Kanal İstanbul kimler için ne ifade ediyor?

Kanal İstanbul, küresel düzeyde tartışılmaya devam ediyor. Peki, büyük güçler; ABD, Çin ve Rusya, hatta Kuzey Atlantik ittifakı NATO, proje ile ilgili ne düşünüyor?

13 Nisan 2021 Salı, 16:11
Kanal İstanbul kimler için ne ifade ediyor?
Abone Ol google-news

İstanbul Boğazı’nın batısına ‘yeni ve yapay bir boğaz’ inşa edilmesini öngören Kanal İstanbul projesi bir kez daha dikkatleri Türkiye’ye çevirdi.

AKP iktidarı, proje hayata geçirildiği takdirde İstanbul Boğazı’nın trafik yükünün azalacağını, Boğaz’ın daha güvenli hale geleceğini öne sürüyor. Muhalefet ise 8,300 hektar alanın ranta açılacağını; bundan en çok iktidar çevrelerinin nemalanacağını, 134 milyon metrekare tarım alanının, barajların ve göllerin yok olacağını vurguluyor; eko sistemin büyük zarar göreceğinin özellikle altını çiziyor.

Peki, sık sık Türk Boğazlarından geçişi Montrö engeline takılan NATO üyesi ABD, dört eski müttefikini NATO’ya kaptıran, bugün Karadeniz’deki varlığını korumaya çalışan Rusya ve içinde bulunduğumuz ‘Asya Yüzyılı’nın en kapsamlı projesi ‘Bir Kuşak Bir Yol’un sahibi Çin gibi ülkeler proje ilgili ne düşünüyor ne gibi girişimlerde bulunuyor?

Sizler için derledik:

ABD İÇİN KANAL İSTANBUL: MONTRÖ’YÜ DELMEK İÇİN BİR FIRSAT

Türkiye’nin, 'Türk Boğazları' üzerindeki egemenliğini düzenleyen 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi'nin bir konusu olan Kanal İstanbul, en büyük rakiplerinden biri olan Rusya’ya karşı Karadeniz'deki varlığını artırmaya çalışan ABD'nin yakından takip ettiği bir proje.

Kamuoyunun gündemine oturan ‘Amiraller Bildirisi’nin imzacılarından Emekli Koramiral Atilla Kıyat 2019’da Sputnik’e demecinde, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’in, bundan 10 yıl önce kendisine Montrö'yü delme teklifinde bulunduğunu söylemişti.

Aynı Büyükelçilik, Temmuz 2020’de Karadeniz’de gerçekleştirilen ‘Sea Breeze’ tatbikatının ardından sosyal medyadan paylaştığı bir iletiyi, “Karadeniz'in dünyanın tüm milletlerine açık ve serbest olması umuduyla…” ifadeleri ile bitirdi. ABD’nin serbestliğini kısıtlayan tek engel Büyükelçi Jeffrey’in, “Biz (Türkiye ve ABD) istedikten sonra kimse bir şey yapamaz” dediği Montrö’ydü.

ABD Donanması 2008 yılında, Rusya ile Gürcistan arasında Güney Osetya ihtilafından kaynaklanan savaşa müdahale etmek için Türkiye’den Karadeniz’e giriş izni istemişti. Ancak Türkiye Montrö sözleşmesini öne sürerek ABD’ye istediği izni vermedi.

Sözleşmeye göre, Türk Boğazlarından bir gün içinde geçecek askeri gemilerin kıyıdaş olsun ya da olmasın toplam tonajının 15 bin tonu aşmaması gerekiyor ve her ne sebeple olursa olsun Karadeniz'e kıyıdaş olmayan ülkelere ait savaş gemileri bu denizde 21 günden fazla kalamıyor.

Karadeniz’deki varlığını artırmak için her türlü fırsatı değerlendiren ABD, Kanal İstanbul projesini yakından takip ediyor…

RUSYA İÇİN KANAL İSTANBUL: MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİ

Nisan ayı başında Rossiya 24’e konuşan Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, konuya ilişkin demecinde, "Bu her şeyden önce Türk hükümetinin meselesi. Burada Türkiye topraklarında ve Türkiye'nin imkanlarıyla gerçekleştirilecek bir ekonomi projesi söz konusu" dedi ve ekledi, “Kanal İstanbuL, Montrö Sözleşmesi'nin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; kıyıdaş olmayan ülkelerin, Karadeniz'de bulunan savaş gemilerinin toplam tonajına ilişkin kısıtlamaları hiçbir şekilde değiştirmez … Montrö Sözleşmesi'nin değiştirilmesi söz konusu değil. Bu, Karadeniz'de bölgesel güvenliğin sağlanması açısından önemli ve mihenk taşıdır. Rusya, bu sözleşmeyi böyle görüyor" ifadelerine yer verdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin alternatifi bulunmadığını vurgulayarak, "İlgili tüm devletlerin buna sorumluluk bilinciyle yaklaşacağını umuyoruz. Elbette bu konuda Türkiye, özel bir role sahip" ifadelerini kullandı.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümleri uyarınca belirlenen Boğazlar rejiminin korunmasının önemini vurguladığı belirtildi.

