay şeffaflığın önemi vurgulayarak şunları söyledi: “Geçmişten bugüne dünyada piyasayı tanzim etmek Merkez Bankası’nın görevleri arasındadır. Piyasadan dövize talep bankalara, bankalardan da Merkez Bankası’na iletilir. Merkez Bankası da bu döviz talebini piyasa fiyatları üzerinden döviz talebini karşılar. Bunlar günlük rutin uygulamalar olduğu için ihale açmasını gerektirmez. Ancak ani talep patlaması olmuşsa spekülatörlere fırsat vermemek için Merkez Bankaları ihale yoluyla piyasaya döviz satar. İhale yoluyla döviz satışı spekülatif alıcıları caydıran bir işlemdir. İhale açıldığında, gerçek döviz ihtiyacı olanlar fiyatını verir ve ihtiyacı kadar dövizi alır. İhale açılmaksızın döviz satışında, spekülatörlerle işlerini çevirmek için dövize ihtiyacı olanları ayırt etmek mümün değildir. İhale açılması ve bunun da şeffaf bir şekilde paylaşılması piyasada huzursuzluğu da önler.”

‘SORUNLAR ÖTELENİYOR’

Döviz satışı için Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı arasında yapılan protokolde yürürlük tarihinin imza tarihinden yaklaşık bir ay önce başlatılmasına ilişkin olarak da Uluğbay, “Hukukta ancak bireylerin lehine bir durum oluşacaksa kanun ya da kararname geriye dönük işletilebilir. Bunun dışında hiçbir yasa, yönetmelik ya da sözleşme geriye dönük işletilemez” dedi. Hikmet Uluğbay, aslında sorunun temelinde sorunları çözmek yerine uzun süre ötelemenin yattığını belirterek şunları söyledi: 

TEDAVİ, ZAMANINDA YAPILMALI

“Burada asıl tartışılması gereken piyasanın ateşinin neden yükseldiği ve ödemeler dengesinin kısa vadede değil ama uzun vadede dengeli kur poltikası uygulamanıza fırsat verip vermediğidir. Uzun vadede cari açık ya da cari fazla veriyorsanız dengeli kur politikasını yürütmek zorlaşır. Yıllara yayılan ve artık çevrilemez noktaya gelen cari açığınızla birlikte risk priminiz de yükselir. Yükselen risk priminizle birlikte yüksek faizle borçlanırsınız ve kurlarınızı da dengede tutamazsınız. Böyle durumlarda IMF’ye gittiğinizde size devalüasyona gitmeniz önerilir. Yok sorunu ötelerseniz DP dönemindeki gibi bir gecede liranın dolar karşısındaki değeri yüzde 222 oranında artarak 2.90’dan 9.08’e çıkar. 1970’te yine cari açığı önleyici tedbirler zamanında alınmadığı için Türk Lirası yüzde 66 oranında devalüve edildi ve liranın dolar karşısındak değeri 15 lira 15 kuruşa yükseldi. Bu durum seksen ve doksanlarda da devam etti. İnsanlar gibi ekonomiler de hastalığa yakalanmışsa tedavi zamanında yapılırsa işe yarar. Aksi takdirde hastaneye düşer hatta yoğun bakıma ihtiyaç duyarsınız. Eğer nezle iseniz basit bir ilaçla kısa sürede yağa kalkmanız mümkündür. Yok ilaç almazsanız sonrasında gribe çevirir ve yine tedavi olmazsanız zatürree olur hastaneye düşersiniz.”

SPEKÜLASYON KAÇINILMAZ

Cari açık riski ortada iken dengeli kur politikası yürütülemeyeceğini belirten Uluğbay, “Belki günlük ya da haftalık piyasayı fonlayarak dengede tutabilirsiniz ama uzun vadede ne cari açığı ne de kuru dengede tutmak mümkündür” dedi. Uluğbey risk primi yüksek, kuru dengede tutmakta zorlanan ülkelerin spekülatif ataklara maruz kalmalarının da kaçınılmaz bir durum olduğunu belirtti.