Kararnamede 12 Eylül yetkileri

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Devlet Denetleme Kurulu’na sendika ve meslek örgütü yöneticilerini görevden alma yetkisi verilmesine tepkiler yükseliyor. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “DDK’ye 12 Eylül yetkileri verildi” derken TMMOB Başkanı Emin Koramaz, “Denge, fren mekanizması tamamen kaldırıldı” diye konuştu.

16 Temmuz 2018 Pazartesi, 22:20
Abone Ol google-news

 

DDK’ye tanınan yetkiler sendikal hakların tırpanlanmasına neden olabilir.

Pazar günü yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle yeni görevleri tanımlanan Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK), kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda da, her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilmesine olanak tanındı. Kararname ile denetim ve soruşturma gruplarının başkanlığını yürüten kurul üyesine (grup başkanı) yeni yetkiler de verildi. Grup başkanı denetlemeler sırasında “denetimi güçleştiren veya engeleyen davranışlarda bulunan, görevde kalması halinde kamu zararını artıracağı anlaşılan, suç delillerini karartacağı anlaşılan, kamu hizmetinin gerekleri yönünden görevi başında kalmasında sakınca görülen”, her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında, görevden uzaklaştırma tedbiri uygulayabilecek. Uzaklaştırma gerekçesinin ortadan kalkması, suç işlendiğinin belirlenememesi veya disiplin yönünden başka bir ceza önerilmesi halinde ise görevden uzaklaştırılan kişi, atamaya yetkili amir tarafından derhal görevine başlatılacak. Sendikalar ve meslek örgütlerinin bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:

-DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu: DDK’ye 12 Eylül yetkileri verildi. Sendikalar, meslek örgütleri ve dernekler Cumhurbaşkanlığı vesayeti altına alınıyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle (CBK) DDK’ye demokratik hukuk devletiyle bağdaşmayacak keyfi yetkiler tanındı. Sendikalar, meslek örgütleri, dernekler ve vakıflar adeta Cumhurbaşkanlığı bürolarına dönüşebilecek, sendikaların her türlü belge ve bilgileri hiçbir sınırlama olmaksızın idari bir birim olan ve yargısal niteliği olmayan DDK tarafından denetlenecek ve sendikalar ile meslek örgütlerinin seçilmiş yöneticileri görevlerinden uzaklaştırılabilecektir.

DDK’ye verilen yetkiler anayasaya, ILO sözleşmelerine ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na aykırıdır. 5 Numaralı CBK ile adeta yetki gaspı yapılmış ve TBMM’nin yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından keyfi olarak kullanılmıştır. Anayasanın 51. maddesine göre sendika kurma hakkı ancak kanunla düzenlenebilir. Sendikaların denetimi sendikaların denetim kurulları ve yeminli mali müşavirler tarafından yapılır. Sendikalar 5 numaralı CBK ile düzenlenen DDK’nin yetki alanından derhal çıkarılmalıdır.

-Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Emin Koramaz: Bu şekilde çıkarılmış kararnamenin, özellikle OHAL döneminde son iki yılda tesis edilen baskıcı ortam düşünüldüğünde meslek kuruluşları, dernekler ve sendikalar üzerinde sürekli baskı tesis etmenin, yıldırmanın, sindirmenin bir aracı olarak kullanılmasından endişe ediyorum. Anayasa değişikliği ile yargının ve Meclis’in büyük ölçüde etkinliğini yitirmesi, güçler ayrılığı ilkesinin büyük ölçüde ortadan kaldırılması ile birlikte düşünüldüğünde rejimde denge, fren mekanizmalarının tamamen ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili mesleki girişimlerde ve mesleki denetimlerde bulunmak için anayasanın 135. maddesiyle yetkilendirilmişlerdir. Bu kurumların anayasal görevlerini yapamaz noktaya getirilmesi, özellikle teknik projelerde kamunun uğradığı zararların artmasına neden olacaktır.

‘Örtülü OHAL’

-Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Sinan Adıyaman: 18 Temmuz akşamı OHAL kalkacak. OHAL’in kaldırılmasının ardından OHAL uygulaması belirsiz yetkilendirme ile DDK eliyle sürdürülecek. ‘OHAL kaldırılıyor’ deniliyor ama OHAL anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olmasına karşın DDK ile devam edecek. Buna karşı bir itiraz mercii de yok. Dolayısıyla OHAL gizli şekilde, örtülü şekilde devam edecek. Bunların da özelikle demokratik muhalet hakkını kullanan demokratik kitle örgütleri, meslek örgütleri üzerinde baskı aracı olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.