İYİ Partili Ağıralioğlu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin karnesi fecaattir

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, yarın Ayasofya’da kılınacak Cuma namazına Meral Akşener’i temsilen katılacaklarını belirterek, “Bizi kurtaranlara şükran duymak lazım. Şayet Kurtuluş Savaşı verilememiş olsaydı bugün sadece Ayasofya’ya biletle girmekten değil İstanbul’a biletle girmekten muzdarip olacaktık” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ilişkin ise Ağıralioğlu, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ekonomik karnesi tam anlamıyla fecaattir. Çare, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdir” diye konuştu.

23 Temmuz 2020 Perşembe, 16:37
İYİ Partili Ağıralioğlu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin karnesi fecaattir
Abone Ol google-news

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağıralioğlu’nun gündeminde Ayasofya, iki yılını dolduran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kadın cinayetleri gibi konular yer aldı. 

Ayasofya’nın ibadete açılmasının ardından kılınacak ilk Cuma namazına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katılamayacağını söyleyen Ağıralioğlu, “Ayasofya’yı cami diye kayıtlamış iradenin temsilcisi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kendi milletimize karşı sorumluklarımız vardır bizim. Bu sorumluluklarla ilgili mahcubiyet duymamız gereken işlerin en büyüğünden bizi kurtaranlara şükran duymak lazım. Bugün Ayasofya bizim tarihe karşı sorumluluğumuzun üçüncü merhalesiydi. Bizi Kurtuluş Savaşı’ndan kurtaran kurmay kadrosuna, başta Mustafa Kemal Atatürk’e şükran hislerini ifade ederek bunları yapmak zorundayız. Şayet Kurtuluş Savaşı verilememiş olsaydı bugün sadece Ayasofya’ya biletle girmekten değil İstanbul’a biletle girmekten mustarip olacaktık. Tarihi, tarihi şahsiyetler üzerinden milletinize kavga ettireceğiniz bir alanlar değildir. Tarihi şahsiyetler üzerinden milletinize kuvvet devşireceğiniz alanlardır. Biz Ayasofya meselesi çözülürken bu iradeyi gösterenlere teşekkürlerimizi borç biliyoruz. Yarın Ayasofya Camii’ndeki Cuma namazına, partimizi ve koronavirüs testi sebebiyle tedbiren katılamayan Genel Başkanımız Meral Akşener'i temsilen TBMM Grup Başkanımız Orhan Çakırlar ve Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ile birlikte katılacağız” dedi. 

“HER ADIMIN DESTEKÇİSİ OLACAĞIZ”

Kadın cinayetlerini önlemek için atılacak adımlarda siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının yanında olacaklarını aktaran Ağıralioğlu, “Memleketimizde son zamanlarda artan kadın cinayetlerinin milletimizin her ferdini derinden sarsacak derecede artmış olması, yöneticilerimizin rutin taziye cümleleriyle geçiştirilemeyecek hadde ulaşmıştır. Oluşan şiddet eğilimlerinin bütün enstrümanları ile bir eğitim meselesi olduğunu kabul etmek, meselelerini kavga etmeden çözmeyi bu millete öğretmesi gerekmektedir. Bu hususta, aileyi, toplumu, eğitimi, mahalleyi, dizi ve filmleri, sosyal medyayı da kapsayan çok yönlü bir sorumluluk ve çalışma alanı elzemdir. Bu hayati ve acil gündeme ilişkin siyaset mekanizmasının ve sivil toplumun atacağı her müspet adımın destekçisi olacağımızı beyan ve taahhüt ediyoruz” diye konuştu. 

