Hakimden fren uyarısı

Birinci Ergenekon davasında Cumhuriyet'e molotofkokteyli atmaktan sanık Şinal, TEM polislerini suçladı.

05 Ağustos 2011 Cuma, 08:18
Abone Ol google-news

Birinci Ergenekon davasında Cumhuriyet’e motolofkokteyli atılması dosyası sanığı Bedirhan Şinal, bugüne kadar verdiği “organize suç örgütü elebaşı olduğu iddia edilen Sedat Peker’in adamı Boğaç Kağan Murathan’ın kendisini azmettirdiğine” ilişkin ifadelerini reddetti. Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polislerin Cumhuriyet gazetesine atması için verdikleri bombayı atmadığını, molotofkokteyli attığını anlatan Şinal, cezaevine para gönderildiğini öne sürdü. Silivri 1 No’lu Cezaevi Müdürü’ne kendisine yaptığı baskılar nedeniyle yumruk attığını söyleyen Şinal, bileklerini keserek intihar girişiminde bulunduğunu anlattı.

Davanın dünkü 191. duruşmasında Ergenekon davasıyla birleştirilen 30 Mart 2008’de Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılmasına ilişkin dosya sanıklarının savunmalarının alınmasına geçildi. Organize suç örgütü elebaşılığı suçlamasıyla başka bir davadan tutuklu olan Ergenekon’dan tutuksuz yargılanan Sedat Peker de hazır bulundu.

Tutuklu sanık Şinal, Bayrampaşa Cezaevi’nde aralarında Boğaç Kağan Murathan’ın da bulunduğu sanıklar tarafından Cumhuriyet gazetesini bombalamaya ve geçen yıl kaybettiğimiz İlhan Selçuk’u öldürmeye azmettirildiği şeklindeki önceki ifadelerini reddetti. Şinal “Ben İlhan Selçuk’u hiç görmedim ki suikast yapayım. Selçuk’a tehdit mektubunu bana yazdıranlar, bu komployu bana kurduranlardır. Davanın sanıklarının burada olması, Türkiye Cumhuriyeti Emniyeti içinde örgütlenmiş çetenin üretimidir” dedi.

2007’den beri polisin üzerinde baskı kurduğunu öne süren Şinal, şunları anlattı: “2007 yılında bana Organize Şube’den bir polis tarafından silah verildi. Haydarpaşa’da silahla yakalandığımda 16 yaşındaydım. 1992 doğumlu olduğum halde 1988 yazdırdılar. Yaşımı büyüttükten sonra cezaevine girmem gerekiyordu. Bayrampaşa Cezaevi’nde B Blok’ta 15 gün kaldıktan sonra C Blok C-27 koğuşuna geçtim. Üç ay boyunca Boğaç Kağan Murathan diye birinin bu koğuşta kaldığını görmedim. Burada sanık olan Seyhun Zaim, Bora Ballı ve Bayram Demir vardı. Bunlar Eyüp Ülkü Ocakları’dan tanıdığım kişilerdi. Bu koğuşa bilerek verildim. Murathan kalmamıştır. İddia edilen planlamaları da yapmadık. Her şey polisler tarafından planlanmıştı. Bir oyuncu gerekiyordu. Büyük baskı ve tehdit altında bırakılarak kurban oldum.”

‘Olacakları düşündüm’ Şinal iddialarını şöyle sürdürdü:

“Gaziosmanpaşa’da Hakan adlı bir işadamının teksil atölyesinde Terörle Mücadele Şubesi’nden polisler bana Cumhuriyet gazetesine atmam için bir el bombası ve silah verdi. Ben Cumhuriyet’e bomba atılması konusunda tereddüte düştüm. Patladığı zaman yaşanacakları düşündüm ve bomba atmaktan vazgeçip molotofkokteyli hazırladım. Bombaları Cerrahpaşa’daki arkadaşlarıma verdim. Cerrahpaşa’da bir olaydan sonra o bombayı atmışlar. Yani Cerrahpaşa’da patlayan bomba, polislerin bana Cumhuriyet’te atmam için verdiği bombadır. Arkadaşlarımla Cumhuriyet’e molotof bombası mı ses bombası mı atacağımızı tartıştık. Ses bombası malzemesi de vardı.”

‘İki çocukla hazırladık’


Cumhuriyet’e atılan molotofkokteylini Taşocakları mevkiinde 15 yaşlarındaki O.A. ve U.E. ile hazırladığını anlatan Şinal, “3-4 gün önce Cumhuriyet’in yerini tespit etmek için Şişli’ye gitmiştim. Bir gün önce de gözetlemek amacıyla Cumhuriyet’e gittim. Nasıl girilir, nasıl çıkılır baktım” diye konuştu.

