Hayat sürüyorsa umut da vardır! Y. Bekir Yurdakul’un yazısı...

Mehmet Erkan’ın ustaca kurguladığı Kaju Adası Kardeşliği, okuru, bir yanıyla dünyanın kötülükleriyle yeniden yüzleştirirken bir yanıyla da taşıdığı düşünsel derinlikle insanlığın barış içinde kardeşçe yaşama, sağlıklı üretim ve hakça paylaşma umudunu yineliyor, yeniliyor.

11 Haziran 2021 Cuma, 00:02
Abone Ol google-news

Çocuklara, gençlere her konu yazılmalı mı? Ya da yazılabilir mi? Örneğin savaş, yerinden yurdundan edilen insanlar, açlık, adaletsizlik, silahlanma, ekonomik ve siyasal sorunlar...

Evet, çocuklar ve gençler için kaleme alacağımız yapıtlarda da insanlığın başını ağrıtan her sorun işlenebilir. Çünkü “hepimizin akıllısı” çocuklar, her gün yüz yüze kaldıkları sorunların da, neler olup bittiğinin de farkındalar.

Yeter ki yürüyeceğimiz yolu doğru seçelim; onlara göre olsun sözcük adımlarımız. Yeter ki onlara bir şeyleri, kendi doğru bildiklerimizi dikte etmeyelim. Yeter ki hayata yeni pencerelerden yeni soruların ışığında bakmayı anımsatalım.

Mehmet Erkan’ın, dünyanın son yıllarda yeniden ve belki de daha yoğun biçimde yüz yüze kaldığı yönetim sorunlarını konu edindiği, açık yüreklilikle tartıştığı yapıtı Kaju Adası Kardeşliği, çocuk yazınımızın hâlâ çevresinden dolandığı tabu ormanına yolculuğumuzda ışıklı bir kilometre taşı olarak hep anılmayı hak ediyor.

CENNETTEN BİR KÖŞE

Ekvator üzerinde yer alan ötekiler gibi ve kıta ülkesinin uzağına düşmüş bir adadır Kaju. O büyük suyun ortasında sakince duruşu ve bildiğimiz kaju meyvesine benzediği için bu adı almıştı.

Kaju dilinde “rengârenk anlamına gelen, el değmemiş suları, binlerce deniz canlısı, rengini aldığı balıklarıyla adayı kucaklayan Morimon Denizi; yemyeşil doğasıyla cennetten bir köşe gibiydi Kaju.

Başlıca geçim kaynakları meyvecilik, kara ve deniz avcılığıydı. Sahilde büyük bir tersane, tepelerde gizlenmiş silah üretim tesisi vardı. Kaju halkı “aç kalmamak için yiyecek toplar ve avlanır, hayatta kalmak için de gemi ve silah yapardı.”

“Silah” denince aklımıza ister istemez şu soru takılıyor: Okyanusun ortasında bir ada ülkesi... konu komşu kimsesi yok ki! Düşmanı kim, kime karşı bu silahlanma? Ve Ada’nın bilge insanları biliyordu ki “dünya keşfetmek için çok büyük, hayat düşmanlık etmek için çok kısaydı.”

Evet, belki bütün sorunlarını çözmüş değildi ama yönetim anlamında bir düzen tutturmuştu. Seçkinler Konseyi’nin bir kez için seçtiği kişi yönetiyordu Ada’yı.

O OLAĞANÜSTÜ GECE

Kimsenin hakkında bilgi sahibi olmadığı, sapa bir okyanus rotası üzerindeki Kaju Adası dünyanın gündemine iki kez gelecektir; 156 kişinin öldüğü uçak kazası ve bir gecede on yıl yaşlanan insanlarıyla...

Kazanın ardından Ada’ya koşanlar, karakutunun bulunmasından sonra Ada’yı eski sessizliğiyle baş başa bırakacaklardır.

Ancak Kaju’da her şey yavaş yavaş değişir. Seçkinlerden biri olan Olimba, başkan seçilince kısa sürede yönetimi ele alacak, bir daha da bırakmayacaktır. Bir süre sonra kendisini seçen konseyi de ortadan kaldırır Olimba. Artık her şeyin başı hatta sonu Olimba’dır.

Olimba’ya göre ülke tehdit altındadır, düşman çoktur, güçlü olmak ve hızla ilerlemek gerekir. Bunun için de yetkinin tek elde toplanması kaçınılmazdır.

Adanın kuzeyinde “Gadar” adı verilen hayali bir “ülke” uydurulur. Gadarlıların Kaju’ya girmesi yasaklanır. Çünkü onlar büyüye ve büyücülere inanmazlar; ne bilmek istiyorlarsa kitaplardan öğrenirler. Dahası barışı savunmaktadırlar.

BÜYÜK FELAKET

Bir gün aynı anda birkaç noktada birden başlayan büyük orman yangını halkın, özellikle gençlerin büyük çabasıyla söndürülür. Olimba, hemen ertesi sabah kırmızı alarm verir, bu olayı Büyük Felaket olarak adlandırdığını ve olağanüstü hal ilan ettiğini duyurur.

Adada bütün haberleşme kanalları kapatılmıştır. Artık halkın büyük çoğunluğu büyücülere inanmaktadır. Şimdi Kaju demek; efsaneler, rivayetler, korkular, hayaletler, lanetler demektir.

Olimba bununla da yetinmez; Kaju’nun simgesi olan Morimon Denizi ve kaju ağacı figürlerini kaldırır, yerine kendi fotoğrafını koyar.

Tarihin not defterinin bir kıyısına kaydettiği niceleri gibi Olimba da herkesi kandırmış ya da susturabilmiş değildir.

Düşüncelerine ve hayallerine sınır telleri çekmeye çalışanlardan uzak duran, onlarla mücadele eden; barışa ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan, hayat devam ediyorsa umudun var olduğunu bilen insanlar Kaju’da da vardır.

Olimba’yı bu insanların yanı sıra bir türlü kandıramadığı ve özgür düşünceleri nedeniyle tehlikeli bulduğu gençler korkutmaktadır.

GİZLİ KABİN

Herkesin on yıl yaşlandığı o olağanüstü gecede kaybolan iki balıkçı Bigeday ve Nidoro’nun çocukları Karita ve Netya, babalarının öldüğüne inanmazlar.

Gençlerin ülkede yaşanan haksızlıklara karşı çıkışı örgütledikleri Gizli Kabin’in çalışmaları, Olimba’nın “savaş makinesi” olarak gördüğü gençleri askere alma kararıyla hızlanır.

Bir yanda zalim bir hükümdara dönüşen Olimba ve onunla işbirliği halinde adanın bütün üretimine, değerlerine el koyan Büyücü Baykuş, öte yanda gençlerin önderlik ettiği Kaju Adası Kardeşliği...

Kitaba ilişkin notlarımıza noktayı, ülkesindeki savaştan kaçıp Kaju’ya sığınan “büyücü kız” Fidelyo ve “iz sürücü” çocuk Elaga arasında geçen bir diyalogla koyalım:

- Sen hiç savaş gördün mü? Birbirini öldürmek isteyen insanların arasında kaldın mı?

- Yoo!..

- Kalsaydın beni anlardın. Ama yine de kalma ve beni anlama!

Kaju Adası Kardeşliği / Mehmet Erkan / Elma Çocuk Yayınları / 296s. / 11+ / 2021.