İnancın gücü: Göbekli Tepe

UNESCO dünya mirası listesine aday adayı olan Göbekli Tepe bugünlerde yeniden gündemde. Kazı başkanı Schmidt, bu 'bilinen en eski tapınak' için "Daha önceki dönemlerde insanlar dini ritüeller için mağara gibi doğal ortamları kullanıyorlardı. Göbekli Tepe, ise insan eliyle inşa edilmiş en eski ritüel alanı. İnancın gücüyle bu tür anıtsal mimari yaratmışlar" diyor.

10 Haziran 2011 Cuma, 10:50
Abone Ol google-news

M.Ö 11 bin yıl öncesine tarihlenen avcı-toplayıcı dönem... İnsanoğlunun henüz kendi besinini üretmeyi, yani tarımı keşfetmediği zamanlar... Henüz ne tekerlek ne de binek-yük hayvanı (evcilleştirme) var. Doğal olarak bu gezgin-göçebe insanların bir “uygarlık” yaratmış olması beklenmiyor. Ta ki bugüne kadar, yani Göbekli Tepe keşfedilene dek!

Kazı çalışmaları 2006 yılında başlayan Göbekli Tepe’nin önemi bugünlerde yeniden gündemde. UNESCO dünya mirası listesine aday adayı olan Göbekli Tepe’de bu yaz kazı yapılamıyor. Sebebi ise  Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Hattuşaş Sfenksi’nin geri verilene kadar Alman kazılarına izin vermemesi. Ama sfenksin geri verileceği yönünde anlaşma yapılması üzerine kazıya eylül ayında yeniden başlanması bekleniyor.

“Tarım, ‘uygarlığın’ başlangıcı sanılıyordu. Tarımın keşfi, iki milyon yıldır avcı-toplayıcı, göçebe yaşayan insanoğlunun bir kırılma, devrim noktasıydı. Tarım keşfedilince önce köyler kuruldu, köylerden kent sistemlerine, merkezi otoriteye, devlet, hiyerarşi, sınıflara uzanan  bir evrim oldu. Oysa Göbekli Tepe’deki uygarlık, bu bilinen uygarlık gelişim teorisini yıktı. Çünkü Göbekli Tepe’de tarımdan önce ‘uygarlığın’ adımları atılmıştı. Yani uygarlığın temeli tarım değil, inançtı!..”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe Kazı Başkanı Klaus Schmidt böyle duyurmuştu Göbekli Tepe’yi... Geçen aylarda Geo’nun Almanya baskısı Göbekli Tepe için  “Yeni Stonehenge Bulundu” başlığını attı. Son olarak da National Geographic, Göbekli Tepe’ye Amerika baskısının Haziran sayısında “Dinin Doğuşu” başlığıyla yer ayırdı.

Schmidt, bu tanım yerine “İnancın Gücü: Göbekli Tepe”yi tercih ediyor: “Daha önceki dönemlerde insanlar dini ritüeller için mağara gibi doğal ortamları kullanıyorlardı. Göbekli Tepe, ‘bilinen en eski tapınak’ dediğimizde insan eliyle inşa edilmiş en eski ritüel alanından bahsediyoruz. İnancın gücüyle bu tür anıtsal mimari yaratmışlar.”

Schmidt, önümüzdeki yıllarda ziyaretçi dalgası gelmeden önce önlem alınması gerektiğini söyleyerek Göbekli Tepe’nin bir açık hava müzesine dönüştürülmesini öneriyor.

 

-Göbekli Tepe’de ortaya çıkanlar birçok teoriyi çürüttü: geçici ilkel barınaklarda yaşadığı sanılan insanların, muhteşem beceri ve birikimlere sahip oldukları ortaya çıktı... Öyleyse o Taş Devri çizgi filmini unutmamız gerekiyor...

Taş Devri denildiğinde çok ilkel yaşayan, saçı başı dağınık insanlar gözümüzün önüne geliyor. Oysa dönemin insanları çok gelişkin bir sosyal sistemde yaşıyorlardı. Dünya tarihini 10 ciltlik bir ansiklopedi olarak düşünürsek; Göbekli Tepe, Eski Taş Çağı’yla Yeni Taş Çağı arasına yeni bir cilt katmış oldu. Bütün bir tarihi değiştirmedi belki, ama yeni bir bilgi sundu. Şimdi Eski Taş Çağı ile Yeni Taş Çağı arasını yeni bilgilerle tekrar yazmamız gerekiyor.

 

-Kabartmalar, semboller nasıl bir inanç sistemine gönderme yapıyor?

Gelişkin sosyal gruplarla karşı karşıyayız. Rahipler sistemi gibi bir şey düşünebiliriz.

 

-Dünyanın bilinen en eski tapınağında nasıl ritüeller yapılıyordu?

Büyük olasılıkla dönem insanları kendilerini boyuyor, vücut süslemeleri yapıyorlardı. Bir karşılaştırma yaparsak Yeni Zelanda’daki Moalar gibi düşünebiliriz. Yani bakımlı, renkli ritüleleri olan bir toplum. Yapıların içersindeki resim dünyasına ve buluntulara baktığımızda da bir ölü gömme kültüründen bahsedebiliriz. Mezarları bulursak bunu kanıtlamış olacağız. 

 

-Sonuçta, Göbekli Tepe, bir yapay tepe: bu dikilitaşları daha sonra gömmüşler. Bir ritüel...
Göbekli Tepe için tapınak kelimesini kullandığımızda Yunan tapınakları gibi değil, daha çok tümülüs gibi düşünmeliyiz. Gömme, yapım sürecine ait bir evre, yani gömülmesi baştan planlanmış. Kutsal mekanı korumak için kapama ritüeli olarak düşünülebilir.