Hacı İnan tahliye oldu

Hizbullah terör örgütü davasının ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Mehmet Bahattin Temel ile Hacı İnan'ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın tahliyesine karar verdi. Böylece davanın tutuklu sanığı kalmadı.

17 Ekim 2011 Pazartesi, 15:13
Abone Ol google-news

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Hacı İnan, örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Mehmet Bahattin Temel'in de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 18 sanık katıldı. Duruşmada ifadesi alınan tutuklu sanık Mehmet Bahattin Temel, söz konusu operasyon olduğunda ticari işleri nedeniyle Endonezya'da olduğunu, avukatının tutuklanabileceğini söylediğini, elinde ömür boyu kaçma imkanı olmasına rağmen yurda dönüş yaptığını belirtti. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen sanık Temel, ''gözaltında iken emniyette operasyonu yapan ekip amirine, 'Sizlere, topluma ve yasalara karşı ne hukuksuzluğumuzu gördünüz? CMK'nın 102. maddesi gereği serbest kalanlar kaçmasalardı bu operasyon olacak mıydı?' soruma emniyet amiri 'evet' yanıtını verdi'' dedi.

Sanık Bahattin Temel, emniyet güçlerinin CMK'nın 102. maddesi ile tahliye olduktan sonra kaçan örgüt yöneticilerinin ardından imajlarını düzeltmek için bu operasyonu yaptıklarını öne sürerek, şöyle devam etti: ''Polis içindeki bazı kötü niyetliler tarafından, kamuoyunu yönlendirmek amacıyla bize bu iftiralar atıldı. Bir yıldır takip ediliyorduk. Bir sefer beni takip edenlerin yanlarına giderek, 'bizi taciz etmeyin' dedim. 'Polis değiliz' dediler. Ben de 'üç aracın plakası ve takip edenlerin eşkalları var' dedim. Takip devam ederse savcılığa başvuracağımı söyledim. JİTEM tarafından 1994 yılında gözaltına alınarak işkence gördüm daha sonra tutuklandım. 2004 yılında serbest kaldım. Kendimize yeni bir hayat kurmak istiyoruz. Ama polis takip etmeyi sürdürdü. Son 10 yıldır şiddete başvurmuyoruz. Devlet elinde silah olanların bırakması için çaba harcıyor. Hatta Meclis kapıları açılıyor. Neden 10 yıldır hiçbir şiddet göstermeyen ben ve benim gibilere bunlar reva görülüyor? Bugün azınlıklara bile hakları iade ediliyor. Benim oturuş ve kalkışıma şüphe ile bakılıyor. Bu durum karşısında ne yapmamız gerekiyor? Üvey evlat mıyız? Beykoz baskınlarında örgütün arşivi ele geçirildi. Benden elde edilenlerle o belgeler bir birine benziyor mu? Hizbullah'ın Türkiye sorumlusu olduğu söylenen kişiden bu şekilde dokümanlar mı çıkar? Bu benim masum olduğumu göstermez mi? Mağdur oldum tahliyemi istiyorum.''

Hizbullah'ın Türkiye sorumlusu olduğu öne sürülen Doğru Haber Gazetesi yazarı Fikret Gültekin de, telefon görüşmelerinde Türkçe ve Kürtçe konuştuğunu başka bir dille konuşmadığını ifade ederek, ''Sayın savcı anlayamayınca arada boşluk kalmasın diye 'bunlar şifreli olarak konuşmuştur' diyerek işin içinden çıkmıştır. Siz konuşmaları anlamadıysanız bunun suçu bizde mi? Hiçbir konuşmamız, yazımız, fiilimiz hukukun dışına çıkmamıştır. Hiçbir zaman toplumu anarşiye, teröre, uyuşturucuya sürükleyecek yazım olmamıştır'' dedi.

Sanık Sait Şahin de, Doğru Haber Gazetesi'nde yazar olarak çalıştığını aynı zamanda Mustazaf Derneğinin İstanbul Şubesinin başkanlığını yaptığını ifade ederek, ''İddianamede, gazete editörlük yaptığım yazıyor ve suçlanıyorum. Evvela editör değil yazarım. Ayrıca bir gazetede editör olarak görev yapmak ne zaman suç sayılır oldu? Yine iddianamede, Ali Demir isimli bir şahısla irtibatlandırılıyorum. Bu şahsı tanımam, bilmem. Sultanahmet Meydanı'ndaki basın açıklamasındaki konuşmalarım aynı iddianamede suç olarak yer alıyor. Bu konuşmanın içeriği Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı ve 'Arap Baharı' ile ilgiliydi. İddianamede, buradaki cümlelerim cımbızlanarak bir araya getirilmiştir'' diye konuştu. Şahin, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek tahliyesini talep etti. Duruşmaya, diğer sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediliyor.
 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Bahattin Temel, Fikret Gültekin ve Sait Şahin'in, ''Hizbullah örgütünün yöneticisi olmak'' suçundan 15 ile 22,5 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması istenirken, tutuklu sanıklar Hacı İnan, Mehmet Eşin ve Mehmet Şefik Temel'in de aralarında bulunduğu 16 sanığın ise ''Hizbullah örgütünün üyesi olmak'' suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

