Kanada’nın Kültürel Soykırımı: Gerçek sayıyı bilmek imkansız (2)

Yerli okullarında en çok ölümün 1870-1920 arası yaşandığı söyleniyor. Okulun, rahiplerden hamile kalan genç kız öğrencilerinin doğurduğu bebekler de öldürülmüş. Kaçıp kaybolan ya da okul dışında öldüğü düşünülenlerin dışında tüm ölen çocukları okulun yanı başına ya da zeminine gömdüler sonra. Neden okul yakınlarına gömdüler diye araştırdılar, ortaya çıkan neden şu: Okul bütçesinden tasarruf etmek için.

25 Temmuz 2021 Pazar, 04:00
Kanada’nın Kültürel Soykırımı: Gerçek sayıyı bilmek imkansız (2)
Abone Ol google-news

Yerli nüfusu asimileye yönelik politikaların aslında bir imha politikası olduğu bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Ortaya çıkan isimsiz yerli çocuk mezarları bunun en somut kanıtı durumunda. Kanada, İngiltere’nin de yaptığına benzer asimile/imha politikasını yerlilere yönelik açtığı okullarla sürdürdü.

Kanada Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu bu okullarda 3 bin 200’den fazla çocuğun öldüğünü belirleyebildi. Sıhhi olmayan binalarda, yetersiz beslendikleri ortaya çıktı çocukların. Bazıları kazalarda, çıkan yangınlarda, kimileri de intihar ederek öldü. Bazıları kaçarken kayboldu. 

En ilkelinden bile olsa tıbbi bakımın yokluğu yüzünden çok sayıda öğrenci tüberkülozdan yaşamını yitirdi. James Gladstone 1887-1971 yılları arasında yaşamış bir yerliydi. Kanada Senatosu’nda yer alan ilk yerli politikacıdır. Anılarında, ayağına batan bir çivi yüzünden, tıbbi bakım da almadığı için komaya giren Joe adlı yerli arkadaşının başında ölene kadar, iki gün boyunca kaldığını yazar. “Dinlediği tek kişi bendim” der anılarında. Yangın dedik madem sadece ikisini anımsatalım; 1927'de Saskatchewan'daki Beauval Yerli Yatılı Okulu’nda çıkan bir yangında 19 öğrenci can verdi. Bu olaydan üç yıl sonra da Manitoba'daki Cross Lake Yerli Yatılı Okulu'nda çıkan yangında da 12 öğrenci öldü.

En acısı, içinde bulundukları dehşetten kaçmaya çalışırken nehirde boğulan ya da donan çocukların varlığı. Onları bulmak için kılını bile kıpırdatmamış yetkililer. 1937 yılbaşında, yaşları 7 ile 9 arasında değişen dört yerli erkek çocuğu, bulundukları Fraser Gölü Yerli Yatılı Okulu’ndan, yerlilere ayrılmış Naldeh rezervasyonunda (beyazlardan uzak tutulmuş halde) yaşayan ailelerini görmek için kaçtılar. Okul yetkilileri 24 saat boyunca onları bulmak için hiçbir girişimde bulunmadı. Evlerine çok az yakın bir mesafede donmuş halde bulundu yavrular. 

Komisyon’un ortaya çıkardığı bir alçaklık daha var. Okulun, rahiplerden hamile kalan genç kız öğrencilerinin doğurduğu bebekler de öldürülmüş. Kaçıp kaybolan ya da okul dışında öldüğü düşünülenlerin dışında tüm ölen çocukları okulun yanı başına ya da zeminine gömdüler sonra. Neden okul yakınlarına gömdüler diye araştırdılar, ortaya çıkan neden şu: Okul bütçesinden tasarruf etmek için.

Öldür ya da ölümüne yol aç, göm. Dolayısıyla kayıtların düzenli tutulması da gerekmez. Ama çocukların ölümlerinin değilse de orada olduklarının kanıtı sayılacak kayıtlar var hala. Gerçi onlarda da, o dönemin bir özelliği olarak isim, cinsiyet ya da ölüm nedenleri yazmaz ama kilise kurumları bu kayıtları bile vermiyor. O nedenle okullarda ölen çocukların toplam/gerçek sayısını bilmek olanaksız. 

EN ÇOK ÖLÜM YAŞANAN YILLAR

Yerli okullarında en çok ölümün 1870-1920 arası yaşandığı söyleniyor. Qu’Appelle Yerli Yatılı Okulu’nda 1884’de öğrencilerin yüzde 40’ından fazlasının öldüğü belirlendi. Aynı yıl Güney Alberta'daki Sacred Heart Yerli Yatılı Okulu’nda da ölüm oranının 20 öğrencide 1 olduğu ortaya çıktı. 

O dönemde de bu okullarda neler olup bittiği yetkililerce biliniyordu. Chemainus bölgesindeki 1889’da açılan Kuper Adası Yerli Yatılı Okulu’nda, açılmasını takip eden yakın yıllarda öğrenci nüfusunun yaklaşık üçte biri öldü. Okula gelen müfettişlerden biri, 1922’de, bağlı olduğu makama yolladığı raporda “Yerliler bu kadar çok ölüm nedeniyle okulu boykot eğilimi taşıyor” diye yazdığına göre, herkesin haberi vardı. 

İyi niyetli insanların, sosyalist kurumların ısrarı sonucu daha dün sayılacak kadar yakın bir zamana dek bu okullara sahip olan Kanada hükümeti özür diledi ama bu okulların asıl yöneticisi olan Katolik kurumların merkezi Vatikan’dan bir özür gelmedi henüz. Gelmesi de beklenmiyor. çünkü adı çocuk tacizine karışmış yüzlerce üyesi için de özür dilememişti. Vatikan’ın böyle bir alışkanlığı yok.

2008’de dönemin Başbakanı Stephen Harper bu okulların varlığı için resmen özür diledi. Bu okullarda okuyup da sonradan kurtulanlar hükümete dava da açtı. Başbakan Justin Trudeau 2015 yılında iktidara gelince yerli halkla uzlaşmayı gündemine aldı. Kayıp mezarların bulunması amacıyla yürütülen çalışmalarda kullanılması amacıyla acilen 22 milyon dolar ayıracağını da duyurdu. Ama hepsi bu. Süreç hala yavaş işliyor. 

ŞİMDİ DURUM NE PEKİ?

Okullarda Kanada’nın yerli topluluklara neler yaptığını bilmiyor yeni nesil. Onlara geçmişi tertemiz bir Kanada anlatılıyor, bazı bölgelerin okulları hariç tabii. Yerlilerin taleplerinden biri de okullarda kendilerine yapılanların ders olarak öğretilmesi. Bu konuda uzun zaman dile getirilen bir talep bu ancak atılmış bir adım yok.

Medeniyetlerini bu tür vahşilikler üzerine kurdu batı toplumları. Bu kan emicilik, bu vahşet emperyalizm ile “strateji” haline geldi, batılı toplumların emekçilerinden, halklarından bağımsız olarak elbette.  

Kanada yerlilerinin basit ama çok temel bir isteği var. O da Kanada yasalarının Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hak Bildirgesi ile uyumlu hale getirilmesi. Neden bunu istiyorlar? Bu korkunç “kültürel soykırımın” bu kadar uzun sürmesine yol açan yasa halen yürürlükte de ondan.