Gerçekliğin sınırında bir macera; Masumların Katli!

Gerilim-macera türündeki suç romanında; Peter Paul Rubens’in, 25 yıl arayla çizdiği ve Matta İncili'nde yer alan Masumların Katli isimli bölümü betimlediği iki farklı tablosu Masumların Katli’nden esinlenen ve kurgu dışı kitapları ile tanınan yazar ve eğitimci Çağlayan Babacan ile Masumların Katli’ni (Motot Yayınları) konuştuk.

15 Nisan 2021 Perşembe, 00:01
Abone Ol google-news

“Masumların Katli”, Peter Paul Rubens’in 25 yıl arayla çizdiği iki farklı tablosu; Rubens, tablolarda, Matta İncili'nde yer alan Masumların Katli isimli bölümü betimlemiştir.

Daha önce “Öğretmenler İçin Beden Dili”, “Ayna Ayna Söyle Bana” ve “Maskeleri Düşürmek” adlı kurgu dışı kitapları ile tanınan yazar ve eğitimci Çağlayan Babacan Rubens’in tablosundan esinlenerek ismini verdiği ilk romanı “Masumların Katli” nde masumları katleden bir katil ile mücadele eden ama polis olmayan ana karakterlerin maceralarını anlatıyor.

Romanda, bilgi erişiminin kısıtlı olması, yetki alanı darlığı gibi faktörler kahramanların baş etmesi gereken engelleri artırıyor. Suçluya daha fazla avantaj sağlıyor. Bu yönüyle Babacan’ın polisiyesi klasik polisiyeden ayrılıyor.

Kadim dostumuz Çağlayan Babacan ile ilk romanı Masumların Katli’ni, yazma serüvenini ve yeni projelerini konuştuk.

- Biraz kendinizden söz eder misiniz?

Öğrenip öğretmeyi hayat amacı edinmiş bir bilgi yolcusuyum, diyebilirim. Lisans eğitimim edebiyat ve dil üzerine, lisansüstü eğitimim ise iletişim. Tahta önünde konuşmayla başlayan kariyerim, büyük salonlarda profesyonellere yapılan konuşmalara oradan da kitaplara doğru evrildi. Son bir yılda ise çevrimiçi ve yüz yüze eğitimler, kurgu ve kurgu dışı yazma üzerinden devam ediyor.

- Yazma serüveniniz nasıl başladı?

Her yazma serüvenin altında aşk derecesinde okuma olduğuna inanırım. Böyle bakınca bu serüvenin kökleri ilkokulda okuduğum çizgi romanlarla başladı diyebilirim. Ama sorunuzun somut cevabı 2004 yılında özel okulda çalışırken yazdığım sınavlara hazırlık test kitabıyla başladı. Sonra bir yayınevi 2006 yılında yapılan köklü müfredat değişikliğine uygun ders kitabı yazma teklifi yaptı.

Yayınevinin bir yazarı, ben ve başka bir özel okulda çalışan bir meslektaşımla 10. Sınıf Dil ve Anlatım ders kitabı yazdık. Yazdığımız kitap 2010 yılında Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 5 yıl süre ile okullarda ders kitabı olarak kabul edildi.

İyi bir başarıydı aslında, ilk defa ders kitabı yazan bir yazar grubunun kitabının tavsiye kararı alması. Yayınevi devam etmemizi istedi. Ama hem burada söz etmek istemediğim nedenlerden dolayı hem de sınırlı alanda yazmak beni mutlu etmediğinden ders kitapları bağlamından yazmaktan vazgeçtim.

Bir taraftan da 2005-2007 arası aldığım profesyonel sertifika eğitimlerinin sonucu olarak ben de profesyonel guruplara iletişim temelli eğitimler veriyordum bunlar olurken. Verdiğim eğitimlerin kitaplarını yazmaya başladım. Beden dili, algı yönetimi, yalan tespiti üzerine kitaplardı bunlar.

“Öğretmenler İçin Beden Dili” “Ayna Ayna Söyle Bana”, “Maskeleri Düşürmek”, “Öğretmenler İçin Algı Yönetimi” bu yolculuğumun meyveleridir.

- Masumların Katli, ilk romanınız...

Lisans eğitimimin edebiyat ve dil üzerine olduğunu söylemiştim. Dolayısıyla romanlarla ilgim küçük yaşlarda başlayan amatör okuyuculuktan profesyonel eğitimime kadar uzanıyor. Edebiyat ve dil eğitimi alanların bana öyle geliyor ki bilinçaltlarında, Mai ve Siyah’taki Ahmet Cemil gibi hep yazar olma fikri vardır.

Masumların Katli -ikisi ders kitabı, biri ortak yazarlı olmak üzere 7 kitaptan sonra- hayallerimi gerçekleştirdiğim bir final oldu. Ahmet Cemil’den daha şanslı olduğumu düşünüyorum bu bakımdan.

Mitolojiler, efsaneler, kutsal kitaplar temelde birer hikâye anlatır bize, mağara devrinde ateşin etrafında oturup birbirimize anlatmaya başladığımız hikâyeler bu gün çevrimiçi dizi, sinema ve belgesele dönüştü.

