Gizlilik yolsuzluğu besler

Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan 'Off-shore ve finansal gizlilik' üzerine görüşlerini yazdı.

10 Kasım 2017 Cuma, 05:16
Abone Ol google-news

Küreselleşme yaşadığımız hayatı tümüyle değiştirirken, yolsuzluk da bundan payını aldı. Artık yolsuzluk hem çok büyük bir ölçekte gerçekleşiyor, hem de finansal sistemin yeni yarattığı araçlarla oldukça karmaşıklaştı ve küreselleşti, ülke sınırlarını aşarak uluslararası boyut kazandı.

Panama ve Paradise belgeleriyle tüm dünyadan politikacılar ve ünlülerin vergiden kaçınmak için off-shore cennetleri kullandığına tanık olurken, Brezilya Odebrecht skandalı ve Azerbaycan Laundromat (Çamaşırhanesi) gibi olaylarda bu sistemin yolsuzluğa nasıl araç olduğunu görüyoruz.

Paradise Belgeleri ile politikacılar ve ünlülerin hiçbir açıklama yapma zorunluluğu olmadan servetlerini gözden kaçırma imkânına sahip olduğu, yoksullar vergi öderken süper zenginin vergi avantajından yararlandığını gördük. Offshore’da tutulan varlığın toplamının 11.5 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. (Türkiye’nin 2018 yılı bütçe büyüklüğü 768.2 milyar lira olarak açıklandı.)

Tabii vergi adaleti ve mal bildirimi yanında işin bir de yolsuzluk boyutu var. Latin Amerika ve iki Afrika ülkesinde politikacılara rüşvet vermek için off-shore şirketler zincirinin kullanıldığı Odebrecht skandalında şirket, Amerikan Adalet Bakanlığı ile gerçekleştirilen Uzlaşma Anlaşması’nda rekor niteliğindeki 3.5 milyar dolar tazminata mahkûm edildi. Azerbaycan Laundromat (Çamaşırhanesi) olayında ise yurtdışına çıkarıldığı iddia edilen 2.9 milyar doların, Danimarka ve Estonya’daki bankalar aracılığıyla Batı’ya transfer edildiğini, Britanya Virjin Adaları’ndaki (BVI) paravan şirketlerde saklandığını, buradan Dubaili şirketlere transfer yapıldığını ve Azerbeycan’daki seçim ihlali iddialarını görmezden gelmek için Avrupa Parlamentosu’ndaki Alman ve İtalyan parlamenterlere rüşvetler verildiğinin belirtildiğini görüyoruz.

Karmaşık ve çok katmanlı bu örneklerde genelde ülkenin zenginlikleri halkından kaçırılarak yurtdışına çıkarılıyor ve finans sisteminin elverişli araçlarıyla Batı dünyası içinde aklanabiliyor.

Finansal gizlilik

Sızan belgeler paranın gizlice sınırlar ötesi hareket etmesi, vergi daireleri ve savcıların yetki alanından uzak kalıp saklanabilmesi için off-shore sisteminin kritik önemde bir araç olduğunu gösteriyor. Panama Belgeleri’yle paravan şirketlerin yüzde 50’sinden fazlasının BVI’da kurulmuş olduğu ortaya çıktı. Sadece 28 bin kişinin yaşadığı BVI’daki toplam gizli şirket sayısı 2016 Haziran’da 430 bine ulaşmıştı.

Off-shore cennetleri sadece adalardan ibaret değil, Amerika’nın neredeyse tüm eyaletlerinde gerçek hissedarın kim olduğunu belirtilmeden yani tam bir gizlilik içinde şirket kurmak mümkün. Hatta, Delaware eyaleti hayalet şirketlerle o kadar ünlü ki, Transparency International’ın Yolsuzları Ortaya Çıkar kampanyasındaki sembolik kelimelerden biri haline geldi. Delaware’de tek bir binada 285 bin şirketin kayıtlı olduğu belirtilmektedir.

Gizliliğin kural olduğu İsviçre, Luksemburg gibi ülkelerdeki banka hesaplarıyla gayrimenkul ve ultra lüks eşya satışı da yasadışı gelirleri saklamak için başka elverişli bir yol. Bu işlemler sonunda “temizlenmiş” olan çoğu kirli para artık finansal sistem içinde rahatlıkla hareket etmeye hazırdır. Ve dünyanın başka köşelerindeki başka şirketlerin başka “hayali” siparişlerinin ödemesi olarak yola çıkabilir.

Mücadele ediyor muyuz?

2014 zirvesinde Türkiye’nin de dahil bulunduğu G20 ülkeleri, paravan şirket sorununun kaynağı olan gizli hissedarlık sisteminin kaldırılmasını ve mal bildirimi için önlemler almayı kabul ettiler. AB gerçek hissedarlık sicili ve ülkeler arası bilgi paylaşımını getirdi. Dünya Bankası sözleşmelerinde gerçek hissedarlık bildirimi zorunlu olmaya başladı.

Londra’daki Yolsuzlukla Mücadele Zirvesi’ne katılanTürkiye dahil tüm ülkeler şirket gizliliğini kaldıracaklarına dair taahhütler verdiler. Verilen taahhütlere rağmen, Türkiye’de gerçek hissedarlık için açık sicil olmaması, mal bildiriminin kamuya açık olmaması, ihalelerde şeffaflık bulunmaması önemli engeller arasında. Varlık barışı ile kara para aklama mücadelesinin zayıflaması da bir başka önemli sorun.

Küreselleşen yolsuzluk sisteminde uzun lafa gerek yok, her zaman olduğu gibi gizlilik en büyük kolaylaştırıcı! Tam da bu nedenle off-shore ve gizlilik sağlayan tüm mekanizmalar en öncelikli mücadele alanı olarak ele alınmalı.

E. Oya Özarslan
Transparency International