İçiyorsam sebebi var!

İstanbul Modern Sinema’nın artık gelenekselleşen Oscar’ın Yabancıları seçkisinde izlediğimiz “Another Round” Danimarkalı sinemacı Thomas Vinterberg’in imzasını taşıyor. Oscar’ın Uluslararası kategorisinde kısa listeye kalan film aynı zamanda Altın Küre’ye de aday oldu.

25 Şubat 2021 Perşembe, 17:15
İçiyorsam sebebi var!
Abone Ol google-news

“Another Round”un bir yerinde Mads Mikkelsen’in müthiş bir dans performansı var. Onun dans ve jimnastik geçmişini bilmeyenler için bir hayli hoş bir sürpriz elbette ama bilenler için de aslında öyle, zira bu bir ilk onun için. Sight & Sound dergisinin Mart sayısında kendisi ile yapılan bir söyleşide “Danimarka’da benim eski bir dansçı olduğumu herkes bilir ve nihayet işte bir filmde Mads Mikkelsen’in dans ettiği gün gelip çattı. Yani elbette kimse ‘Aman Tanrım, acaba ne zaman dans edecek?’ diyerek etrafta koşturmuyordu ama bu Amerikan ordusunda donanma pilotu olan bir adamın filmlerde sürekli zayıf karakterleri oynaması gibi bir şey” diyor. Filmdeki dansa gelince, belki dans sanatına dair çok fazla teorik bilgim yok ama iyi bir dansı ya da dansçıyı görünce de anlarım; Mikkelsen gerçekten iyi. Üstelik bunca yılın beklentisi ve daha önce de fiziksel yanını çok güçlü bir şekilde sergilediği oyunculuk performanslarını düşünecek olursanız, yabana atılmayacak denli etkileyici, güçlü bir sahne çıkmış ortaya.

İşin bir başka ilginç yanı daha var: Thomas Vinterberg ve Mads Mikkelsen’in 12 yıl arayla ikinci filmleri “Another Round” (orijinal adıyla “Druk” yani Sarhoş, ama İngilizce adını Bir Tur Daha diye çevirmek olası, yani birer kadeh daha içelim anlamında). Cannes Film Festivali’nde gösterilen ve Mikkelsen’e En İyi Erkek Oyuncu dalında ödül getiren “Hunt”’da çalıştığı okuldaki bir çocuk tarafından haksız bir taciz suçlamasına maruz kalan bir anaokulu öğretmenini canlandırıyordu. Şimdi yıllar sonra yine bir öğretmeni canlandırıyor, ama bu sefer hayattan bezmiş bir lise tarih öğretmenini. İki film arasında organik bir bağ yok elbette ama sanki yıllar önce anaokulundan ayrılıp öğretmenlik kariyerine başka bir seviyede devam eden ama burada da aradığını bulamamış bir adamın hikayesi gibi algılamak da çok manasız olmaz sanki. Hatta ilginç bir zihin alıştırması bile yapılabilir, eğer mecaliniz varsa. 

ALKOLLE ŞAKA OLMUYOR

Lise son sınıflara tarih dersine giren ama, yukarıda da yazdığım gibi, hayata dair hiçbir heyecanı kalmamış, öğrencileri tarafından bile ciddiye alınmayan, karısıyla arası belli ki bir süredir soğuk bir adam Martin (Mads Mikkelsen). Onunla benzer kaderi paylaşan ve her biri yine onun okulunda farklı branşlarda öğretmenlik yapan üç arkadaşıyla birlikte günün birinde bir deney yapmaya karar verirler ve günümüzün en popüler Danimarkalı psikiyatrlarından Finn Skårderud’un kandaki alkol miktarı belli bir seviyeye çıktığında kişinin hayat kalitesinin artacağına dair teorisini test etmek üzere gündüz saatlerinde alkol almaya başlarlar. İşlerin kontrolden çıkması, her birinin değişik şekillerde ve farklı ölçülerde darbe alan hayatlarının dönüşmesi sadece bir zaman meselesidir artık.

Her ne kadar bize yabancı olsalar da İskandinav ülkelerinin (anlaşılan özellikle de Danimarka’nın) alkolle çok da sağlıklı olmayan bir ilişkisi var. Kuzeye çıktıkça kasvetli bir atmosferin ve sık sık nefes aldırmayan soğuğun o coğrafyalarda yaşayanları depresyona ve alkole sürüklemesi çok da anlaşılmaz değil elbette, ama Vinterberg’in filminde de gördüğümüz gibi alkolün pek şakaya gelir yanı da yok. Yer yer bir hayli alkolü öven bir tarzı var hem Martin’in (Churchill’in ne kadar içmeyi seven biri olduğunu, ama mesela Hitler’in ağzına içki sürmediğini örnekliyor derste) hem de diğerlerinin. Film doğrudan doğruya ‘içkinin zararları’ başlığı altında ele alınacak bir hikaye de anlatmıyor bu arada, sadece Skårderud’un öne sürdüğü iddianın kontrol edilmesinin pek mümkün olmadığını savlıyor. Ama onun ötesinde başta Mikkelsen olmak üzere, çok sağlam oyunculuk performansları yer alıyor filmde. Hatta birkaç sahnede oyuncuların gerçekten zilzurna olana kadar içip öyle kamera karşısına geçtiklerine yemin bile edebilirim, ama ispatlayamam. 

İÇMEK AMA NEDEN VE NASIL

Vinterberg’in meselenin dramatik boyutunu çok fazla sündürüp açık bir duygu sömürüsüne girişmemesi önemli bir artı puan elbette. Hatta bir sahnede Yeltsin, Brejnev, Johnson gibi dünya liderlerinin sarhoş (ve bazılarını çok iyi hatırladığımız) komik görüntülerini de koyarak bir hayli eğlenmiş. Üstelik Churchill (“Asla kahvaltıdan önce içmem” demesiyle ünlüymüş), Hemingway, Roosevelt gibi isimlerin alkolle olan muhabbetlerini (ki buna bizim tarihimizden de kimi örnekler ekleyebiliriz) filmin alkole olan bakış açısını yansıtabilmek adına özellikle vurgulamış. Yoksa, sorun içki içmekte değil elbette, neden ve nasıl içtiğinde… Sonuçta içkiyi kestiğinizde sorunlar çözülmüyor, sorunları çözmek için gerçekten bir adım atabildiğinizde, alttaki mesele ile yüzleşebildiğinizde zaten içki de anlamını yitiriyor. Vinterberg’in ustalıkla çektiği, Mikkelsen ve diğerlerinin cesurca ve kendilerini tam anlamıyla adayarak oynadığı “Another Round”un asıl meselesi bu kanımca.

FİLMİN NOTU: 8/10