Film tabloyu, televizyon sinemayı, internette televizyonu öldürmedi. Yani zaman içinde araçlar değişse de birbirimize hikâyeler anlatmak ve birbirimizden hikâyeler dinlemek ihtiyacı değişmeyecek.

Senaryonun büyük ustalarından Robert McKee der ki “Hikâye, hayatın metaforudur.” Hayatı hikâyelerle anlamlandıran bir canlı türüyüz bir bakıma. Böyle baktığımızda Masumların Katli de bir hikâyedir.

Masumların Katli gerilim-macera türünde bir suç romanıdır. Tabi ortada suç varsa mutlaka polisiye özellikler de kurguya dâhil olacaktır. Ama suçu aydınlatmak için izleri takip eden karakterler polis değil. Bu onların işini daha da zorlaştırıyor doğal olarak. Bilgi erişimini kısıtlı olması, yetki alanı darlığı gibi faktörler kahramanların baş etmesi gereken engelleri artırıyor. Suçluya daha fazla avantaj sağlıyor. Bu yönüyle klasik polisiyeden ayrılıyor.

Her şeyin insan ruhunun derin koridorlarında gerçekleştiği polisiyede, gerilim ve suç romanlarında ana enstrümanlarınız psikoloji, nöroloji ve bu iki alana uzak gibi gelmesine rağmen mitolojidir. Bu üç enstrümanın yanında beyin üzerine yapılan araştırmalar her zaman ilgimi çekmiştir. Çünkü bunlar bir insanı tedavi etmenini yanında rahatlıkla bir suçun aleti olabilir. Masumların Katli’ni yazarken yürüdüğüm düzlem buydu.

Ayrıca her şeyin çocuklukta sahnelendiğini söyleyen Freud’a hayranım. Bana göre insana dair her şeyi gören bir dahidir O. Bir katil yaratacaksanız ona cehennem gibi bir çocukluk yaşatın. Çünkü nefret ve şiddet; zayıflığın yanında derin bir yaranın göstergesidir.

Katillerin, psikopatların, diktatörlerin normal insanlardan farkı, iyi ile kötü arasındaki ayırımı bilmemeleri değil; iyi ile kötü arasındaki ayrımı hissetmemeleridir. Bu insanlar asla iyileşmeyecekleri travmaları yüzünden acı çekerler, şiddet dolu davranışlarının kaynağını bilirler ama bundan asla pişmanlık duymazlar. Karanlık, değerleri olmayan vahşi insanlardır.

Kitabımda, masumları öldüren ve kahramanlarımızın durdurmak istediği katil de böyle biridir.

- Kitap ismini Matta İncili’ndeki bir bölümden ve Rubens’in İncil’deki bu bölümü betimleyen iki farklı tablosundan alıyor. Aralarındaki bağlantı nedir acaba?

Önce şunu söylemek isterim; düşünceyi ifade etmenin farklı yolları vardır. Düşünceyi, bir parça kâğıt biraz mürekkeple de ifade edebilirsiniz koca bir katedral ya da dev bir köprüyle de ifade edebilirsiniz. Kitap; beyaz sayfa üstünde harflerle çizilen bir tablo; resim, bir bez üzerine renkli boyayla yazılan bir kitaptır bir bakıma. Böyle baktığımızda bir tablo ile bir kitap birbirine çok uzak görünmez.

Masumların Katli tablosu Hollandalı ressam Peter Paul Rubbens tarafından çizilmiştir. İlki 1611’de ikincisi ise 1636’da olmak üzere aynı ressam tarafından iki defa çizilen bir tablodur. Bu yanı ile bir ilktir diyebilirim.

Rubbens bu iki tabloyu çizerken Romalı askerlerin Beytüllahim’de yaptığı katliamı resmetmiştir. Bu katliam Matta İncili’nde “Masumların Katli” başlığıyla anlatılır.

Roma İmparatorluğu tarafından Antik İsrail’e yönetici olarak atanan Herod (Hirodes) zalimliği ve hırsı ile tanınır. Gizli bir polis teşkilatı kurmuş ve kendini tahttan indirecek bir Mesih’in doğacağını kâhinlerden öğrenir. Bunun üzerine Herod, son iki yılda doğmuş bebeklerin öldürülmesi emrini verir.

Tabloda annelerin çocukları korumak için Herod’un askerleriyle mücadelesini görürüz. Yerde yatan ölü bedenler, bir çocuğu taşlara vurup parçalamak için kaldırmış asker, ona yalvaran bir anne ve askerin yüzüne tırnaklarını geçirmiş bir başka anne… Şiddet, yas, umutsuzca sevgi vardır tabloda.

Daha romanı yazmaya başlamadan bu tabloyu bir arkadaşım uzun uzun anlatmıştı bana. Herod’un imkânlarıyla kitabımdaki katilin imkânları, Herod'un askerlerini durdurmak için mücadele eden Beytüllahim halkının dezavantajı ile kahramanlarımın karşılaştıkları zorluklar arasında benzerlikler var.

