Kadınlarla kelebekler

“Burgonya Dükü”, Cat’s Eye imzalı müzikleriyle dikkati çeken, şimdiden kült film olmaya aday, sıra dışı bir yapım.

08 Mayıs 2015 Cuma, 09:49
Abone Ol google-news

Bugün gösterime giren “The Duke of Burgondy-Burgonya Dükü”, festivalden piyasaya düşen filmlerin şimdilik sonuncusu. Eleştirmenlerce beğenilen ilk 2 filmini, “Katalin Varga”yla (2009) “Berberian Ses Stüdyosu”nu (2012) ne yazık ki göremediğim, İngiliz sinemasının yeni ‘l’enfant terrible’i sayılan, genç yönetmen Peter Strickland’ın yazıp yönettiği üçüncü filmi “Burgonya Dükü”, bütün oyuncularının kadınlara özgü hassasiyet ve fanteziler sergileyen dişi karakterler olduğu, lezbiyen bir ilişkiyi anlatan, kendine özgü bir atmosfere sahip, Cat’s Eye imzalı müzikleriyle de dikkati çeken, şimdiden kült film olmaya aday, sıra dışı bir yapım.

 

Erotizmle korku...

Tensel haz arayışları ekseninde, zamandan kopuk, erkeksiz, bağımsız ve tuhaf bir evren kurmanın üstesinden gelen yönetmen Strickland, 1970’lerdeki İtalyan sinemasındaki cinsel istismar filmlerinden beslenerek ve türün erotizmle korku öğelerini kaynaştıran, porno bezirgânı İspanyol yönetmeni Jesus Franco’nun “Les Possedees du Diable-Lorna the Exorcist”inden yola çıkıp, mazoşizmle karışık beylik erotizm klişelerini kullanarak anlatıyor 2 kadının, efendi-köle ilişkisi bağlamında gelişen beraberliğini.

 

İhtiraslı aşk hikâyesi

Taşrada, yeşillikler içindeki eski bir malikânenin varlıklı sahibi olan, kelebek uzmanı, kolleksiyoncu, ayrıca seslerini kaydettiği, çekirge, danaburnu, vb. gibi börtü böcek meraklısı, daktilo başında bir de kitap yazmaya soyunmuş, geçkin taze, zorba patron Cynthia’yla (Sidse Babett Knudsen) yerleri silmekten, iç çamaşır yıkamaya, bot cilalamaktan ayak masajına kadar her emrini yerine getiren, mazoşist hizmetkârı (hanımını anahtar deliğinden de dikizleyen) Evelyn’in (Chiara D‘Anna) ezen-ezilen, buyuranbuyrulan ilişkisi, Evelyn’in sürekli cezalandırılmasıyla orgazma ulaşıldığı, giderek tekdüzeleşen bir ritüele dönüşüyor, tek bir eril öznenin yer almadığı filmde.

Baskın karakter gibi görünen ama giderek yumuşayan Cynthia’yla, nerdeysa daha ez beni diyen Evelyn’in, ister istemez Marquis de Sade hazretlerini akla getiren, farklı bir ihtiraslı aşk hikâyesi de denebilecek ilişkisinde, cinsel özgürleşme arayışı kadar, özveri ve güvensizlik de, biat etme ve uzlaşma da var.

Pek aşırı uçlara yönelmeksizin, uysal bir çizgide seyrederek biteviye tekrarlanan o elde yıkanan don sahneleriyle kimi fetişist çekimlerin peşpeşe dizildiği filmde, amatör entomolog Cyhthia’yla onun buyruklarına hiç karşı koymayan Evelyn arasındaki güç dengeleri habire değişiyor ve iktidar çekişmesinde birbirlerinin yerini alan bu 2 kadının, arzuyu sürdürme oyunlarının değişik aşamalarını izliyoruz.

Bunuel ustanın filmlerine hayran yönetmen Strickland’ın farklı bir estetik çabasının ürünü olan, üst üste bindirilmiş görüntülerin, çeşitli bulanık planların hızlı bir montajla birbirlerine eklemlenmesine dayanan, bol referanslı ve rüyamsı anlatımıyla cinsel istismar sinemasına yeni bir bakış atan, modern bir fabl gibi tasarlayıp kurduğu, sadece kadınlarla kelebeklerden oluşan, tuhaf ve oyunbaz bir yapıda gelişen “Burgonya Dükü”, başından sonuna dek gotik bir dekadans duygusunu seyircisine geçirmeyi başararak görülmeyi hak eden, ilginç bir ‘Mayınlı Bölge’ filmi sonuçta.