Gidenler ve geride kalanların hikâyesi...

“Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” 2012'de Tiyatro Pera'da Nesrin Kazankaya'nın rejisiyle sahnelendi. Şimdi ise tiyatronun YouTube kanalında izlenebiliyor.

30 Haziran 2020 Salı, 02:00
Abone Ol google-news

Tarih, 1923: İzmir’deyiz... Geride bırakılan sadece bir ev, belki bir dükkân ya da birkaç zeytin ağacı mı?

Ya da bütün bir ömür, çocukluğu, hüzünleri, aşkları, kocaman bir aile olduğu komşuları mı? Geçmişleri mi? Tüm hayatlarını gözyaşlarıyla bırakıp gittiler. 

Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan “Mübadele Yasası” çıkarılmış.

Bu bahsettiğim belgesel değil ama belgesel niteliğinde, tarihe ışık tutan bir oyun. Yaşanmış ve yarım kalmış hayatların öyküsü.

“Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” 2012’de Tiyatro Pera’da Nesrin Kazankaya’nın rejisiyle sahnelendi. Şimdi ise tiyatronun YouTube kanalında izlenebiliyor. Oyunu ilk sahnelendiğinde seyretmiş ve çok duygulanmıştım. Şimdi de online’da tekrar seyrettim; beni yine etkilediği için Tiyatro Pera’da yeni mevsimde tekrar ara ara sahnelenmesini çok isterim. Gerçek gibi görünen sahne dekoru dikkat çekici. Bir evin içinde geçen oyunda, sokaktaki sahneler köşelere yerleştirilmiş. Şarkılar ve oyuncuların ara ara Rumca konuşmaları ise başarılı.

Oyunun konusu kısaca şöyle: Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlasto’lar, İzmir-Bornova’daki konaklarında göç hazırlığı içindedir. Yıllardır Vlastolar’la bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. Savaşın travmatik izleri ve zorunlu göç, Türk ve Rum aile bireylerini de karşı karşıya getirir ve bir arada yaşamanın imkânsızlığını derinleştirir. Kendilerini bir çatışma içinde bulan figürler, derin acılar içinde, çaresiz yarınlara, umutsuz hasretlere, imkansız aşklara boyun eğmek zorunda kalır. Feci bir yangınla yanıp harabeye dönen, farklı toplumların, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, efsanevi dünya kenti, güzel İzmir-Smyrna değildir yalnızca; koskoca bir geçmiş, gelecek, hayaller ve umutlar da küle dönmüştür. Oyunun dramaturgu Şafak Eruyar oyunu şöyle anlatıyor: “Kıyıya vuran bebek ölüleri, batan botlar, insanlığın utanç verici en büyük acısı: Zorunlu göç. Deja vu gibi, sürekli kendini yineliyor. 1923 Kurtuluş Savaşı sonrası mübadele yasasıyla köklerinden koparılan Rum ve Türk aile; Ege’nin iki yakasının ortak mirası bir kez daha bölünüyor. Bu iki ailenin son gününe tanıklık ediyoruz. Gidenler ve geride kalanların hikâyesi...” Oyunda, Eleni: Aysan Sümercan, Konstandinos: Muhammet Uzuner, Ioanna: Nesrin Kazankaya, Polyxeni: Defne Halman/ Başak Meşe, İlias: Emre Çakman,  Mehmet: Doğan Akdoğan, Müzeyyen: Linda Çandır, Theodopulos: İlker Yiğen, Lefkothea: Selin Sevdar, Ali Rıza: Asır Akkaya rol alıyor.

https://youtube/bbB6nKM7Pfs -ikinci perde https://youtu.be/pUMCODLJrQY linklerinden izlenebilir. İyi seyirler!