'Kılıçdaroğlu 'ulusalcılar beni yer' diye korkuyor'

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişte Kürt-Alevi kimliğini sakladığını iddia ederek "Çünkü 'CHP'de ulusalcılar beni yer' diye korkuyor" dedi.

30 Kasım 2011 Çarşamba, 12:32
Abone Ol google-news

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik AKP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. Çelik CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmalara sert tepki gösterirken, Dersim Olaylarına ilişkin tartışmalara değindi. Çelik Kılıçdaroğlu'nun Başbakan'a yönelik "yalancı" yakıştırmasını "Bunlar halkın gözünün içine baka baka söylenen şeyler. Efendim bu namus, şeref kavramları bu kadar ayağı mı düştü? Bir de bir üslup geliştirdiler. Başbakana 'Recep Bey' diye başladı, 'sen, yüreğin yetiyorsa, adam gibi adamsan, şerefliysen, namusluysan' diye başlayan cümleler... Bunlar siyasette sahibini küçülten laflardır. Siyasetin bir nezaketi vardır. Siyasetin bir ciddiyeti vardır. Bunu yaptığınız zaman siyaset kurumuna zarar verirsiniz, kendinize ve partinize zarar verirsiniz. Kem söz, sahibine aittir, söyleyenin ağzını kirletir. Bunu defalarca söyledik ama ne yazık ki bunları söylemeye devam ediyorlar" sözleriyle eleştirdi.

Çelik Kılıçdaroğlu'nun 'Başbakan soy sop meselesini gündeme getiriyor' sözlerine ise şöyle yanıt verdi: "Bizim kimsenin soyu sopu ile derdimiz yok arkadaşlar. Soy, sop milliyetçiliği yapmayı en hafifinden basitlik ve hafiflik olarak kabul ederiz. Bizim defterimizde böyle bir şey olmaz, bizim kitabımızda soy sop milliyetçiliği yapmak, onun bunun soyuyla, sopuyla, diniyle, mezhebiyle ilgilenmek yoktur. Sayın Başbakanımızın da benim de söylediğimiz şey şudur: Kendi kendine karşı dürüst olmayan bir lider, halkına karşı dürüst olamaz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun, Türk olması, Kürt olması, Çerkez olması, Laz olması bizi hiç ilgilendirmiyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Sünni, Alevi olması da bizi ilgilendirmiyor ama Dersim'li Kürt Alevi bir aileden olan Sayın Kılıçdaroğlu, 'Ben Türkmenim' diye ortaya çıktı. Niçin? Çünkü 'CHP'de ulusalcılar beni yer' diye korkuyor. Bu korkuların, tabuların atıldığı bir Türkiye olması gerekiyor. Bakın ilk defa gayrimüslim vatandaşlar, Kürt vatandaşlar, Alevi vatandaşlar, AK Parti döneminde çok rahatlıkla göğüslerini gere gere, Ermeni 'ben Ermeniyim' diyor, Kürt 'Ben Kürdüm' diyor, Alevi 'Ben Aleviyim' diyor, herkes mensubiyeti ve aidiyeti ile utanmayacak bir ortamın oluşması gerekiyor, herkesin buna hakkı vardır. Bizim kimsenin soyu sopuyla derdimiz yok. Sayın Başbakan şunu söylüyor; 'Dersim meselesi bizatihi senin dedelerinin muhatap olduğu bir meseledir, senin bir Dersimli olarak, CHP Genel Başkanı olman bunun için bir fırsattır. İnsanlar hata yapabildiği gibi kadrolar organizasyonlar da hata yapabilir. Hatadan dönmek bir erdemdir. Özür dilemek bir erdemdir. Bu sizi küçültmez ama maalesef sayın genel başkanın bu haline acıyorum."
 

