Hazine Garantili Talan;Ve Mülksüzleştirme...

3. köprüye karşı mısınız? Ya başbakanın "çılgın projesi'' Kanal İstanbul'a? İstanbul'un nefes alanı Kuzey Ormanlarının kesilip güzelim ağaçların yerini inşaat dozerlerinin açtığı çukurların almasına?

24 Ağustos 2014 Pazar, 19:31
Abone Ol google-news

Başbakan Erdoğan’ın ‘Tamamlanması için ne gerekiyorsa yapılacak’ dediği bu ‘Mega Projeler’ artık Hazine Garantisi ile yapılacak... Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren yönetmeliğe göre, 1 milyar liranın üzerindeki Yap-İşlet-Devret (YİD) projelerine ve 500 milyon liranın üzerinde sağlık ve eğitim alanındaki yatırımlara Hazine garantisi getirildi. Bu, 3. köprü, 3. Havaalanı gibi doğayı ve kenti katledeceği konusunda tepki çeken projelerin ortağı olan yabancı ve özel sektörün borçlarının, 'borç üstlenme' adı altında Hazine'ye devredilmesi anlamına geliyor. İktisatçılar, uygulamayı 'vergi mükelleflerinin geleceklerinin ipotek altına alınması' olarak yorumluyorlar. Bir başka ifade ile, halk, kendi talebi olmayan, kendi yaşamını olumsuz etkileyecek, yalnıza sermaye hissedarlarına para kazandıracak projelerini üstlenmiş oluyor. Holdinglerin borcu artık vergi mükelleflerinin borcu oluyor.

Mülksüzleştirme Ağları

İşin boyutunu görmek için size bir öneri. adlı sitede şöyle bir gezinin...Kentsel dönüşümün sermaye-iktidar ilişkileri üzerine kollektif bir veri derlemesini bulacaksınız orada.

'Kentsel dönüşüm' projelerini yapan şirketlerin diğer yatırımları neler? Bu süreçte devlet kurumları ve özel şirketler arasında halkı mülksüzleştiren ne gibi ortaklıkları kuruluyor? Halkın cebinden çıkan vergilerle toplanan kapital, kamusal mülkün yeniden inşası/işletmesi üzerinden hangi sermaye gruplarına aktarılıyor? 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Ilısu Barajı (Hasankeyf) gibi mega projelerin yarattığı ekolojik, ekonomik ve sosyal yıkım hangi medya organları üzerinden sansürlenerek toplumsal hafızadan silinmeye çalışılıyor?

Mülksüzleştirme projelerini gerçekleştiren özel şirketlerin (altyapı, inşaat, mimarlık, enerji, emlak, turizm, kültür endüstrisi) yöneticileri başka hangi kurumların yönetiminde? Kamu eliyle dağıtılan mega projelerin yüklenicileri arasında ne gibi bağlantılar bulunuyor?

Bunların hepsini veri tabloları ve hatta etkileşimli haritalardan görebilmek mümkün. Mülksüzleştirme Ağları çalışması 6 Haziran 2013’de Gezi Parkı’nda konuyla ilgilenen kişilerin bir araya gelmesiyle başladı. Onlar Gezi Parkı'nda bir araya gelen ve zamanla katılım ile büyüyen bir grup hukuçu, finansçı, akademisyen, sanatçı ve gazeteci. Gönüllüler.. Kimi ismini paylaşıyor, kimi anonim kalıyor. Verileri biraraya getirerek, haritalarımızı birleştirdiler ve mülksüzleştirmenin resmini beyan ettiler...

“Mülksüzleştirme” ne demek?

Bu sorunun yanıtını şöyle veriyorlar: Mülksüzleştirme, bizlere - yani kamuya- ait olan kamusal alanlarımızı, bizlerin kararı sorulmadan kaybetmemiz demek. Bize ait olan arazilerin, binaların, meydanların, su kaynaklarının, sahillerin yine “bizler için” inşa ve/veya dönüşüm sürecine tabi tutulduğu söyleniyor, “kamu yararı”ndan bahsediliyor. Peki, gerçekten böyle mi? Örneğin, kuzey ormanlarının arazisinde havaalanı, köprü yapıldığında yeni bir “mülk”e mi sahip olacağız, yoksa ormanın katledilmesiyle mülksüzleşecek miyiz? Hali hazırda kullanımda olan akarsular ve dereler üstüne hidro elektrik santral (HES) yapıldığında o bölgede yaşayan halkın suyu devlet ve özel sermaye ortaklığıyla zorla elinden alınıyor, yani mülksüzleştiriliyor. Ayrıca bu tesislerin işletmeleri 49 yıllığına özel şirketlere verildiğinde bu hala kamunun ve dolayısıyla halkın tesisi midir?

Konu ilginç...Önümüzdeki sayıda devam...Bu arada şunu da söyleyelim; mulksuzleştirme.org,

DeutscheWelle'nin Uluslararası Online Aktivizm Ödülleri'nde 'En İyi İnovasyon' dalında aday gösterilmiş