 

6 tutuklu sanık tahliye edildi

Hizbullah terör örgütü davasının ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Mehmet Bahattin Temel ile Hacı İnan'ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın tahliyesine karar verdi. Böylece davanın tutuklu sanığı kalmadı. İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık Hacı İnan, iddianamenin nihai bir karar olmadığını belirterek, ''Ancak iddianamenin bir şerefi, haysiyeti olmalı'' dedi.

Anayasal düzeni şiddet ve cebir kullanarak değiştirmeye çalışmakla suçlandığını söyleyen sanık Hacı İnan, şöyle devam etti: ''12 senedir F tipi cezaevindeydim. Cezaevinde bir makas bile zimmetle veriliyor. Makası kaybedince yenisini de vermiyorlar. Bu şartlardaki bir insan nasıl olur da şiddet kullanarak anayasal düzeni değiştirebilir? Cumhurbaşkanı, Başbakan olan zat ile 80 öncesi beraber çalıştık. Onlar da aynı ıstırabı yaşadılar. Doğulu olsalardı belki de benim yaşadığım durumu yaşayacaktı. Cumhurbaşkanı dindar. Ben ona karşı niye terör uygulayayım? Referandumda 'evet' oyu kullandım. Bu topraklarda Müslüman halka baskı vardı. Yavaş yavaş bu durum değişiyor. Halk sabretti karşılığını alıyor. Kuran hafızıyım. İlahiyatçıyım. Bir ilahiyatçıya bu kadar kolay terörist denebilir mi? Doğru Haber Gazetesi benimle söyleşi yaptı. Orada Kuran'da Hizbullah geçiyor. Her mümin Hizbullah'dır, yani Allah'ın dinini kabul eden... Bu anlamda ben Hizbullah'ım. Bununla iftihar ediyorum. Bundan dolayı 11 yıldır içerdeyim. Müslümanlıktan başka suçum yok. O deliklerde Kuran, namaz dersi verdim. 'Müslümanlıktan dolayı seni yargılıyoruz' desinler bin defa yargılanırız. Bu denmiyor. Bu süreci olumlu buluyoruz. Müslümanların hayrınadır. Niye bu süreci terörize edeyim? Baskılar yavaş yavaş kalkıyor niye yerin altına ineyim?''

Sanık İnan, mahkemenin 12 senedir infazları kendisinin yaptığını tespit edemediğini öne sürerek, ''Ancak bu iddianameyi hazırlayan savcı tespit edebildi. Bu kadar rahat karar verilebilir mi? Ben kime terör yaptım. Bazı insanlara Allah'ı anlattım. Bunun nesi terör? Buna ABD, İsrail 'terör' diyor'' diye konuştu. İddianamede, yakalandığında evinde silah ele geçirildiğinin belirtildiğini ifade eden İnan, bunun tamamen yalan ve iftira olduğunu öne sürdü.

İnan, evinde yakalanmadığını, otogara giderken gözaltına alındığını ve üzerinde veya evinde silah olmadığını savundu. Tahliye olduktan 12 gün sonra örgüt kurmaktan yargılandığını kaydeden İnan, bunun mümkün olamayacağını, zaten evinin önünde de sürekli polislerin nöbet tuttuğunu kaydetti. Tahliye olduktan sonra kaçmak gibi bir niyetinin asla olmadığını söyleyen İnan, adli kontrol işlemlerini kendisinin takip ettiğini belirtti.

İnan, ''Gözaltına alındıktan sonra Emniyetteki sorgumda 'Evimde bulunduğu iddia edilen porno soruldu. Bu iğrenç bir iftiradır. Ben hayatım boyunca evime hiç televizyon almadım. Böyle bir şeyi asla kabul edemem bu bir tür iğrençliktir'' dedi. Diğer sanıklarda savunmalarında, haklarındaki suçlamaları kabul etmediler. Duruşmada söz alan tutuklu sanık avukatları da müvekkillerinin tahliyesini talep ettiler.

Duruşmaya verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, suç vasfının değişme ihtimalini göz önüne alarak tutuklu sanıklar Mehmet Bahattin Temel, Fikret Gültekin, Sait Şahin, Mehmet Şefik Temel'i oy çokluğuyla, Hacı İnan ve Mehmet Eşin'i ise oybirliği ile tahliyesine karar verdi. Böylece söz konusu davada tutuklu sanık kalmadı.
Duruşma ertelendi.