'Babanızın borçları da sizin hesabınızdır'

AKP Sözcüsü Çelik, CHP Liderine Dersim Olaylarına ilişkin özür dilemeye yönelik çağrıda bulunurken Kılıçdaroğlu'nun "Efendim o zaman başka parti mi vardı" sözlerini anımsattı. Çelik "Ama siz o zihniyetin bir devamısınız. Eğer siz bir babanın varisi iseniz, yani mirasçısıysanız onun alacaklarına da borçlarına da varis olursunuz. 'Ben babamın alacakları ile ilgileniyorum ama borçları beni ilgilendirmez' diyene 'ahmak' derler. Babanızın alacakları da sizin defterinizde, sizin hesabınızdadır, borçları da sizin hesabınızdadır. 'Biz cumhuriyeti kuran partiyiz' diye övüneceksiniz ama cumhuriyeti kuran partinin iyilikleri söz konusu olacaksa buradan nemalanmaya kalkışacaksınız, fakat o partinin yaptığı hatalar bizim hatalarımız değil... Sevaplar bize aittir, yanlışlar bize ait değil' diyeceksiniz. Bu kendi başına çok büyük çelişkidir. Bunu kabul etmek mümkün değil" diye konuştu.
 

'Hangi sözü verdik de yerine getirmedik?'

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutuklu milletvekilleri ile ilgili hükümeti göreve çağırmasına tepki gösterdi. Çelik bir ülkede yargı bağımsız değilse yargı siyasi erkin hegemonyası altındaysa orada adaletten söz edilemeyeceğine vurgu yaparak "Türkiye güçler ayrılığı prensibini benimsemiştir. Oldum olası hepimiz yargının siyasallaşmasından şikayet ederiz. Ak Parti bugün de yargının siyasallaşmamasını söylüyor. Sanıyorum Sayın Kılıçdaroğlu tek partili dönemle bu dönemi birbirine karıştırıyor. Ve Sayın Başbakan'a yönelik olarak diyor ki 'Bizim kitabımızda söz namustur. Verdiğiniz sözü tutun' diyor. Bir taraftan hükümetin yargıya müdahale ettiğinden bir taraftan yargının vesayet altında olduğundan söz edeceksiniz. Bir taraftan da adeta Sayın Başbakan'a 'talimat verin bunlar çıksınlar' gibi bir teklifte bulunacaksınız. Bu çok çelişkili bir duruştur. Kabul edilebilir bir tavır değildir" dedi.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun bir televizyon programında tutuklu vekiller serbest kalmadığı sürece TBMM'de yemin etmeyeceklerine dair açıklamaları da anımsatarak şunları söyledi: "Fakat CHP'liler baktılar ki çıkmaz bir yola girdiler, bir çukura düştüler ve bizim kendilerine bir ip atmamızı istediler. Ama atan ip halat olmasa pamuk ipliği bile olsa ona tutunup çıkmak istiyorlardı. Çünkü partisi içerisinden kendisine ve yönetime yönelik çok büyük eleştiriler aldılar. Bunun üzerine çıkış yolları arandı. Netice itibariyle bizim grup yöneticileri ile görüşmeler yapıldı. Kamuoyuna açıklanan bir metin hazırlandı. Burada AK Parti hangi sözü verdi de yerine getirmedi? Yargının yerine kendimizi koyarak Sayın Balbay ve Sayın Haberal'ı diğerlerinden ayırın, bunları çıkarın şu da kalabilir, bu da kalabilir ama şunları serbest bırakın böyle bir şey olabilir mi? Sayın KIlıçdaroğlu Sayın Başbakanı tek parti dönemi başbakanları ile karıştırıyor. O zaman bunlar oluyordu. Çünkü militan yargı vardı o zaman. CHP'nin şekillendirdiği militan bir yargı vardı. Ama bugün bundan söz edemezsiniz. Kılıçdaroğlu'na 12 Haziran seçimlerinden önce 'Siz Ergenekon'dan tutuklu bulunan bazı insanları aday yapıyorsunuz. Yargı bunları bırakmazsa ne diyeceksiniz' diye soruldu. 'Yargının kararına saygılı olacağız' dedi. Peki bile bile lades yapmışsanız, bu kararı kendiniz vermişseniz şimdi bunu AK Parti'nin çözmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Dolayısıyla kimse bizden yargıya müdahale, kimse bizden yargı üzerinde vesayet oluşturma beklemesin. Sayın Kılıçdaroğlu Sayın Başbakan'a çıktı dedi ki 'Yalancıdan başbakan olmaz'. Doğru yalancıdan başbakan olmaz, ana muhalefet lideri de olmaz, siyasi parti genel başkanı olmaz, olmamalı. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Başbakan'a yalancı dedi. Ben Nefi'nin sözüyle Sayın Kılıçdaroğlu'na cevap veriyorum. Nefi diyor ki Müftü Efendi bize kafir demiş, varsın ben ona Müslüman diyeyim. Yarın Mahşer gününde o da çıkar yalancı, bende çıkarım yalancı.' Buradaki incelik herhalde çok açık değil mi?"
 

