Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret, Rüşvet ağındaki Emniyet müdürü

12 Mart’ta İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün, “Solculara karşı kahramanca mücadele ettiği gerekçesiyle” Balcı hakkındaki iddiaların soruşturma dosyasından çıkarılması için emir veriyor. 12 Eylül dönemindeki soruşturmada ise tanıklar ifadelerini sonradan geri alınca bir kez daha ceza almaktan kurtuluyor.

27 Mayıs 2021 Perşembe, 02:00
Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret, Rüşvet ağındaki Emniyet müdürü
Abone Ol google-news

Babalar Operasyonu kapsamında 1 Mart 1984 günü İstanbul’daki adresinde yakalanarak Ankara’ya getirilen Dündar Kılıç, adının karıştığı kaçakçılık olayları ile ilgili işbirliği yaptığı ve rüşvet verdiği isimleri ifadesinde tek tek sıralamıştı. Kılıç, ifadesinde, tahsissiz demir, sac, kalay gibi maddeleri kaçak olarak yurda soktuklarını, kumarhane işlettiğini, bu işleri Hüseyin Cevahiroğlu ve gazinocu Fahrettin Aslan’la birlikte yaptığını itiraf etmiş ve bu yasadışı işlere göz yumması karşılığında da Emniyet Müdürü Şükrü Balcı’ya düzenli olarak gazinocu Fahrettin Aslan üzerinden rüşvet verdiklerini açıkladı. 

Kılıç’ın ifadesinden sonra  Hüseyin Cevahiroğlu ile kokain satmak suçundan, diğer sanık Fahrettin Aslan, yakalanarak Ankara’ya getirildi. 

Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan’da Maçka Kadınlar Kulübü’nden ortağı Dündar Kılıç’ın iddialarını ifadesinde teyit etti. Aslan, Balcı’yla işadamları arasındaki rüşvet ağını şöyle anlatıyordu:

“Yahudi asıllı Cebra döviz transferi ve hammadde temini için İstanbul’daki işadamlarından dövizleri toplar, Albert Damas da yurtdışından bu şahıslara hammadde gönderirdi. Bu şahısların gayri kanuni işlerle uğraştığını duyan İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı bu şahıslarla gizlice temasa geçerek, yasadışı işlerini örtbas etmek için 25 milyon TL İstemiş. Cebra yanıma gelerek Şükrü Balcı’ya verilmek üzere 25 milyon TL bırakacağını söyledi. Cebra aynı gün yazıhaneme gelerek bir naylon torba içerisindeki 25 milyon TL bıraktı. Bu paradan 5 milyonunu alıp geriye kalan 20 milyonu yazıhaneme gelen Şükrü Balcı’nın adamı olan Bayram adlı kişiye teslim ettim.”

RÜŞVET ÇARKI

Şükrü Balcı’ya kumarhane olarak işletilen kulüplerin de her ay düzenli ödeme yaptığını açıklayan Fahrettin Aslan, kumar rüşveti işleyişini de şöyle aktarıyordu:

“İstanbul Maçka’da bulunan Kadınlar Kulübü’nün ortağı olmam nedeniyle 1981-1982 yılları arasında kış sezonlarında her ay kulübün ortakları arasında hisse oranlarına göre toplanan birer milyon TL parayı Şükrü Balcı’ya verirdik. Ayrıca Polo adıyla ve bir dernek olarak 12 Eylül 1980 harekâtına kadar faaliyet gösteren ve ortağı olduğum bu yerden de kulübe ortak bütün şahıslardan hisse oranlarına göre her ay birer milyon para toplanıp, bu parayı bizzat ben Şükrü Balcı’ya teslim ederdim. Rüşvet paralarını ‘Güneş’ rumuzu ile kayda geçerdik.

İstanbul’da 50 milyon TL masraf yaparak bütün kanuni formaliteleri tamam olmasına rağmen ruhsatı için müracaat ettiğimde Şükrü Balcı benden 5 milyon lira rüşvet istedi. Bu parayı vermek istemedim ancak, ruhsatı alamayınca 5 milyon TL rüşvet olarak Şükrü Balcı’ya vererek ruhsatı alabildim.”

BALCI’YA GURBETTE ZIRHLI OTO HARACI

Hakkında rüşvet iddiaları ayyuka çıkan Şükrü Balcı, 1983 yılında Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD’ye güvenlik ataşesi olarak atanır. Balcı’ya her ay düzenli rüşvet ödeyen babalar, ona “güle güle” demek üzere makamına giderler. Balcı, kendisini ziyarete gelen mafya üyelerine, “İstanbul’a önce Trafik Şube Müdürü, sonra 1.Şube Müdürü, bilahare İstanbul Emniyet Müdür Muavini ve en son olarak İstanbul Emniyet Müdürü olarak atandım. Amerika dönüşümde İstanbul’a vali  veya Emniyet Genel Müdürü olarak atanacağım kesin. Bu nedenle şimdilik verilen yeni görevime başlayacağım. Ama, en kısa zamanda İstanbul Valiliği ya da Emniyet Genel Müdürlüğü görevleri nihayet bana verilecektir. O nedenle benimle bağlarınızı koparmayın, gelecekte de birlikte çalışacağız” diye göz dağı vermeyi de ihmal etmemiştir.

KULÜBÜN YÖNETİCİSİ

Balcı’nın verdiği mesajı alan Dündar Kılıç da “Sayın müdürümüze Amerika’da Ermeniler maazzallah suikast falan düzenleyebilirler. Onun için müdürümüze bir zırhlı Mercedes alalım” der. Balcı da güya bu teklifi istemeyerek de olsa kabul etmiş görünür. Zırhlı oto alınması için Dündar Kılıç, 5 milyon TL kendisi, 2.5 milyon TL da orada olmayan ortağı Hüseyin Cevahiroğlu adına parayı verir.

Peki yasadışı kumar oynatılan Maçka Kadınlar Kulübü’nün idari yönetiminde kim vardı?

Tarık Ümit.

Hani şu,  2 Mart 1995’te Erenköy’de özel harekâtçı polisler Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça tarafından kaçırıldıktan sonra ortadan kaybolan, arabası dört gün sonra Silivri yakınlarında Jandarma bölgesinde terk edilmiş olarak bulunan MİT istihbarat elemanı Tarık Ümit. 

Şimdi Tarık Ümit kimdi bir hatırlayalım.

Küçük yaşta ailesini kaybettiği için Almanya’da amcasının yanına gitti. 1968 yılında yurda döndüğünde yeraltı dünyası ile tanıştı. Kendisi gibi Düzceli olan ve adı eroin kaçakçıları arasında geçen Ferda Seven ile ilişki kurdu. Seven’in önerisiyle Dündar Kılıç’ın yanında çalışmaya başladı. 1975’ten itibaren MİT içerisinde görev alan ve1978’de ikinci sınıf uzman olarak teşkilattaki resmi görevine de başlayan Tarık Ümit, “Babalar Operasyonu”nda hakkında uyuşturucu ticaretinden dolayı tanıklık yaptığı için Dündar Kılıç tarafından Zekeriya Ülkücü adlı adamına Tarık Ümit’i vurdurttu. Saldırıdan yaralı kurtulan Tarık Ümit, üç yıl sonra da Mehmet Eymür ve ekibi tarafından oluşturulan MİT raporunun hazırlanmasına katkıda bulunanlar arasında yer aldı.

ALİ BALKANER DE BALCI’YI BESLEMİŞ

12 Eylül 1980 Harekâtı’na kadar faaliyet gösteren Polo adlı kulübün ortakları tarafından hisse oranlarına göre Dr. Hamdi Akça, Necmi Akça, Talat Sadıkoğlu, Mehmet Üstünkaya, Ali Balkaner, Hayrullah Kefeoğlu, Nevzat Köker, Tanju Zarbon, Melih Caculi ve Fahrettin Aslan tarafından kulübün tüzüğünde yazılı olmayan ve oynanması yasak olan oyunlar için aralarında her ay birer milyon TL para toplayarak kumar oynamalarına göz yuman Emniyet Müdürü Şükrü Balcı’ya rüşvet verirler. Bu toplanan para da kulübün ortağı Fahrettin Aslan tarafından Şükrü Balcı’ya teslim edilir. Tefeci Ali Balkanar, demek o yıllarda kumarhane işiyle uğraşıyormuş.

‘SOLCULARA ÇOK DARBE VURDU’

1973 yılında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’nın Mart-1 operasyonu çerçevesinde gözaltına alınarak, MİT ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü’nce sorgulanan Abuzer Uğurlu’nun babası Hüseyin Uğurlu ifadesinde “1972 yılında İstanbul Emniyet 1. Şube Müdürü olan Şükrü Balcı, silah kaçakçılığı ile ilgili olarak gözaltına alındığımda 200 bin TL rüşvet karşılığı beni serbest bıraktırdı. Rüşvet parasını Gümüşsuyu’nda ‘Hacı otomobil galerisi’ sahibi Hacı Mustafa Özkan vasıtasıyla kendisine ilettim” dedi.

