‘İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları’

Geçtiğimiz yıllarda yayımlanan İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları adlı kitabında İstanbul’un yitip giden ahşap konut dokusunun hüznünü ortaya koyan mimar, fotoğrafçı, akademisyen ve yazar Reha Günay, İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları’nda ise yapılaşmaya, nüfus artışına ve tüm duyarsızlığımıza inat hâlâ coşkuyla yaşamayı sürdüren Adalar’daki yapılardan bir seçki sunuyor.

02 Eylül 2020 Çarşamba, 02:19
Abone Ol google-news

BURGAZADA

İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları’nda; Büyükada, Heybeliada, Burgaz ve Kınalıada’daki sokak dokusunun yanı sıra çok küçük geleneksel konutlardan da Neo-Klasik veya Art-Nouveau görkemli köşklerden de örnekler sunan mimar, fotoğrafçı, akademisyen ve yazar Reha Günay, bu yapıların mimari ve sanatsal özelliklerine ilişkin özgün açıklamalar getiriyor.

Reha Günay, Adalar’da yıllar boyunca çektiği siyah-beyaz fotoğraflar arasından özenle seçerek bir kitap hazırlama gerekçesini şöyle anlatıyor:

“İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları kitabını hazırlarken Ada konutlarını da katmayı düşünüyordum ancak hem çok önemli bir konut grubu olmaları hem de hâlâ yaşamaya devam etmelerinden dolayı onlara yer vermemiştim. Bu kitapla kaybolan konutların hüznü yerine yaşamakta olan konutların coşkusunu yaşıyoruz.

Gerçekten İstanbul’un hemen dibinde duran bu yapılar sahiplerinin kim bilir ne kadar sıkıntı ve gayretiyle yaşamaya devam ediyor. Bu sayede biz, anakarada kaybettiğimiz kültür değerlerini topluca bu doğa harikası coğrafyada hazır buluyor ve doya doya seyrediyoruz.

Kültür mirası bize zamanın bir geçişi olarak tarihi öğretiyor. Yalnız olayları değil, insanı, ekonomiyi, teknolojiyi, sanatı ve kültürü de...

Bu yapıları korumak için hiçbir çaba sarf etmeden sadece bir vapura binerek görmek ne kadar kolaycı bir tutum değil mi? O yüzden Adalılara bir teşekkür borcumuz olmalı.

BÜYÜKADA

Adalar'da dolaşan yabancı turistlere bakarsak galiba Adalar mimarlığının değerini onlar bizden daha iyi anlamış durumda. Adaya gitmek sadece yemek, içmek, faytona binmek, denize girmek, bir ağaç altında yatmak veya bir kahvede oturmak olmamalıdır.

Adayı yaya olarak dolaşmak, en basit evinden en görkemli köşklere kadar yapılarını görmek, anlamak, hikâyelerini öğrenmek ve hattâ onlardan zevk alma zorunluluğunu hissetmek gerekir.

Kitapta verilen fotoğraflar daha çok yakın zamanda çekilenlerdir. Bütün önemli yapıları toplamak gibi bir çabamız olmadı. Daha çok, çeşitli kesimlerin konutlarından seçmeler yaptık.

Çok küçük veya geleneksel konutlardan da Neo-Klasik, Art-Nouveau görkemli köşklerden de örnekler aldık. Adalar'da restorasyonun gadrine uğramış bazı yapılar varsa da çoğu yakın tarihte derlenip toparlandılar, boyandılar, süslendiler. Bu yapıları yaşayan haliyle görmek doğrusu insanın gönlünü ferahlatıyor…

HEYBELİADA

Adalar bugün 19. yüzyıl Avrupa mimarlığının çeşitli üsluplarını yansıtan bir açıkhava müzesi gibidir. Hemen yakınındaki binlerce yıllık İstanbul ise artık geleneksel ahşap konut dokusunu tümüyle kaybetmiş; eski kâgir toplum yapılarını zar zor korurken tarihsel çevresini ise yitirmiştir.

Buna karşılık Adalar’ın şimdiki zamanda oldukça korunmuş bir şekilde karşımızda durması sanki bir mucizedir. Bu mucizeyi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak, kültürümüze gelecekte olağanüstü katkılar sağlayacaktır...”

İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları / Reha Günay / YEM Yayın / 200 s.