"Kadınlar gününün simgesi mimoza"

''Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün simgesi mimozadır. Çünkü mimozanın uçucu çiçekleri, kırılması zor dalları aslında bir kadını anlatır. Yani üflediğinizde çiçeklerin yaprağının nasıl uçtuğunu anlamayacağınız kadar kırılgan da olabilir ama onu dalından koparmaya çalıştığınızda öyle bir direnir ki söküp alamazsınız...''

07 Mart 2011 Pazartesi, 09:10
Abone Ol google-news

Sanatçılar, ''8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü''nün kendileri için taşıdığı anlamı, ilginç açıklamalarla ifade ettiler.

İclal Aydın (Yazar - Oyuncu): Türkiye'nin yeni dünyaya, kapitalizme kayışı biraz daha hızlı ya dolayısıyla dünya kadınlar gününde kadınlara hediye alınması fikri bana çok uzak, çok acıklı ve çok ayıp geliyor. Çünkü Batum'da bir dünya kadınlar günü meselesine denk geldim ki ilk defa aslında orada idrak ettim. Batum'da çok önemli bir şey kadınlar günü. Kadınlar çiçeklere boğuluyor. Çok önemli konuşmalar yapılıyor. Eşleri o gün kadınlar için bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Kadınları mutlu etme gayreti var. Yani, 'en azından bugün dinlendirelim' diyorlar. Fikri anlamda çok güzel etkinliklerin olduğu, tartışmaların yapıldığı bir ortam. Onun için dünya kadınlar gününde şimdi böyle reklamlar var ya, 'kadınlar gününde karınızı mutlu edin, ona bir tane ütü alın' falan, mesele buysa çok acıklı. Çok kısa bir süre önce Barselona'daydım. Hava çok güzeldi ve Barselona sokaklarındaki sokak çiçekçileri mimozalar satıyorlardı. Ben arkadaşıma dedim ki 'bu mimozaların ne olduğunu biliyor musun?'. 'Hayır' dedi. 'Dünya emekçi kadınlar günü simgesi mimozaymış. Çünkü mimozanın uçucu çiçekleri, kırılması zor dalları aslında bir kadını anlatır. Yani üflediğinizde çiçeklerin yaprağının nasıl uçtuğunu anlamayacağınız kadar kırılgan da olabilir ama onu dalından koparmaya çalıştığınızda öyle bir direnir ki söküp alamazsınız.' Onun için bu çok önemli. 'Bu 8 Mart'ta ne olmalı?' diye sorarsak, her anne kendi çocuğunu yetiştiriyor. Dünya kadınlardan soruluyor. Yani, 8 Mart'ta her kadın kendine 'ben bugün bir kadın için ne yaptım?' diye sormalı.

Zerrin Özer (Şarkıcı): Her şeyden önce insanın her şeye olumlu bakması gerekiyor. Eğer olumsuz bakarsak dibi boylarız. O yüzden yaşadığımız her olumsuzluğun içinden muhakkak bir parça çıkaracak ve kendinizi inandıracaksınız buna. İnsanoğlu istiyorsa her şeyi yapar ve başarır. Sadece ölüme çare yok. Onun haricinde her şeye çare var. Bir de üstelik kadınsanız ve de hakikaten de yaptığınız iş her neyse ona çok inanıyorsanız ve çok seviyorsanız sevgi zaten emektir ve karşıdaki insan da bunu algılayacaktır. Dolayısıyla size zaten başarıyı getirecektir peşinde.

Bülent Seyran (Fatmagül'ün Suçu Ne Dizisi oyuncusu): Herkes ''8 Mart Dünya Kadınlar Günü'' olarak biliyor ama hayır, o ''8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü''dür. Bir süre önce gene aynı şekilde 14 Şubat Sevgililer günü ve onlara benzer bazı günler var böyle, onların etkisine kapılıp gidiyor. Aslında çok da yanlış bulmuyorum. Bütün kadınlar benim gözümde emekçidir. Ben emekçi bir kadının çocuğuyum. Bana o kadar emek verdi ki ben onu 'sen emekçi değilsin' diye ayıramam. Kadın deyince aklıma ilk gelen şey annem. Amacım babayı aşağılamak değil ama ev hanımı denilen tabirin rezalet bir tabir olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Nurdan Beşergil (Yazar): Kadınla erkeğin eşit olması umut edilebilir, ama birbirlerinden farklı oldukları kesindir. Hayat kadınlara farklı ve fazla sorumluluklar yükler; antik çağlarda da, modern zamanlarda da bu böyle olmuştur. Burada, tasarımdan kaynaklanan bir mecburiyet olduğu söylenebilir. Kadının tasarımı, yani yetenekleri, sınırları ve bakış açısı, hayatın kadına yüklediği sorumlulukların altından kalkabilecek, hayatın kadından beklentilerini karşılayabilecek ve bu sorumluluk ve beklentiyi kendi parçası gibi benimsemesini sağlayacak yönde gelişmiştir. Kadının hayatta varoluş şeklinde bir maharet vardır ve bu mahirliği senede bir gün hatırlamak, her şeyin ötesinde, ilham vericidir.