30 Mart 2008’de O.A. ve U.E. ile Cumhuriyet gazetesinin önünden 4-5 kez geçtiğini anlatan Şinal, “Köşede ekip otosunda polisler vardı. Uyuyorlardı. Cumhuriyet’in güvenlikleri otomatik silahlı oldukları için silahı U.E’ye verdim. Molotofu atarken ateş açarlarsa ateş etsinler diye verdim. O sırada muhabirler habere gitmek için çıkıyorlarmış. Molotofu attım, U.E. yakalandı. Ben ve O.A. Taşocağı’na geldik. 5 saat sonra beni evden alıp götürdüler” diye konuştu.

‘İsimleri yazılı vereceğim’

Başkan Hasan Hüseyin Özese’nin “Bomba veren, silah veren polisler kim, kim baskı yapıyor? İstersen kapalı oturum yapabiliriz” soruları üzerine Şimal şöyle konuştu: “Daha sonra yazılı olarak vereceğim. Dosya kapsamında ilgili polisler bellidir. Terörle Mücadele Şube Müdürü’dür, ifademi alan polislerdir.” Şinal gözaltına alındıktan sonra TEM Şube’de baskı altına alındığını belirterek şöyle devam etti: “3 gün boyunca beni yediler bitirdiler. Kendisine ‘komutan’ denilmesinden zevk alan uzun saçlı bir grup amiri vardı. Bana aklınıza gelmeyecek şeyler yapıldıktan sonra kabul etmek zorunda kaldım.

Ben yetimim, tek suçum yetim olmak. Anneannem ölünce hesabında 150 milyar çıktı. Beş kuruşu olmayan kadının hesabında bu kadar para nasıl çıktı? Bana son 15 gün öncesine kadar cezaevine hiç tanımadığım insanlar, anneannemin ismiyle her ay 1-2 milyar para gönderdiler. 4 yılda toplam 15-16 bin lira para yatırmışlardır. Hesaplarım incelensin.”


Cezaevi’nde baskı altında olduğunu ileri süren Şinal, “Bunları anlattıktan sonra yarına çıkamayabilirim. Cezaevini devletin kurumu sanıyorsunuz ama orası dingonun ahırıdır. TEM’den polisler istedikleri gibi girip çıkabilirler. Benimle de görüşme yaptılar” dedi.

‘Bu dava siyasi’

Şinal, Ergenekon davasıyla birleştirilmeden önce İstanbul Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada gizli oturum yapılması için dilekçe vermesini polisin istediğini öne sürerek “Gizli oturumda saldırıyı yapmamdaki amacı sordular. Ben de bu davanın amacının siyasi olduğunu söyledim. Çünkü Ergenekon’la bağlanması gerekiyordu. İlk başta Cumhuriyet’in seçilme nedeni Ergenekon’dur. Onların amaçlarına hizmet ettiğim için suçluyum” dedi.

 


"Frene bas Bedirhan"

Şinal’in “Aydınlık dergisinde okumuştum. ‘Beşiktaş terör örgütü’ diyordu. Çok doğru. Savcılar bizim gibi zavallı. Polisler ne diyorlarla öyle yapıyorlar” sözleri üzerine Başkan Özese, Şinal’i uyardı. Üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu ise “Frene bas Bedirhan. Mahkemeyi töhmet altında bırakma. Daha önce ‘Polisin üzerine yıkmak istiyorlar. Allah bana ömür verdikçe bunu yapamayacaklar’ diye beyanların var. Sana ne oldu?” diye sordu.

Bedirhan Şinal “Ben de onların adamıydım, Bora Ballı’ların yanındaydım. Beni kullanmalarına izin verdim, onları yaktım. Ama 15 gün önce fay kırıldı” dedi. Başkan Özese, Sedat Sami Haşıloğlu soru yöneltirken konuşmayı sürdüren Şinal’ın mikrofonunu kapattırdı.

Şinal, organize suç örgütü elebaşılığından hükümlü Nuri Ergin’e davada tutuklu yargılanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük aleyhine ifade vermesi için büyük paralar ödendiğini öne sürdü. Şinal, iddialarını söyle sürdürdü: “Ben hayatımda ne tanırım Veli Küçük’ü. Ama adam bana geliyor ‘Veli Küçük hakkında şöyle demen lazım’ diyor. Bunlar İstanbul Emniyet Müdürlüğü içinde örgütlenmiş çetenin ürünüdür. Bu insanların burada olmasının sebebi de budur. Şinal, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in de Silivri Cezaevi’ne bir yazı yazdığını öne sürerek “Sadullah Ergin benim hiçbir şekilde Murathan ile yan yana getirilmemem için bir yazı yazmış. Sadullah Ergin beni ne tanır, ben onu ne tanırım” dedi. Şinal, sanıkları göstererek “Bana buradan kimse talimat vermedi. Eylem talimatı veren polislerdir” diye konuştu.