Moskova’nın etkili Stratejik Kültür Vakfı için düzenli yazılar kaleme alan Aleksey Baliyev’e göre Kanal Istanbul, Karadeniz’e kıyısı olan devletleri Moskova'dan uzaklaşmaya teşvik edecek ve Rusya'nın ulusal güvenliğini şiddetli bir şekilde tehdit edecek. Rus yetkililer ve yorumcular bu endişeleri uzun süredir dile getiriyorlar, ancak Erdoğan’ın son açıklamaları ile açıkça paniğe kapıldılar. Baliyev’e göre “Kanal İstanbul, Türkler aksini söylese de Kuzey Atlantik İttifakı’nın Karadeniz’deki rolünü genişletmekten başka bir şeyle ilgili değil…”

Fehim Taştekin, Al Monitör’deki yazısında, Nezavisimaya Gazeta’da yer alan şu çarpıcı anektodu hatırlatıyor: “Kanal İstanbul’la birlikte Boğazlarda 1913’lerdeki duruma dönülecek. O vakit Osmanlı İmparatorluğu kendi takdirine bağlı olarak yabancı gemilerin Karadeniz'e girmesine izin verebilir veya vermeyebilirdi. Bu durum çok sayıda Rus-Türk savaşının nedenlerinden biriydi…”

ÇİN İÇİN KANAL İSTANBUL: İŞTAH KABARTAN YATIRIMLAR

Cumhuriyet’ten Jale Özgentürk’ün haberine göre, Kanal İstanbul’un inşası için bugün dört teklif gündemde ve bu firmaların tümü Çinli. Türkiye’nin, Çin’e ait ‘Bir Kuşak Bir Yol’ projesinin önemli bir ayağını oluşturduğunu ifade eden Özgentürk’e göre, “Üçüncü köprüye yatırım yapan Çin’in orada kalmayacağı belliydi.” İstanbul Havalimanı ve diğer mega projelerle ilgilenen Çin’in tüm gücüyle Türkiye’ye tam gücüyle yerleşmeye başladığının altını çizen Özgentürk’e göre Çin bizzat Kanal İstanbul’un inşasını üstlenmek istiyor.

Sözcü’den Serpil Yılmaz’a göre ise finansman konusunda Çin bankası ICBC Turkey ve Hong Kong merkezli HSBC’nin adı geçiyor. Yılmaz, HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı'nın, “Kanal İstanbul’un, Rusya'yı Kuşak ve Yol Projesi'ne dâhil etmede önemli bir rol oynaması bekleniyor” dediğini aktarıyor. 

Fehim Taştekin’e göre ise “Ankara, Kanal İstanbul’u Montrö’yü delecek bir proje olarak konumlandırıp bununla ABD’ye yaklaşmayı hedefliyor. Fakat bunu yaparken Washington’ın en büyük tehdit sayıp ihata etmeye çalıştığı Çin’e Avrupa ve Asya kıtalarının buluşma noktasında jeostratejik avantajlar sunmuş oluyor…” 

NATO İÇİN KANAL İSTANBUL…

NATO Vakfı internet sitesinde, Siyaset Bilimci Nuray Atmaca imzası ile çıkan bir makaleye göre, Montrö Sözleşmesi, 21. yüzyıl Türkiye'sini denizlerdeki ulusal egemenlik haklarından hâlâ mahrum bırakmakta. Dolayısıyla, Türkiye’nin küresel güçler arasında yer arayan bölgesel bir güç olma arzusuyla bağdaşmamakta (...) Kanal'ın inşası ile birlikte bu önemli nokta üzerinde münhasır bir yetkiye sahip olacak olan Türkiye'nin jeopolitik gücü artacak.

Atmaca'ya göre Ankara, "Montrö'ye ilişkin yeni bir müzakere zemini hazırlayacak ulusal ve uluslararası güce sahip olmadığından, Kanal İstanbul'un inşası ile uluslararası toplumu bir oldu bitti ile karşı karşıya getirerek bu tartışmayı atlamayı hedefliyor."

Bütün bu detaylar arasında, Rusya’nın Karadeniz’deki önemli rakibi Ukrayna ile karlı savunma anlaşmaları yapan, bundan dolayı Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov tarafından sert bir dille eleştirilen Türkiye’nin, NATO’nun Rusya’ya karşı oluşturduğu, Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’nin (VJTF) komutasını üslenmiş olduğunu da belirtmekte fayda var.