Oya Baydar (Yazar): Emekçi kadınların hakları için mücadele günüydü, dünya kadınlarının eşitlik ve hak taleplerini haykırdıkları gündü bir zamanlar. Ama artık içi boşaltıldı, sıradanlaştı, 23 Nisan çocuk bayramına benzedi. İşverenlerin, kadın işçilerine çiçek dağıttığı; kadın düşmanı yazarların, dayakçı erkeklerin, 'kadınlar eşit değildir' diyen siyasilerin kadınları kutladığı; kadın cinayetleri karşısında susanların 8 Mart nutuklarında kadınlara selam gönderdiği bir riyakârlık gününe dönüştü.

Faruk Duman (Yazar): Mücadele. Daha güzel, daha yaşanası bir dünya için kadın-erkek hep birlikte mücadele.

Yekta Kopan (Yazar): Öncelikle şunu sormak gerekiyor: Neden böyle bir gün tanımlanmış, ne amaçla başlatılmış? 1857'de ABD'de, konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grevi, grev kırıcı polisin kanlı saldırısını ve o saldırıda ölen, çoğu kadın 129 işçiyi unutmamak gerekiyor. Zaten 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü de, bu işçilerin anısına, 1910 yılında 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında gündeme gelmiş. Sonunda 1977 yılında Birleşmiş Milletler, 8 Mart'ın ''Dünya Kadınlar Günü'' olarak kutlanmasına karar vermiş. Emekçi bir isyan ve hak arama isteği, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline gelmiş. Geçen yıllarda ''Dünya Kadınlar Günü'nde eşinize, annenize, sevgilinize bir çiçek alın ve kadınlarımızı mutlu etmeyi unutmayın'' zihniyetine bile tanık olduk. Bir özgürleşme mücadelesinin bu noktaya getirilmesi kapitalist çarkın, her dönüşünde üstümüze sıçrattığı çamurları bir kere daha neden olmalı. Kadınlarla ilgili istatistiki verilere baktığımızda, o çamura boğazımıza kadar gömüldüğümüzü görüyoruz zaten. Üstelik sistemin ehlileştirme çabasına kimi zaman çanak kimi zaman alkış tutarak. Böyle bir tabloda, kadın ya da erkek, bir bütün insanlığın kendini sorgulaması gereken bir gün olarak görürüm ''Dünya Kadınlar Günü''nü. Unutmayalım; o gün ölen 129 kişi ve sonrasında bu uğurda hayatlarını kaybedenler, sadece birer istatistiki bilgi değiller; her birinin bir adı vardı. İnanıyorum ki, bir gün değişecekse bu gittikçe dibe batan dünya, bir gün gerçek anlamda değişecekse erkek egemen dilin yıkıcılığı, bir gün sarsılacaksa erkek iktidarı, bu gerçekten kadınların diliyle-zihniyle olacak.

Melek Ulagay (Yazar): 8 Mart benim için sokakların kadınlarla dolu olmasıdır.
Begüm Şen (Çocuklar Duymasın dizisi oyuncusu): Tüm kadınların kadınlar gününü kutluyorum. İnşallah hiç ezilmeden ayaklarının üzerinde duran Türk gençleri, Türk kadınları yetişir. Her kadının içinde mutlaka bir yara vardır. Çünkü Türk erkekleri biraz öyle yetiştirilmiştir maalesef ama onlar da değişiyorlar.

Hayal Kahraman Özalp (Çocuklar Duymasın dizisi oyuncusu): Erkekleri bizler yetiştiriyoruz. Eşlerimizden ne istiyorsak, erkek çocuklarımıza onlara öğretip, ileride kız çocuklarımız, erkek çocuklarımız hepsi bir arada mutlu olabilsin. Ayrım olmasın. Erkek ve kadın eşittir.