Galatasaray istim üzerinde..

Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi; sezona iyi başlayan Galatasaray, hafta arasında da UEFA elemesinde sahne almış, Bakü'de antrenman tadında bir galibiyetle geçen yılın şampiyonu Başakşehir'in karşısına çıkmıştı.

20 Eylül 2020 Pazar, 20:54
Galatasaray istim üzerinde..
Abone Ol google-news

Neresinden bakarsanız bakın önemli bir maçtı.

İster geçen yılın rövanşı deyin, ister bu yılın erken finallerinden ilki, kazanan taraf avantaj sağlayacaktı.

Öyle de oldu. İstim üstündeki Galatasaray, Başakşehir FK'yı 'diri' futbolcularıyla geçmesini bildi. Gerçekten yorulana kadar Falcao'su da, Arda'sı da, Feghouli'si de dört dörtlük oynadılar. Özellikle Arda hızlanır ve nefes sorunun çözerse büyük avantaj. Hele Emre Kılınç'la yan yana oynuyorsa. Sivasspor'dan gelen bu genç adam 40 yıllık Galatasaraylı gibi. Arda ve arkasındaki Saracchi ile müthiş uyum içinde.  Öyle ki, Türkiye'nin en etkili kanat oyuncusu Edin Visca'yı durdurdular.

Bu isimler ön plandaydı, ama gizli bir kahraman daha vardı sahada; o da güzel futbolunu, estetik bir golle süsleyen Belhanda'ydı. Faslı yıldız, 10 numara gibi değil de 6 ile 8 numara arası oynadı. Savunmaya geldi adam kovaladı, oyun kurdu, bir de gol attı.

Elbette Galatasaray'da yorulanlar çıktıktan sonra sahne alan Babel ve Diagne ile zorunlu olarak sahaya sürülen Lines'in bu kadar etkili olması da ilginç.

Ve dünkü maçın aslan payını da iki stoper: Luyindama ile Marcao'ya verelim. Türkiye'nin bu yılki en iyi tandemi olma yolunda ilerliyorlar. Biri hata yapıyor öteki imdada yetişiyor. Ayrıca hava toplarında da müthişler; maçı kıran penaltıyı da böyle bir topta Luyindama'nın üstelik Demba Ba'ya yaptırdığını unutmayalım. Bir parantez de kaleci Fatih için açalım. Üzerindeki tedirginliği atmış ve artık kritik hamleler yapıyor.

Evet, Galatasaray 2'de 2 yaptı ve evinde oynayacağı Fenerbahçe derbisine 6 puanla çıkmanın avantajını yakaladı. Eğer seyircisiz saha avantajını da kullanırsa Cim-Bom, bu yılın en büyük favorisidir.

Geçen yılın şampiyonu Başakşehir için ritmini kaybetmiş demek yeterli. Heyecanları da yoktu, kulüpte bir şeyler kötü gidiyormuş, kulağımıza öyle geldi, örneğin futbolcuların çok sevdiği personeli kovmuşlar. Bunlar iyi şey değil, bazen bir çay ocağı görevlisi bile takımların olmazsa olmazıdır!