Fonda zeybek, kulakta cazgırların manisi!

Fotoğraf sanatçısı Zehra Çöplü, “Fotoğraf” dalında Yunus Nadi Ödülleri’nin kazanan ismi oldu. İsa Çelik, Coşkun Aral, Garbis Özatay, İbrahim Yıldız ve Dr. Ersin Turan’dan oluşan Seçici Kurul 21 eserden Çöplü’nün deve güreşleri sırasında çektiği fotoğrafı birinci seçti. Bu, Zehra Çöplü’ün ilk ödülü değil, onlarca ödül sahibi, Fiap Bienallerinde ve Dünya Kupasında çok kez Türk milli takımında yer aldı. Ancak Fotoğraf dalında Yunus Nadi Ödülü’nü almayı “gurur ve mutluluk verici” olarak niteliyor. Moda tasarımından fotoğraf alanına geçen Çöplü, çalışmalarını, fotoğrafa bakışını ve gelecek tasarılarını anlattı…

15 Aralık 2020 Salı, 10:11
Abone Ol google-news

Zehra Çöplü ödül getiren fotoğrafı Selçuk’ta düzenlenen deve güreşlerinde çekti. Çöplü, fotoğrafı mangallarda sucuklar yapıldığı, davul zurna eşliğinde zeybek oynanırken ve cazgırların manilerini dinlediği sırada çektiğini aktardı.

‘ANLAM GÖSTERGENİN ARKASINDA’

- Güzel sanatlar fakültesinde, moda tasarımı okudunuz ve uzun yıllar bu mesleği yaptınız... Moda tasarımı ile fotoğraf arasında kurduğunuz ilişkiyi anlatabilir misiniz?

Bir moda tasarımcısı, toplumdaki birtakım eğilimleri ve genel yaklaşımları değerlendirip, kendi yaratıcı bakış açısı ile birleştirerek giysi tasarımlarını oluşturur. Yaşanılan dönemin ekonomi ile sosyokültürel durumunu ve siyasi göstergelerini de gözlemlemesi gerekir.

Mesleğim gereği oluşturduğum gözlem ve analiz alışkanlığım ile estetik kaygımı, üniversite eğitimimdeki sanat altyapısı ile birleştirince; farklı bir sanat dalı olan fotoğrafla kendimi ifade etmem çok zor olmadı.

- Fotoğraflarınızda fonda genelde bir doğa olayını gözlemliyoruz, sis, bulutlu gökyüzü gibi... Bu kategorideki fotoğraflarınız “müphemlik” kavramını çağrıştırıyor, katılır mısınız?

Eğer; müphemliği “belirsizlik” olarak algılarsak tabi ki katılırım... John Berger, fotoğrafın bir süreklilikten koparılmış bir süreksizlik olmasından ötürü her zaman bir belirsizlik yarattığını, gerçek içeriğinin görünmez olduğunu söyler. Anlam herhangi bir go¨stergenin arkasındadır ve o¨gˆrenilmeyi bekler.

Fotoğrafın görülmüş olanı kaydederken, daima ve doğası gereği, görünmeyene de işaret ettiğini ve sürekliliği olan bir bütünün içinden aldığı bir anı yalıttığını, korumaya alıp sunduğunu yazar.

Fotoğrafta belirsizliğe katkıda bulunan öğelerin varlığının, fotoğrafı izleyenlere yorum ve analiz adına alan açtığını, ayrıca ilginin konunun ana merkezinde odaklanmasını sağladığını düşünüyorum.

‘SANATTA AYRIM KALMADI’

- Özellikle sosyal medyadaki görünürlüğe baktığımzda son dönemde kadın fotoğraf sanatçılarının hem sayısında ve hem de ortaya koydukları nitelikli eserlerde bir artış var. Bu konudaki gözleminiz nedir?

Günümüzde küreselleşen dünyanın içinde sanatta cinsiyet, etnik kimlik, inanç farklılığı, ırk gibi ayırımların artık kalmadığını düşünüyorum. Fotoğraf sanatında da kadınların başarılı olmaması için hiçbir neden yok. Yeter ki; eğitim, deneyim, teknik bilgi, estetik duyarlılık, özgünlük, sanatsal kimlik, gözlem, farkındalık konularında oluşturdukları donanımı yetenekleriyle birleştirip eserler ortaya koyabilsin.

Günümüzde, üniversitelerde fotoğraf bölümlerinin kapatıldığını düşününce bu yol çok daha zor, Her fotoğraf çekeni, fotoğraf sanatçısı olarak nitelendiremeyiz.

Asıl sorun, fotoğrafın üretilmesinde değil, fotoğrafın izleyicisine ulaşması ve değer bulmasında. Aslında “zaten var” olan kadın fotoğrafçıların sosyal medyanın hayatımıza çok yoğun girmesi ile keşfedildiğini düşünüyorum.

ÖDÜL KAZANAN FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ

- Yunus Nadi Ödülü’nü kazandığınız fotoğrafın hikayesini anlatabilir misiniz?

Ülkemiz, çok büyük kültürel çeşitliliğe ve zenginliğe sahip. Fotoğrafçılar için de bu çeşitliliği fotoğraflayabilmek büyük şans. Ben de dönem dönem hem yurt dışında hem de ülkemizde kültürel etkinliklerin fotoğrafını çekiyorum.

Ödül alan fotoğraf tarihsel mirası, coğrafi konumu, deve güreşi arenası ile büyük önemi olan Selçuk Deve Güreşleri sırasında çekildi. Burası; Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde ortalama 60 farklı yerde yapılan deve güreşlerinin en popüleri.

Bu fotoğraf bir tarafta binlerce insan heyecanla güreşleri izlerken, diğer tarafta duman altında mangallarda sucuklar yapılırken, seyyar satıcıların arasında, davul zurna seslerinin içinde zeybek oynanırken, cazgırların manilerini dinleyerek çekildi.

- Fotoğraf dünyasında kendinizi nereye konumlandırıyorsunuz ya da hangi sözcüklerle anılmak ifade edilmek istersiniz?

Çağdaş, özgün, nitelikli eserler üreten bir fotoğraf sanatçısı olarak tanımlanmak isterim.

- Önümüzdeki dönem çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Devam eden fotoğraf projelerimin yanı sıra, fotoğraf kitabım ve kişisel sergim üzerine çalışıyorum.

- Yunus Nadi Ödülleri için düşünceniz nedir?

Benim de çok önemsediğim, Türkiye’de sanat alanında verilen ilk ödül olan Yunus Nadi Ödülünü Fotoğraf dalında almanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Bu ödülün varlığı ile devamlılığını sağlayan Cumhuriyet Gazetesi’ne ve takdir eden değerli jüri üyelerine teşekkür ederim.

ZEHRA ÇÖPLÜ: İlk, orta, lise, öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Zehra Çöplü, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Moda Tasarımı bölümünden mezun oldu. Uzun Yıllar moda tasarımcısı olarak çalıştı. 2009’dan itibaren çalışmalarını, “kendisini daha iyi ifade ettiğini düşündüğü” fotoğraf sanatına odakladı. Ulusal ve Uluslararası yarışmalarda çok sayıda ödül ve madalyalar kazandı. Yurtiçi, yurtdışında karma sergilere katıldı, ulusal yarışmalarda jüri üyeliği yaptı. Geometrik Yalnızlık adlı kitabı kaleme aldı. Halen, Fotogen Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulunda Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor.