Katırlar intihar eder mi?

Şırnak Valisi Roboski’de ölen katırlar için “Silah sesinden korkup dağdan atlayarak öldüler” dedi. CHP milletvekili Melda Onur, yaralı katırları kurtarma eylemine katıldı.

17 Nisan 2015 Cuma, 03:11
Abone Ol google-news

“Kaçakçılık suçtur, bunda hemfikir miyiz. O halde gidin köylülere bunun suç olduğunu anlatın, ikna edin, kaçakçılık yapmasınlar.”

Şırnak Valisi Ali İhsan Su’nun makamında bulunduğumuz yaklaşık 30 dakikalık sürede, valinin en az 10-15 kere tekrar ettiği bu cümleden, devletin ikna yönteminin “imha yöntemi” olacağını anlamış olduk. İzmir, Muğla, Kocaeli, İstanbul, Almanya, Van, Bingöl, Bitlis, Gaziantep, Diyarbakır’dan gelmiş hayvan hakları aktivistlerinin dilinden konuşmasını zaten beklemediğimiz bir bürokratın, sadece kendi dilini kullanmakta diretmesi de devlet-bölge halkı arasındaki körler sağırlar diyaloğunun bir kamu spotu gibiydi.

Ofisinin en nadide köşesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun portresini yerleştirmiş olan Şırnak Valisi bize çok tanıdık gelen bir değerlendirmeyle “Katırlar silah sesinden korkup dağdan düşerek öldüler” dedi. Boyunlarından vurularak öldürülmüş hayvanların fotoğrafları hafızamıza kazılı, devletten bekleyeceğimiz son yardım eli için “Peki Sayın Vali, yaralı hayvanlar, ulaşılamayan hayvanların kurtarılması, taşınması için yardımcı olur musunuz” sorumuzun yanıtı kesin bir dille “Bölgede hiç yaralı hayvan yok, olanların da tedavisi yapıldı” oldu.

Şırnak Orman İl ve Tarım İl Müdürlükleri’nde muhatap bulabildiğimiz tek personelin ofis memuru, güvenlik, çaycı olmasıyla bir hayli hızlı yürüyen temaslarımızın son durağı olan Şırnak Tümen Komutanlığı’nda “Vali ne dediyse doğrudur” cevabını da alıp kendi göbeğimizi vatandaşın yardımıyla kesmek üzere Roboski’ye yola çıktık.

Katır operasyonu

23 Mart günü civar karakollardan gelen keskin nişancıların kanaslarla gerçekleştirdiği “Katır Operasyonu”nun tanıkları, yani bizzat yanlarında katırları vurulan köylüler “Birdenbire üzerimize ateş açıldı, yanımızda, üzerinde oturduğumuz katırlar vurulmaya başlandı. 14 yaşında bir çocuk da vardı (Roboski’de öldürülen Sehmi Encü’nün oğlundan söz ediyor). Hayvanların bazıları yaralı kaldı, müdahale edemiyorduk, ateşi kesmiyorlardı. Ateş ederek bizi uzaklaştırdılar” diye anlatıyorlardı.

İHD’nin yaptığı çalışma ve tanıkların ifadelerine göre 25 kadar katırın 15’i o sırada ölüyor. Diğerlerini takip eden asker yakalayıp infaz ediyor ya da kovalanan hayvanların bazıları dağdan yuvarlanıyorlar. Şırnak Valisi bunu kastediyor olmalı. Bir diğer köylü “Damadım oradaydı, 3 katırı vuruldu, ceketini de kurşun sıyırmış” diyordu.

Yaralı, boyunlarından, bedenlerinden vurulmuş ya da kaçarken düşüp yaralanmış 8 katıra veteriner arkadaşlarımız müdahale etti. Dağda 3 haftadır tek başına bedenini delen kurşun yarasıyla yaşamaya çalışan katır Sarı’yı, traktörle getirdik. Yolda, köylünün yayla diye çıktığı ama bir süredir askerlerin girişlerine izin vermediğini söyledikleri arazide, kesilen kurutulan meyve ağaçlarını gördük. Leş olmaya bırakılan katır ölülerini de... Bir de Roboski’den sağ kurtulan katır Maviş vardı yolda. O da boynundan vurulmuş ölmüş.