Ama asıl bu tablonun kitabın finalindeki yeri çok önemli. Daha fazla konuşursam spoiler verip kitabın okunma zevkine zarar vereceğimden bu kadarlıkla değinmiş olayım izninizle.

- Masumların Katli’nin kurgusu gerçekten şaşırtıcı ve sürprizlerle dolu. Yazmaya başlamadan önce öykünün tüm detaylarını planlıyor musunuz, yoksa yazarken mi oturuyor bazı şeyler?

Temel bir fikir olmadan yazmaya başlamıyorum. Yazacağım ana hat böyle ortaya çıkıyor. Sonra yan yollar ve bağlantıları planlıyorum. Elimde epece malzeme de biriktiriyorum. Yazarken geriye dönüp düzelttiğim, eklediğim yerler oluyor tabi. İyi bir fikir bulunca ekleme ve düzeltme yapıyorum. Ama finali bulmadan yazmaya başlamak benim için söz konusu değil.

Hatalı izler, ipuçları bırakmak, bilerek yaptığım bir şey. Okuyucunun dikkatini kitabın sonuna kadar tutmak ve finalde sarsmak için sürpriz unsurları çok iyi ayarlamalısınız.

Meselâ Masumların Katli’nde kahramanlarımızı en çok şaşırtan şeylerden biri; cinayetlerin ipuçlarını sürerken benzeri cinayetlerin 1940’lı yıllara kadar uzandığını görmeleridir.

Bir katil bu kadar uzun ömürlü olmayacağına göre çok iyi bir taklitçiyle mi yoksa zamanda yolculuk yapan biriyle mi karşı karşıya olduklarını anlamaya çalışmalarıdır. Hatta sanki ikincisinin ağır bastığını görüp doğaüstü bir olayla yüzleştiklerini düşünmeleridir. Ama bu aynı zamanda imkânsızdır.

Yani çok katmanlı bir labirenti planlamak gibi, bu katmanların uyum içinde olması ve sonuçta hikâyenin tutarlı bir bütün oluşturması için planlama yapmak benim olmazsa olmazlarımdan.

- Kurguyla gerçekleri nasıl birleştiriyorsunuz? Örneğin ben kitabın ana karakteri Emre’de sizden izler buldum; Öğretmen, beden dili ve yalan uzmanı vs. Karakter ve olayların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu?

Dediğinizde haklılık payı var, ama Emre sadece bir öğretmen, beden dili ve yalan uzmanı değil. Bu başlangıçta hemen fark edilen bir şey... Emre’nin çok farklı zihinsel yetenekleri de var. Benden çok çok daha iyi O. Her yazar belki de kendinden bir şeyler koyar karakterlerine, bilemiyorum.

Bunun yanında kurguda kullandığım birçok gerçek olay var. Hatta taslağı okuyan arkadaşlarım okumayı bırakıp internete “bu gerçek mi?” diye defalarca baktıklarını söylediler. Aslında kurguda gerçeklik hissi yaratmak için kullandığım bir teknikti bu. Okuyucuya bu olabilir mi dedirtirsem başarılı oldum sayarım kendimi.

Gerçeği kurgunun arkasından onu destekleyecek bir fon gibi kullanmak gerekir. Fazlası bir roman değil bir makale çıkarır ortaya. Masumların katli gerçekliğin sınırında ve yer yer o sınırı zorlayan bir kitap.

- Kitabınızla ilgili okurlardan nasıl yorumlar alıyorsunuz?

Kitap yeni çıktı ve hacimli, 500 sayfa kadar. Yakın çevremde okumaya başlayanların izlenimlerin alıyorum. İşin doğrusu bu izlenimlerdeki beğeni beni çok mutlu ediyor. Sürekli polisiye okuyan bir dostum, uzun yıllar boyunca yazmış gibisin, zaten hazırmışsın, demişti. Bu insanlar beni tanıdığı için mi böyle diyor yoksa Masumların Katli takdiri hak eden bir kitap mı bunu daha geniş okur kitlesinin yorumlarını almaya başlayınca göreceğim. Umutluyum ve Masumların Katli’ne güveniyorum.

- Türk ve dünya edebiyatında takip ettiğiniz, örnek aldığınız yazarlar var mı?

Doğrudan örnek aldığım bir yazar yok. Ama severek okuduğum birçok yazar var. Türünü önemsemiyorum; polisiye, casusluk, komedi, aşk, dram, bence iyi bir hikâyenin temel özellikleri bellidir: Akılda kalıcı karakterler, iyi yazılmış diyaloglar ve tabi incelikle örülmüş olay örgüsü.

Ama Altın Çağ polisiyesini ders gibi okumakla birlikte modern polisiyeyi takip ediyorum. İsim ise çok…

- Yeni çalışmalar var mı?

Kurgu dışı bir kitabımı yayınevime teslim ettim. Düzeltmeleri de yapıldı ama pandemi döneminden dolayı yayımı sanırım 2021’de olacak. Kahramanı emniyetin arabulucu timinde olan sıkı bir polisiye ise henüz bitti. Bu da çok güzel oldu bence. Ön okuma için taslağı verdiğim iki sevgili dostumdan dönüş geldiğinde yayınevine sunacağım bunu da.