İktidarın taktiği başarılı olmadı

Antropolog Taussig’e göre iktidarın Gezi Direnişi karşısında uyguladığı ‘böl ve yönet’ Makyavelist bir yaklaşım.

27 Mayıs 2015 Çarşamba, 21:44
Abone Ol google-news

Antropoloji dünyasının rock n roll yıldızı Michael Taussig ile bir kaç gün geçireyim derken Borges-vari bir sergüzeşte kapıldım. Önce Boğaziçi Üniversitesindeki dersinde, güneşi simgeleyen plastik bir topun etrafında yeni vücut bilincinden bahsettik. Ardından Hisarüstü’ndeki bir balıkçıda, arkada bangır bangır arabesk çalarken dört saat boyunca “devlet fetişizmi” “lider putlaştırması” ve “ezilenin intikamı” gibi konular üzerine tartıştık. Son günümüz ise en tuhafıydı. Beyoğlu’nda bir binanın zemininde, 1500 yıllık iskeletler eşliğinde muhabbet ettik. Üç günden arda kalan, renkler üzerine yazdığı kitaptan daha renkli anlar... Üzerimizde savaş uçakları uçarken konuşmaya çalışıyoruz. Mick, “bunlar bizim için, işte devletin gücü!” diyor...

 

Güce aç insanlar

Devlet fetişizminde, liderlerin eski putlar arkasına saklanıp ilahlaşmasından bahsediyorsunuz. Bugün Putin ve Erdoğan gibi liderleri nasıl okuyorsunuz?

Güce aç insanlar, daha fazla güç arzuladıkça çaresizliğe kapılan insanlardır. Elias Canetti’nin Kalabalıklar ve Güç diye bir kitabı vardır. Ona göre, sadece güce sahip oldukça daha fazla güç istemezsiniz; aynı zamanda öldürdükçe daha da fazla öldürmeniz icap eder. Tüyler ürperticidir. II. Dünya Savaşından hemen sonra yazılmıştır. Durdurulamaz bir çarka binmek gibidir. Cesetlere ihtiyaç duymak: Canetti’nin bahsettiği bu. Paranoyak lider kime güveneceğini bilmez ve daha fazla insan hapse tıkılır. Bu kulağa tanıdık geliyor.

Erdoğan insanları ortadan kaldırıyor mu? Mesela korktuğu için en yakın çevresindekileri uzaklaştırdı mı?

Victor Serge’in “Yoldaş Tulayev Vakası” romanında, soğuk bir Moskova gecesi silah patlar. Pat diye bir adam yere yığılır. Kabinedeki bir bakandır. Rejimdekiler ve Stalin-vari liderleri, Troçkistlerin ya da diğer “ötekilerin” sorumlu olduğuna inanır. Romanın devamında dört mahpusun hayat hikayesini dinleriz... Bu konu bana romanı hatırlattı. Devlet Büyüsü adlı kitabımda “absürt dilsizin dehşeti” adlı bir kavram ortaya koydum. Ortada terör var, dilsiz var, ve absürtlük var.

 

Kabine mantığı

Gezi sırasında buradaydınız ve bununla ilgili bir makale yayımladınız. O günlerde güdülmeye başlanan Machiavellist “böl ve yönet” ya da, “benim yüzde 50” yöntemine ne diyorsunuz?

Bana göre Machiavelli kabile mantığını dillendiriyor. Ama buna sınıfsal bir şekilde bakalım. Sizin burada okumuş bir orta sınıf var. Bir de dini-bütün köylü bir çoğunluk. Bu sömürülmeyi bekleyen bir ayrım. Böl ve yönet taktiğiyle bağlantılı olan “içimizdeki hain,” içeride ve dışarıdaki hain meselesi ilginçtir. Bütün suçları üstüne yıkacak bir düşman yaratırsınız, ya içeride ya da dışarıda. Bu bir gün Ermeni olur, bir gün Kürt. Ama Kürtler o kadar kolay lokma olamaz, bir kere çok nüfuslular, toplumun yüzde yirmisi gibi bir şey, öyle değil mi?

Gelelim ezilenin intikamı meselesine. Mesela Nazilerin Yahudilere yaptığı korkunç şeylerden sonra İsrail hükümetinin Filistinlilere tutumu. Ya da ülkemizdeki siyasilerin intikam alırcasına politika yapması?

İsrail’le ilgili olan çılgın olan şey intikamlarını Nazilerden çıkarmıyorlar. İntikam, zayıf olanlardan alınıyor. İntikam topraklarının üstlerine kondukları insanlardan alınıyor. Bana göre Yahudilerin Filistin’e gitmiş olması büyük bir hataydı. Türkiye’ye gelince... Şöyle bir anekdot anlatayım. Bir yıl önce Kolombiya’da çalıştığım kente gidince, mezarlık duvarlarının üç kat yükseltildiğini gördüm.

 

Şimdi sıra onlarda

Rahip, geceleri insanların mezara girmesini önlemeye çalışıyordu. Çünkü, kurbanların aileleri, kendi aile bireylerinin cesetlerini parçalıyor, yakıyor, ya da delik deşik ediyorlardı. Çünkü, cesetlere bu tür “büyü” yaparlarsa, katillere ulaşacaklarını düşünüyorlar. Bu, soruna cevap değil ama bir örnekleme. Atatürk’ün moderleştirmeye çalıştığı insanların intikamı. Şimdi sıra onlarda. Ve çok kızgınlar. O zaman soru, neden öç almaya bu kadar susar insan? Yani, güce sahip olmaları yetmiyor, bir de intikam peşinde koşuyorlar.

O eski göze göz, dişe diş hukuku mu?

Evet. Bunu Türkiye’de siyaset yoluyla mecliste yapmaya çalışıyorlar.

 

‘Toplumsal sır’

Eserlerinizde 30 yıldır çalıştığınız Kolombiya’daki yolsuzluklara sık sık değiniyorsunuz. Yolsuzlukla ilgili merak ettiğim şey şu: bugün neredeyse legalize olmuş vaziyette. Ülkemizde “çalıyor ama çalışıyor” diyen çok. Bu ahlaki değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Buna ben “toplumsal sır” diyorum. Herkes ne olup bittiğinin farkında ama bilmiyormuş gibi davranıyor. Ama sen diyorsun ki artık rol de yapılmıyor.

Aynen öyle.

Şuna benziyor. George Bush ve Cheney, Irak’ı bombalama sebeplerini var olduğunu söyledikleri kitle imha silahlarına dayandırdılar. Colin Powell gibi en azından onlardan daha çok saygı gören bir adam çıktı, alüminyum borular falan göstererek BM’de kitle imha silahlarına dair tartışılmaz kanıtları olduğunu söyledi. Bir yıl sonra, basın yayın klubünün yemeğinde, çok parlak olmayan Bush ,çoğu başkanın yaptığı gibi espri yapmaya kalkışınca masanın altına girdi ve “kitle imha silahı” aradığını söyledi. Gerçekten inanılır gibi değil. Bir yazar ya da gazeteci, gerçeğin bir değer olduğuna inanmalıdır. Ama bugün müthiş bir ahlaki çöküş var. Yeni siyaset.