“İŞSİZ SAYISI 2,5 MİLYON ARTTI”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en ağır sonuçlarının ekonomi alanında olduğunu kaydeden Yavuz Ağıralioğlu, şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanının iki gün önce, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 2 yıllık karnesini değerlendirdiği toplantının, en zayıf alanı ekonomi kısmı oluşturmuştur. İkinci Dünya savaşı yılları hariç, Türkiye’nin ekonomik büyüme ortalaması yüzde 5,5 iken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte büyüme ortalaması yüzde 1,7’ye gerilemiştir. Toplam milli gelir sıralamasında dünyada 19. sıraya gerileyerek, 2002 yılındaki dünya sıralamasına tekrar geri dönmüş olduk. Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı pay, yüzde 0,86 ile 1980 yılındaki aynı seviyeye gerilemiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde yeni istihdam alanları oluşturulamadığı için işsiz sayısı 2,5 milyon artarak 8 milyon 358 bin kişiye, gerçek işsizlik oranı yüzde 23,1’e, genç işsizlik oranı da yüzde 25’e yükselmiştir.” 

“TL’YE GÜVEN AZALDI”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye’de enflasyonun yükseldiğini anlatan Ağıralioğlu, “Türkiye’de tekrar çift haneli enflasyon dönemi maalesef tekrar başlamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 87 değer kaybetmiştir. Dolar kuru, 3,65 seviyesinden 6,86 seviyesine yükselmiştir. TL’ye olan güven azaldı. 2018 yılından bu yana yurt içinde yerleşiklerin yabancı para mevduatı 50 milyar dolar artarak 201 milyar dolara yükseldi. Yurt içindeki yerleşikler, mevduatının yarısını yabancı para cinsinde tutmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde Merkez Bankası’nın rezervleri eritilerek, swap hariç net rezerv eksiye düşmüştür. 2020 Mayıs ayı itibariyle merkezi yönetim iç borç stoku 1 Trilyon 110 milyar TL’ye yükseldi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği tarihten itibaren Kamu Borç Stoku ikiye katlandı. Her 18 yaşından büyük iki kişiden birinin bireysel kredi borcu mevcuttur. 2020 Nisan ayında 920 bin kişi ilk defa ihtiyaç kredisi kullanırken toplam bireysel kredi kullanan kişi sayısı 32.4 milyon kişiye yükseldi. 32.4 milyon yurttaşın bireysel kredi borcu toplamı 663 milyar TL’ye ulaşmıştır” dedi. 

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK FAİZ ÖDEMESİ”

Koronavirüs salgını döneminde, sosyal koruma kalkanı kapsamında ihtiyaç sahiplerine 20,4 milyar TL ödeme yapılırken, aynı dönemde bütçeden ‘Faiz Lobisine’ 65 milyar TL ödeme yapıldığını belirten Ağıralioğlu, “2020 yılı bütçesinde sosyal yardımlara 69,5 milyar TL kaynak ayrılırken faiz ödemesi için 138 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Bu tutar Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz ödemesidir. 2020 yılı bütçesi bir faiz bütçesi hâline gelmiştir. Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin ekonomik karnesi tam anlamıyla fecaattir. Çare, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdir” diye konuştu. 

“TÜVTÜRK ASTRONOMİK RAKAMLAR ALIYOR”

Araç muayenesi, yola elverişlilik muayenesi, tadilat sonrası muayene, zorunlu muayene, egzoz gazı emisyon ölçümü ve tespiti gibi aslında can ve mal güvenliğimiz için önemli bir hususta sorumlu olan Tüvtürk, tüm bu işlemleri 10 dakika gibi sembolik sürelerde yaparken buna mukabil sembolik ücretler değil de 400 TL, 500 TL lira gibi astronomik ücretler almaktadır. Onarım ve tamirat yapmadan bu derece bir yüksek fiyat dayatılması ise haksız ve mesnetsiz bir kazançtır. Milletimiz darboğazdadır. Yazıktır. Yıllık enflasyonun yüzde 12 olarak açıklandığı ülkemizde, araç muayene ücretlerine yüzde 22,5 ücret artışı yapmanın hukuki ve ahlâki gerekçeleri nelerdir? Tüvtürk’te yaşanan yüksek ücret krizi ve bu Deli Dumrul anlayışı, yetkililerce acilen çözüme kavuşturulmalıdır.