Hayatınız anlamlıysa uzun yaşarsınız

İstanbul kedilerinin büyük hayranı Francesc Miralles “Hepimiz ortak duygu ve sıkıntılardayız bu nedenle bizi olumlu hissettirecek durumlara ihtiyacımız var” diyor.

15 Mayıs 2021 Cumartesi, 16:01
Hayatınız anlamlıysa uzun yaşarsınız
Abone Ol google-news

Pandemi sürecindeyiz ve depresyonun ayak seslerini  hissediyoruz. Zorlu günlerde bu sesleri hafifletmek belki de farklı bir bakış açısı için sürekli ertelediğim bir kitabı okudum. Japonların uzun ve mutlu yaşama sırrı İkigai. Müthiş keyif aldım ve rahatladım. Aklımda oluşan binlerce soru içinde İkigai’nin yazarlarından Francesc Miralles ile konuştuk. Pandemi sürecini, kaybettiğimiz hayat amaçlarımızı tekrar nasıl bulacağımızı uzun uzun konuştuk. İstanbul kedilerinin büyük hayranı Francesc Miralles  “Hepimiz ortak duygu ve sıkıntılardayız bu nedenle bizi olumlu hissettirecek durumlara ihtiyacımız var” diyor. Buyrun sohbetimize… 

• Hiç beklemediğimiz bir anda distopik bir filmin içine düştük adeta... Pandemi hepimizi perişan etti. Baştan beri de ‘Pandemi mutlaka insana bir şey öğretecek’ denip duruyor, henüz öğrettiğini görüp anlamadık... Kendi adınıza bir şey öğrendiniz mi bu dönemde?

Hayatın bu döneminde çıkardığım en büyük ders, hayatlarımızın ne kadar kırılgan olduğu. “Son” nerede ve ne zaman gelecek bilmiyoruz. Bu nedenle her anımızın, her günümüzün kıymetini bilmeliyiz. Yaşamı sevdiklerimizle birlikte kutlamalı ve hayallerimize ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız. Pandemi bana “ya şimdi ya da hiçbir zaman” hissiyatını verdi.

• İkigai’de kriz döneminde vücudun daha hızlı yıpranacağı belirtiliyor. Bu süreçte kaygılarımız ve korkularımız çok arttı. Vücudumuza ve zihnimize daha iyi bakmanın önemini anlayacak mıyız? Vücudumuzda bu stresin ne gibi etkileri olacak? 

Kesinlikle anlayacağız. Anlamalıyız da! Covid pandemisi koşullarında bedenine daha iyi bakmış olan insanlar diğer kişilere nazaran daha çok korunuyorlar. Düzenli egzersiz, yeterli beslenme ve olabildiğince stresten uzak yaşamak bu önemlerin başlıca olanları. Daimî bir stres halinde yaşamak bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor ve hastalıklara karşı daha çaresiz bırakıyor.

• Kitapta en çok vurgulanan noktalardan biri Okinawa yerlileri arasında var olan beraber yaşama, paylaşım ve kardeşlik duygusu. Ancak bırakın beraber yaşamayı, annemize sarılamaz hale geldik. Ne düşünüyorsunuz? İkigai’mizde sapmalar olabilir mi? 

Evet annelerimize maalesef sarılamıyoruz ama geçici bir durum. Yazılı, görüntülü iletişimle telafi ediyoruz sanki. Çoğu zaman birbirimizi sadece bilgilendirmek için kullandığımız mesajlar bu zorlu dönemde çok daha anlamlı hale dönüştü. Sevdiklerimize tüm duygularımızı mesajla yazıyoruz. Derdimizi anlatıyoruz, paylaşıyoruz. Her halükârda bu günler bitecek ve ben de sarılmalarımızın geri geleceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. 

• Yaşadığımız bu zorlu pandemi sürecinde yaşam mücadelesi vermek ve korunmak ilk amacımız iken ikigaimizi nasıl bulacağız? Yaşam amaçlarımız zorunlu bir molaya mı girdi?

Bu dönemde birçok insan Ikigai’sini daha iyi seçiyor diyebiliriz aslında. Pandemi, sosyal hayatımızı, hareket alanımızı kısıtladı ve evlerimizde daha fazla vakit geçiriyoruz. İki seçeneğiniz var. Ya televizyon karşısında saatlerce boş boş oturabilirsiniz ya da bir fincan çay hazırlayıp elinize kâğıt kalem alıp hayatınızın bundan sonraki amacını da belirleyebilirsiniz. Tercih sizin.

• Anlamı olan bir yaşam uzun yaşamaktan daha mı önemlidir?

Anlamlı bir hayatınız varsa çok büyük ihtimalle uzun yaşayacaksınız. Nietzsche’nin de dediği gibi “Bir nedeni olanlar birçok sıkıntının üstesinden gelebilir.” Unutmayın amacı olan insanlar vücutlarına, zihinlerine ve ruhlarına çok daha iyi bakarlar.

• Zen ustası “Bir dalgadan diğer dalgayla kurtulmaya çalışırsak kendimizi sonsuz bir denizde buluruz” diyor. Yaşadığımız sorun ne olursa olsun kabul edip devam mı etmeliyiz? Yani kilit nokta her yaşanılan zorluğun karşısında çözüm odaklı olmak mı? 

Hayat problemlerden ibaret. Covid’den sonraki dönem de dahil hiçbir zaman kusursuz bir sakinlik olmayacak. Hepimiz bu doğal gerçekliği kabul etmeliyiz ve mücadele ettiğimiz dalgaları teker teker, dikkatlice aşmalıyız. En büyük dalganın tepesine çıktığımızda da, muhteşem hayatımızın manzarasını izleyeceğiz. Bence buna değer!

