İki arkadaşın duygudaşlığı

İDSO Fazıl Say’ın “Haremde 1001 Gece” Keman Konçertosu’nu seslendirdi.

25 Mayıs 2015 Pazartesi, 15:40
Abone Ol google-news

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ‘nın (İDSO)22 Mayıs Cuma akşamı Fulya Sanat Merkezi’ndeki konserinde seslendirdiği yapıtların biri Fazıl Say’ın “Haremde 1001 Gece” Keman Konçertosu’ydu. Bu özgün yapıtı, 20 Şubat 2008’de İsviçre’nin Luzern kentindeki dünya ilkçalınışında John Axelrod’un yönettiği Luzern Senfoni Orkestrası ile Patricia Kopatchinskaja’dan, sonra da defalarca yoğunçalardan dinlemiştim. İlk kez bir Türk şef yönetiminde Türk orkestrası ile Türk solistten dinleyeceğimden benim için çok özel bir konserdi. Ama konserin, Türk solisti yani Tuncay Yılmaz için taşıdığı anlam çok daha önemli olmalıydı. Çünkü Fazıl Say konservatuvarda sınıf arkadaşıydı, ilk dinletilerini birlikte vermişler, Almanya’ya birlikte gitmişler, orada yüksek lisans yaparken Ankara Müzik Festivali’nde birlikte çalmışlardı. Konserin arasında kutlamak için kulise gittiğimde amaçladığı bir işi başarmış insanlara özgü erinç ve mutluluk içindeydi. Yapıtı ne kadar sevdiğini, Fazıl’la arkadaşlığından dolayı kendisi için taşıdığı önemi vurguluyor; önceki akşam Fazıl’la birlikte son kez üzerinden geçtiklerini, bundan sonra da üzerinde çalışmayı ve derinleşmeyi sürdüreceğini, önce Türkiye’de başka orkestralarla, sonra da Avrupa’da çalacağını söylüyor ve “Çok önemli bir yapıt, değeri ilerde daha iyi anlaşılacak” diyordu.

Naci Özgüç’ün yönettiği İDSO konsere François Borne’un Carmen Fantezisi ile başladı. Aynı zamanda bir flütçü olan Fransız bestecinin, Bizet’nin Carmen operasının bazı bölümlerinden yararlanarak kendi çalgısı için oluşturduğu yapıtta orkestra ile solist, değerli flüt sanatçımız Gülşen Tatu incelikli bir yorum sundular. Ardından, kemanda Tuncay Yılmaz ve vurmalılarda Aykut Köselerli ile orkestradan dinlediğimiz Say’ın keman konçertosu sona erip ışıklar yandığında gözüme çarpan gözyaşlarını tutamamış dinleyiciler beni şaşırttı ve düşündürdü: Fazıl Say bu yapıtında ne yakaladı da dinleyicileri böylesine etkiledi, coşturmaktan çok duygulandırdı diye.

Bu güzel müzik akşamı, Dvorak’ın Amerikan Zenci ve Kızılderili halk ezgilerinin tınısını duyuran “Yeni Dünyadan” adlı 9.Senfonisi’yle biterken kulaklarda sanırım konçertonun tınıları vardı daha çok.