Gerekçe sağlık mı, kaçakçılık mı?

Bu kısa yürüyüşte anlatılanları, komutanlarla, askerlerle olan diyalogları yazasım yok. Ama bu katırların vurulmasında Yüksekova’daki gerekçe ile Uludere’deki gerekçelerin birbirine karıştığı bir bulanık gerçek var. “Hayvanlar bir suç olan kaçakçılıkta kullanılıyor, bu hayvan haklarına da aykırı” diyen valinin sözlerini ve katırların onurunu kurtarmak için vuran devlet aklını bir kenara koyup, kafamıza takılan gerçek sebebe ulaşmaya çalışalım:

Gerekçe: Katırlar sağlık sorunu yaratabilir, sınır ötesine gidip geliyorlar, hastalık taşıyabilirler.

Oysa 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 4. maddesinde, “Bulaşıcı hayvan hastalıklarının kontrolü ve yükümlülükler” başlığında böyle bir itlaf hükmü yok.

Gerekçe: Katırlar saldırgan ve tehlikeliydi....

Oysa 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’na ve ilgili yönetmelikte böyle bir itlaf şekli yok.

Gerekçe: Katırlar kaçakçılıkta kullanılıyor.

İyi de, katırların öldürülmesine gerekçe olacak hiçbir hukuki dayanak yok; bir de üstüne üstlük sahipli hayvanı öldürenlerin Kabahatler Kanunu gereği katır başına para ödemesi gerekiyor.

Katır bahane, Ağrı şahane

Vatandaşlar bir süredir bölgede asker sayısının arttığını iddia ediyorlar. Bir vatandaş dağlardaki küçük çadırları işaret ederek, “Buralarda taş çatlasa 30-40 asker olurdu. Bir süredir 200-250 askere çıktı” iddiasında bulundu. Köylünün tapulu arazilerine ve yayla olarak kullandıkları ortak alana çıktığında askerler tarafından engellendiğini belirten vatandaşlar, “Bir süredir böyle, tedirginiz” dediler. Roboski bombalamasının Alay Komutanı’nın Şırnak Tümen Komutanlığı’na getirilmesi, zaten halkı huzursuz etmiş. Bir de Roboski’de takipsizlik olup “Emri kimin verdiği” ortaya çıkmayınca umutsuzluk hâkim olmuş.

Katır öldürmeler bu bölgede yeni değil. 2008’e dair askerlerin 12 katırı makineli tüfeklerle tarayarak infaz edişlerinin görüntüsü var. Daha öncesine dair hikâyeler de anlatılıyor. İsimleri ile hitap ettikleri falanca albay, filanca komutan döneminde ahırlardan çıkarılıp sınır bölgesine götürülüp infaz edilen katırlar var. Bitmemiş işte kaçak... Demek ki katır vurmak Kaçakçılıkla Mücadele İçin Eylem Planı (varsa eğer öyle bir şey) için doğru bir yol değil.

Barış süreci, çözüm süreci eylem planının da içeriğini bilmediğimiz için bu katırların vurulmasının sürecin neresine tekabül ettiğini tespit edemiyoruz. Ama buradaki vatandaşlar Ağrı olayını da dikkatle izliyor ve tedirginler. Bir tanesi şu iddiada bulundu: “Burada ne zaman katırları vurmaya başlasalar arkasından daha büyük operasyonlar oldu.” İddia o ki, bir tür gözdağı olarak algılanan diyaloglar geçmiş. Ben demiyorum köylü diyor, varsa araştırılsın. Olayın diğer tarafı olan devletin sözcüsü Vali’nin açıklaması malum. TSK katır vurma emrinin kimin tarafından verildiği ve hukuki gerekçesini ortaya koymazsa bu şaibeler ortadan kalkmaz.

Ama benim aklıma takılan şu “vurulan katırlar zamanı” oldu. Sınırı geçerken donmasın diye suyuna alkol katılan “sarhoş atlar zamanı”na son vermenin yolu, “vurulan katırlar zamanı” başlatmak olmasa gerek.