• Ya yorulursak ve amacımızı kaybedersek ya da sapmalar olursa?

Sıkılmış ve yorgun hissediyorsak, bir şeyleri değiştirmenin vakti gelmiş demek ki. Bu önemli bir işaret. Görmeniz ve farkına varmanız gerekiyor.

• Okinawa’da asırlık ömürlü insanların daha fazla olmasının sebebi ikigai mi? İkigai nedir, insanları ölene kadar faal olmaya nasıl teşvik ediyor?

Evet. Kesinlikle! İkigai insanların hayatlarındaki amaç ve onları günlük bazda motive ediyor, sağlıklı olmalarını sağlıyor. Hayatınızda bir amacın olması çok önemli. Bu insanlar her gün erken kalkıyorlar, bahçelerindeki işleri bitiriyor ve komşularıyla iyi geçiniyorlar. Bir yandan da tutkularını takip etmeye devam ediyorlar. Yaptıklarınız sizi mutlu ediyorsa enerjiniz yüksektir ve hep aktif kalırsınız.

• Akışı yaşa, anı yaşa ve carpe diem. Günümüzde gelecek kaygısı yaşarken işi boşaltılmış çok da geçerliliği olmayan bir kavram diye düşünüyorum. Kitabınızda söz ettiğiniz “Ichigo Ichie” kavramı ise hayatınızın her anında tam olarak mevcut ve dikkatli olma çağrısı. Bu daha realist bir yaklaşım. Ichigo Ichie kavramından bahseder misiniz? Günlük hayatımızda nasıl uygulayabiliriz?

Gelecek birçok “şimdi” tarafından şekillenmiştir. Gelecek için endişeleniyor fakat iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyorsanız, o zaman kendi tarihinizin pasif bir aktörüsünüz demek ki! Az düşünmek, çok aksiyon almak geleceğinizi avuçlarınızın içine koyacaktır. İchigo İchi uygularken her yaptığınızda tamamen “anda” olursunuz: sohbet ederken, kitap okurken, sokakta yürürken. Gününüzün en verimli saatlerinde sosyal medyadan veya diğer dikkat dağıtıcı şeylerden uzaklaşabilirseniz işte o zaman hayatınızın içinde daha çok İchigo İchie olacaktır.

• Peki uzun ve mutlu bir yaşamın sırrı nedir?

Vücudunuza iyi bakmak, (yemek, egzersiz ve uyku) beyninize iyi bakmak (daha az stress, iyi ilişkiler, sağlıklı aktiviteler) ve ruhunuza iyi bakmak (amacınızla bağlantıda olmak, hayatınızın anlamına bağlı kalabilmek).

• “Zihinsel egzersiz” tanımı biraz klasik bir tanım gibi gelebilir ama başkalarıyla digital ortamda olsa bile etkileşimde bulunarak depresyonu önleyebilir miyiz?

İyi iletişim her zaman depresyona karşı etkilidir. Kötü haberleri takip etmek yerine, pozitif insanlarla konuşup iyi olaylara odaklanırsanız kendinizi korursunuz. Televizyonda izlediğiniz filmler, diziler ya da okuduğunuz kitaplar bile zihninizin durumunu etkiler.

• Yaşadığımız süreçle birlikte kitapta da belirtilen bir çok doğruyu uygulamak zor. Örneğin oturmak yaşlandırır. Evet ama bu dönemde nasıl? Öneriniz?

Her şeyi tek seferde değiştiremeyiz. İleri gitmek için, her hafta farklı bir mücadeleye girerseniz mutluluk ve farkındalık mutlaka gelir. Haftaya daha iyi yaşamak için ne yapabilirsiniz onu düşünün ve bunu her gün tekrarlayın. Bu Japonların Kaizenidir. Küçük adımlar, birbiri ardına atıldığında büyük sonuçlar getirir.

• Zen felsefesinin ve mutfağının ortak yönü nedir? 

Dikkatin gücü. En iyi aşçı beş duyusu ve kalbiyle aynı anda yemek yapabilendir. Zen keşişleri de böyle yaşarlar.

• Modern yaşam bizi gerçek doğamızdan uzaklaştırıyor. Para, güç, dikkat, başarı gibi kavramlar etrafımızı sarmış durumda. Bu kavramların yaşamımızı ele geçirmemesi için nasıl bir değişime girmeliyiz?

Pandemi hepimize hayatta çok daha önemli şeyler olduğunu gösterdi. Para, güç, şöhret ve başarının, hayat amacımızı takip etmediğimizde, kötü ilişkiler yaşadığımızda ve kendimizle içsel bağımızı kopardığımızda mutluluk getirmediğini gördük ve anladık.

• İstanbul’u nasıl buldunuz? Yemeklerimizi nasıl buldunuz? En sevdiğiniz Türk yemeği desem?

İstanbul hayatımda gördüğüm en muhteşem şehirlerden birisi. Hayat enerjisi ve güzelliklerle dolu. Bir de ne şahanedir ki çok fazla kedisi var Ceyda Torun’un Kedi belgeseline hayran oldum. Türk yemeklerine bayılıyorum, basit bir kebap ya da çok teferruatlı bir Türk yemeği olabilir hiç fark etmez (gülüyor). Her şeyi bir kenara bırakalım Türkiye’deki en güzel şey sevecen insanlar.