Yapılan soruşturma sonucunda Şükrü Balcı’nın Gümüşsuyu’nda Hüseyin Uğurlu ve oğlu Mustafa Uğurlu ile buluşup görüştüğü anlaşılmış, Uğurlu’nun ifadesi Mustafa Uğurlu, Ali Bezal ve Hacı Mustafa Özkan’ın ifadeleriyle de örtüşmüştü..

Balcı hakkında bu kadar iddia varken İstanbul SıkıYönetim Komutanı orgeneral Faik Türün, soruşturmayı yapanları makamına çağırarak İstanbul Emniyet Müdür Muavini Şükrü Balcı’nın aşırı sola karşı çok darbe vurmuş bir kimse olduğunu, yolsuzluklarının duyulması halinde bunun sol mihraklarca istismar edilebileceğini belirterek, Şükrü Balcı ile ilgili kısımların ifadelerden çıkarılmasını ister.  

Şükrü Balcı’nın Mahmut Karaduman ile irtibatı vardır. 1922 Musul doğumlu Mahmut Karaduman silah ve uyuşturucu madde kaçakçılarındandır. Istanbul’da ‘Marmara’ pavyonda fedailik yapmış ‘Karavan’ pavyonu işletmiş bilahare uzun yıllar Beyrut’ta yaşamış daha sonra Türkiye’ye gelerek Vatan Konserveleri’nin sahibi haline gelmiştir. Mahmut Karaduman, Şükrü Balcı ile oğlu Ertuğrul Balcı’ya ait Washington’daki numarasıyla irtibat kurmaktadır. 

MÜDÜRLÜĞÜ RÜŞVETLE ALDI

Ekim 1982 tarihinde Sıkıyönetim Komutanlığı’na gönderilen bir ihbar mektubunda İstanbul’da yaşayan azınlık faaliyetlerini içeren bir ihbar mektubunda Şükrü Balcı hakkında da şu bilgiler veriliyordu:

“Bu şahıs İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü Sadettin Bilgiç’ten 40 milyon peşin ayda 4 milyon aidatla satın almıştır. Türkiye’deki bütün büyük kaçakçılık işlerinde hissesi vardır. Sağ ve sol örgütlere ayırt etmeden silah temin eden Çayırovalı Osman, bu şahsın ortağıdır. Şükrü Balcı, oturduğu evi 7 milyona, boğazdaki mafyanın hediye ettiği köşkü 30 milyona 1978 senesinde satmış, paralarını Amerika’ya transfer etmiştir.”

Şükrü Balcı hakkında Eyüp 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Savcılık iddianamesinde Balcı hakkkında rüşvet, irtikap ve tehdit suçlamalara yer verildi. İddianamede Şükrü Balcı’nın İlyaho Anter’den 20 milyon, iş ortağı İshak Kodrik adına Raif Dinçkök’ten 25 milyon, İshak Sati, Simon Pur, Rone Somek, Daniyel Susar, Stavro Kordemidis ve Raul Kalaliero’dan toplam 45 milyon, Cebra Bildirici’den 20 milyon lira olmak üzere toplanan 115 milyon liranın 27 milyon lirasını yurtdışına  döviz olarak kaçırdıkları, belirli bir para verilmediği takdirde yolsuzlukları ihbar edileceği bildirmek suretiyle irtikap yolu ile menfaat sağladığının anlaşıldığı belirtildi.

AĞAR KARŞILADI

Emniyette Şükrü Balcı’ya rüşvet verdiklerini söyleyen Dündar Kılıç, Hüseyin Cevahiroğlu ve Fahrettin Aslan mahkemede ifadelerini reddettiler. Hatta Dündar Kılıç daha da ileri giderek “Balcı, namuslu adamdır” bile dedi. 

Hakkında dava açılan Şükrü Balcı’dan, görevli olarak bulunduğu Washington’dan yurda dönmesi istendi. Balcı, hakkında soruşturma açılmasına rağmen havalimanında gazetecilere “yıllık iznimi kullanmak için döndüm” diyordu. Havalimanında eski Emniyet Müdürü Balcı’yı kim karşılıyordu peki? Onun izinden giden İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Ağar ile Siyasi Şube Müdürü Mete Altan.