'Şamaroğlanı değiliz'

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Dersim Olayları'na ilişkin sözleri ve Türk Milleti'nin kötülendiği değerlendirmelerine yanıt verdi. Çelik "Sayın Bahçeli, savaş hukuku diye birşey var, siz eğer birilerini bir yere doldurup oraya zehir bombası atarsanız bu savaş suçudur. Güneydoğu'da vatandaşa dışkıyı Türk milleti yedirmedi, eğer siz terörle mücadele ediyorum diye köyleri yakarsanız, on binlerce insanı öldürürseniz faili meçhul cinayet işlersiniz. Terörle mücadele dün devam etti, bugünde devam edecek ancak hukuk içerisinde terörle mücadele edilecek. İnsanımızın gönlünü kazanmadan terörle mücadele falan da yapamazsınız" dedi.

Bahçeli'nin kendilerini bölücü olmakla itham ettiği dönemde milletvekili sayısında düşüş yaşadığını da sözlerine ekleyen Çelik "Bunları söylediniz ama halk bunlara prim vermiyor. Bir partinin, devlet gücünü kullanan devlet içerisinde ki bazı çetelerin yaptıklarını Türk milletine aksetmek doğrusunu isterseniz bizim muhalefete hastır. Ben CHP'ye seslenmek istiyorum bu derin devlet reflekslerinizi başka zamanlara saklayın, biz verdiğimiz sözde dururuz bize yalancı diyenleri biz millete havale ederiz ve millet ona göre bir not, ders verir. Dün Genel başkanları dinlerken hayretler içerisinde kaldım, netice itibariyle biz hoşgörümüzü gösterdik, göstermeye devam edeceğiz ancak kimsenin şamaroğlanı olmadığımızı da bilmeleri gerekir" diye konuştu.
 

Başbakan'ın sağlık durumu

Çelik açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Başbakan Erdoğan'ın geçirdiği operasyon ve sağlık durumuna ilişkin bir soruya Çelik "Başbakanımız şuanda dinleniyor, ülkenin yönetimine tekrar döneceğine inanıyoruz. Başbakanımız biliyorsunuz rahat durmaz orada da çeşitli çalışmalar yapıyor dinlenirken, biran önce sağlığına kavuşmasını diliyorum" yanıtını verdi. Çelik ayrıca operasyonun aniden gerçekleşmediğini, planlı bir tedavi olduğunu da sözlerine ekledi.
 

'Van'da okulların 5 Aralık'ta açılacağına inanmıyorum'

Çelik art arda deprem felaketleri yaşanan Van'da okulların ne zaman açılacağına yönelik bir soruyu da yanıtladı. Çelik "Bu gece yarısından sonra Van'da 5.0 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi bu deprem şiddetli hissedildi, gittikçe yüzeye yaklaşan depremler var. Bu daha yüzeyde bir depremdi, bu depremlerin hissedilmesi yüzeye yakın olunca daha çok hissediliyor. Ben açıkçası okulların yakın zamanda açılacağına inanmıyorum. Buna kadar verecek ben değilim tabi ki Milli Eğitim Bakanı ve hükümetimiz buna karar verecek, benim şahsi gözlemlerin sonucu 5 Aralık'ta okulların açılabileceğine inanmıyorum" dedi.

Öte yandan MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Dersim açıklamaları ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nın isminin değiştirileceği iddialarına ise Çelik "Biz kesinlikle Sayın Bahçeli ve onun temsil ettiği zihniyetle aynı şeyi düşünmüyoruz, ister başkaldırı deyin ister isyan, bu sizin beli bükülmüş ihtiyar kişileri katletmenizi gerektirmez. Türkiye'de yapılması gereken başka şeyler var. 60 darbesini yapanlar herhalde devlet erkini kullandılar. Bize anayasa bayramları bile kutlattılar, Hasan Polatkan, Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi, devlet onların ailelerinden özür diledi" şeklinde yanıt verdi.