Gâvur Mümin’in gizli yaşamı

İşgal yıllarında İzmir’de bir direniş örgütü kuran ve Yunan ordusunda çalışan bir Türk subayının hatıratı bir dönemi gözler önüne seriyor. Yaşar Aksoy’un Gavur Mümin - Gazi Paşa’nın Casusu isimli kitabının en önemli yönü yazılı belgeler, yazarının aile yakınlarıyla yapılan röportajlar ve hatıratlara dayanması.

30 Mart 2021 Salı, 00:01
Abone Ol google-news

BİR MİLLİ MÜCADELE CASUSUNUN HATIRATI

İzmir’in köklü ailelerinden Osmanzadeler’e mensup Mümin (Aksoy) Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında hemen her cephede savaşmış gözü pek bir subaydır.

15 Mayıs 1919 günü İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesiyle beraber vatansever aydınlar iki tercihle karşı karşıya kalıverirler: Ya İzmir’i terk ederek Anadolu’da başlayan ulusal kurtuluş mücadelesine katılacaklar ya da İzmir’de kalarak Ayvalık’tan Aydın’a kadar her tarafa yayılan yerel direniş güçlerine katılacaklar. Mümin üsteğmen ikinciyi seçer.

Ancak direnişe bir Yunan subayı olarak, yani bir Türk casusu olarak katılmaya karar verir! Rumcası aksansız ve mükemmeldir. Dayısı Hacı Hasan Paşa’nın Yunan döneminde İzmir Belediye Başkanı seçilmesi, Mümin Üsteğmen için önemli bir sızma fırsatı yaratır.

MÜMİN, “GÂVUR” OLUYOR!

Mümin’in dayısından bir isteği vardır: Yunan İşgal Başkomutanı Albay Zafiriu ile tanışmak ve onun emrine girmek istemektedir! Mümin hem dayısını, hem de yakın aile çevresini asıl amacının Türk direniş güçlerine ihanet etmek olmadığı konusunda ikna eder ve sonunda Zafiriu ile görüşür.

Yunan subayı olarak işe alınır, İzmir sokaklarında adı “Gavur Mümin”e çıkar.

Gavur Mümin’in seçtiği yol pek çetindir. Ankara ile temas kurmuş, Kuvay-ı Milliye istihbarat teşkilatına 44 kod numarasıyla kaydolmuş ve Yunan işgal kuvvetlerine ait her türlü bilgiyi İzmir’deki yerel direniş kuvvetleri aracılığıyla anında Ankara’ya bildiren önemli bir kişiliğe dönüşmüştür.

TOPRAĞA GÖMÜLEN HATIRAT

Yakınları tarafından Yaşar Aksoy’a emanet edilen “Gavur Mümin’in Hatıraları” her gün yazılmış sayfalardan oluşmuyor. Fırsatını bulduğu zaman son birkaç ayın önemli olaylarını yazıyor Gavur Mümin ve sonra hatıra defterini aynı zamanda bir karargah olarak kullandığı ailesinin köşkünün bahçesine gömüyor. Sonra fırsat olduğunda, defterini çıkarıyor, yazıyor ve tekrar gömüyor. Bu eşsiz değerdeki hatıratın bize ulaşması ancak böyle mümkün oluyor.

Aksoy bize Gavur Mümin’in öyküsünü kalabalık ve yoğun bir tarih açılımıyla getiriyor. Kimler yok ki bu kadroda: Halit ve Nail Moralı kardeşler... İzmir’de ilk kurşunu atan gazeteci Hasan Tahsin... Mahmut Celal (Bayar) Bey... Yunan dönemi İzmir Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa, Eczacıbaşı Süleyman Ferit…

YUNAN ZİNDANLARINDA

Sonunda Gavur Mümin, bir ihbar üzerine yakalanıp ölüme mahkûm ediliyor. Ancak cezası araya dayısı Hacı Hasan Paşa’nın girmesiyle ömür boyu hapse çevriliyor. Bir gemiyle Yunanistan’a götürülüp, bir dağın içine oyulmuş ve 300 basamakla inilen korkunç Palamadi zindanına kapatılıyor. Orada ağır işkenceler gördükten sonra bizzat Atatürk’ün aracılığı ile esir Yunan Başkumandanı Trikopis’e karşılık Türkiye’ye iade ediliyor.

Vatana döndükten sonra bile Gavur Mümin’in kimliği açıklanmıyor ve devlet sırrı olarak saklanıyor. Tekrar Jandarma Komutanlığında göreve başlıyor. 1946 yılında Albaylığa kadar terfi eden Gavur Mümin, soyadı kanunu çıkınca “Aksoy” soyadını alıyor.

Yaşar Aksoy sayesinde bu değerli hatıraları okuyarak önceki kuşakların bağımsızlık için ödemiş oldukları ağır bedeli daha iyi anlayabiliyoruz.

Gâvur Mümin - Gazi Paşa’nın Casusu / Yaşar Aksoy / Kırmızı Kedi Yayınevi / 335 s. / 2020.